cancanBey's profileMehdi & MesihPhotosBlogListsMore Tools Help

Mehdi & Mesih

DEĞİŞTİR DEDİ TANRI!...

cancanBey

Location
Interests
Kime neyi niçin anlatmak gereği var bilmiyorum, ama yine de merak edecek olanların merakını gidermek adına biraz söz edeyim kendimden;
Tek düze bir hayat yaşıyorum, günlük uğraşılarım sadece ayakta kalabilmek adına yapageldiğim uğraşlar :) Ayakta kalmaya ise sorumlu olduğum insanların selameti için gayret ediyorum. Çalışmak, para aramak :) , yemek, içmek, uyumak, müzik dinlemek, haber ya da haber program, belgesel türü t.v yayınları izlemekle geçiyor günlerim desem yeridir. E tabii ki ev işleri: alış veriş, temizlik, fatura ödemeleri falan da var. Arada fırsat bulduğumda da "Net" e takılıyorum.

Kısaca Ben'den bu kadar...

Ayrıca; Bazı sitelerde "cancanBey" rumuzunu kullanan kişiler var, oysa; Ben www.tahribat.com forum sitesine birşeyler yazmıştım, ancak orada yazdıklarımın anlam kalıcılığını garanti edemediğimi belirtmek durumundayım ve ayrıca; www.geocities.com/cancanbey35 isimli sitede de bir ara birşeyler yazmıştım.
Bunların dışında kullanılan "cancanBey" rumuzu Bana ait değildir.
TIKLA TIKLA TIKLA TIKLA
TIKLA
Loading...
Loading...
This person's network is empty (or maybe they're keeping it private).
Sancak
Jesus
January 18

30 yıl; dile kolay!

.

Ağca 

Geçmiş olsun. 

 

 

Herkes kendisi için "Ben Mesih'im" diyebilir; Benim açımdan hiç sorun değil. "Yeni İNCİL'i Ben yazacağım" da diyebilir ve şahsî açıdan bu da sorun değil; dileyen dilediğine inanır.

Ben sadece bir kişinin peşindeyim; tüm bunların olmasına zemin hazırlayan İBLİS'in peşindeyim. Benim anti-crist diye nitelediğim O'dur. Ve dünyanın sonuna ikimiz mi çıkarız; bilemiyorum.

Hayatımda kimseyi öldürmedim, kimseyi de öldürmek istemem. Hz. Musa kâtil diye nitelenemez; birisinin yanıltması, aldatması, dolduruşu sonucunda HAKK'ı savunuyorum diye attığı yumruk sonucunda ölen birisi var ise de, kâtil diye nitelenemez. (Bakınız Kur'an-ı Kerim / Kasas Sûresi / 15 ilâ 22. Âyetler.)

Ama; birisini öldürmekten büyük zevk alacağımı da biliyorum, ki bu şahıs By RTE'dir. Ama; RABB buna izin verir mi; bilemiyorum. Ve fakat; O'nu öldürmek için hiç bir gayret içerisinde de olmayacağım; dünyanın / zamanın sonuna ikimiz kalırsak ve RABB o esnâda güç verirse Bendeniz'e ve yeryüzünün en büyük mazoşisti olsa dahi, "keşke hiç yaşamasaydım" dedirteceğim O'na.

Benim, Mehmet Ali AĞCA ile bir sorunum yok, olamaz; Mehmet Ali AĞCA'nın da Ben'le bi sorunu olacağını sanmıyorum; varsın Mesih'im desin ve varsın yazsın İNCİL'ini. O'na inanmak isteyen, O'na inanır, Bana inanmak isteyen, Bana inanır ve zaten farklı düşündüğümüzü, düşüneceğimizi de sanmıyorum, evet; Tanrı tekdir ve eşi, ortağı, benzeri yoktur ve evet; Tanrı'nın oğlu nitelemesi yanlıştır ve yine evet; Kutsal Ruh, Cebrail (a.s)'dir ama Cebrail (a.s) ile karşılaşmamış birisi Kendisine Mesih'im diyemez!

TANRI, ilk ve sondur; hem özdür ve hem de özlerin toplamıdır. TANRI; en küçük birim ve tüm birimlerin toplamı olarak da en büyük birimdir. Evrendeki madde ve ma'nâ dünyasına ait her ne var ise, her birisinde ve hepsinde TANRI'nın yansımaları vardır.

Mesih'in kim olduğu ise TANRI katında bellidir. Yeryüzünde herkes Ben Mesih'im diyebilir; sorun değil. TANRI katında kim Mesih'dir; anlaşılması gereken budur. Mesih'in Mesih olarak bilinmeye ihtiyacı yoktur, mesajlarının yerine ulaşması kâfîdir. Mesajlarını yerine ulaştırabilmek adına Mesihliğini duyura da bilir; sorun olmaz ama aslolan mesajlardır ki, her insanı iknâ etsin ve sa'âdeti sağlasın.

Dediğim gibi; RABB Bana birisini öldürme ruhsatı vermiş ise o kişi By RTE'dir. Ezelden ebede düşmanım Recep Tayyip ERDOĞAN'dır. Benim gözümde, Benim açımdan Deccal / Anti-Crist Recep Tayyip ERDOĞAN'dır. Ama %0,1'lik bir ihtimalle başkası da olabilir; bilemiyorum ve sırf bu ihtimâl nedeni ile dünyanın / zamanın sonunu beklemek durumundayım. (Her ne kadar emin olsam da!)

 Saygıyla…

 cancanBey

Mesut ULUKAN

  Anasayfa

 EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi


© 
Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

January 11

İki yiğit çıktı meydane...

.

FIRILDAK

     Er Meydanı 

 

 

Şeytanî kurnazlıklara bakın! Yahudilerin kurnazlığından söz ediyorum tabiîdir ki; ya'nî esrarkeşlerin / çingenelerin / cinlerin kurnazlığından söz ediyorum: İSLÂM'a Mehdi ve Mesih iki ayrı kişidir diye hurâfe sokmuşlar, İsavîlik / Musavîlik'e ise "Mesih gelir ve Yehova'nın saltanatını hazırlar = Yehova bir insandır" hurâfesini!

İnsandan TANRI'mı olur?

İSLÂM'a göre ise; Mehdi ve Mesih ayrı kişi imiş ve Mesih Mehdi'ye biat edermiş, çünki; Hz. Muhammed'in soyundan imiş. Kimmiş Mehdi; By RTE imiş! Vay dıllolar vay!

Bunun böyle olmasını neden sağlamaya çalışıyorlar peki? Çünki, gerçek Mehdi & Mesih gücü eline geçirir ise, HİTLER'den daha çok ve daha feci olmak üzere SÜFYANİ ve ESRARKEŞ katliamı yaparmış!!! (Yapar mı yapar!)

Yâ hû; iyi de bunu nasıl engelleyeceksiniz? Mesih gelecek ve yargılayacak diyor Yeni AHİT, Mehdi gelecek ve kimilerinin aleyhine şahidlik yapacak diyor İSLÂM; nasıl engelleyeceksiniz? Varsayın ki, İlâhî Güç yok ve Hz. İsa da, Hz. Musa da, Hz. Muhammed de yalancı idiler; en az onlar kadar iyi yalan söyleyebilecek olanınız var mı? By RTE mi söyleyecek en iyi yalanları? Taklîdler aslını yaşatırmış diye bir özdeyişden hiç mi haberiniz yok sizin? Bire bir taklîd mümkün müdür; eninde - sonunda, erinde - gecinde geleceksiniz "HESAP GÜNÜ"ne; kaçışınız var mı?

İstedim ki, istiyorum ki sûlh ile geleyim de dünyayı cennete çevireyim. Ama korkularınız, vesveseleriniz, kibriniz önüme set oldu ve artık cennete çevirmek için değil, yargılamak için geleceğim ( Yüce HAKK'ın izni ile). Öyle ya da böyle; yargılanacaksınız ve hak ettiğiniz cezayı bulacaksınız. Ve belki; herkes ama herkes ölecek ve sonunda Crist ile Anti-Crist başbaşa kalacaklar; kimmiş Crist; çakal mı yamanmış, bozkurt mu yamanmış; sonuçlanacak.Kimmiş çakal kimmiş kurt; görülecek. 

*********

Yol yakınken, ağırlığınızı bir tarafa koyun ki Armageddon ( Er Meydanı) yaşanmasın. Birimizi artık Mesih & Mehdi ilân ediniz. Aksî hâlde, "YAŞAM" sona erecek. Şeytanın arzusu "YAŞAM"ın sonlanmasıdır; azabdan kurtulmak için sonlansın istemektedir "YAŞAM". Yoksa hepiniz mi azabdasınız? Hepiniz şeytanlaştınız mı? Hepiniz de "YAŞAM"ın sonlanmasını mı istemekdesiniz? Nasıl arzu ederseniz, öyle olur.

Evirip çevirmenin, kıvrılıp kıvırmanın, dönmenin dolanmanın, eğmenin bükmenin hiç bir faydası yok artık; ilân edin MESİH & MEHDİ'yi. Kimi edecekseniz edin ama edin artık. Seçiminizi bilelim ki, "YAŞAM" ın sonlanıp sonlanmayacağını da anlamış olalım.

Hay'din!

Yâ ALLAH! Yâ BİSM'İ'LLAH!

cancanBey

Mesut ULUKAN

Not: Kurtulmasının tek yolu var ve onu yapacak, ya’nî savaş çıkararak zaman kazanacak. Fırsat verme ey TSK. Derhâl yönetime el koy Sn. BAŞBUĞ!

Anasayfa

 EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi


© 
Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

January 09

Alp Er Tunga & Hz. İsa

.

TIKLA

2 Tanrı

1 İsa 

 

 

Âleme bakın; Tanrı bozuntuları sarmış – doldurmuş etrafı! Ulan; bir tane domates yapın veya bir küçük toprak parçası yapın da size tapalım. Bunları yapamıyorsanız, ne demeye Tanrı olduğunuzu iddia ediyorsunuz da, hayatın, düzenin, evrenin işleyişinin içine ediyorsunuz?


Bir tarafda ŞAHMARAN denen İblis, diğer tarafda ise Fazlullah denen HURUFİ / Nefis. Ve de diyorlarki 3. yol bulalım, 3. yol.


Yol tekdir; domatesi, toprağı, seni, beni yaratan ALLAH'ın yoludur, yol.


ŞAHMARAN denen zât, ki kendisi bir kadındır, yılanların ya'nî cinlerin başıdır. İblis / Şeytan tanımlası ŞAHMARAN için kullanılır. ESRARKEŞLER'in başıdır. Büyücüdür. “Cadı Kazanı”n da ALLAH'ın vücuda getirmiş olduklarını kaynatarak ALLAH olduğunu iddia edecek kadar da gerzekdir.


O kaynattıklarının birini yarat da Sen'i İLAH kabul edeyim. Kendisi bir Hind'dir. Hindistan'da geminin icadı ile denizciliğe yelken açmış zamanın korsanları / çingeneleri. Oralardan Lübnan'a, Kıbrıs'a falan gelmişler Marunîler. Derken Selanik'e, Ege kıyılarına gelmişler. Akdeniz'in kıyılarında bir çok yerde bunların kalıntıları devam ededurur.


Yahudiler de bunlardır. Cudililer, Judealılar, Judaiklerdir yahudiler. İsrail Ülkesi halkının içinde yahudi var mıdır; bilemiyorum. Musevilik ile yahudiliğin ilgisi yoktur. Yahudiler çingenelerdir, hindlerdir.


Hindistan tamamı ile esrarkeş midir, yahudilerdeki mevcut kült orada da süregidiyor mu bilmiyorum ama kuvvetle muhtemeldir, ki süregidiyodur!


1001 gece masalları, nerede ise kutsal kitapları sayılabilinir.


Hele o ŞAHMARAN HİKAYESİ, ne kahpece bir hikayedir; Alp Er Tunga'yı anlatır aslında Camsab denen karakterle. Camsab'ı nasıl “tonga”ya düşürdüklerinin belgesidir o hikaye.


Kendisini mazlumsever, iyiliksever kılmış o hikaye ile ŞAHMARAN. Hâlbuki ALP ER TUNGA'yı tuzağa düşüren, Kürtlere katlettiren O'dur.


21 Mart Alp Er Tunga'nın katlediliş tarihidir. Nevruz'u bu nedenle kutlarlar İranlılar / Kürtler. Sabetaylar'ın “Kuzu Bayramı” ya da “Mum Söndü”leri de 21 Martta icrâ edilir zaten; Alp Er Tunga'yı kurban ettikleri gündür. Hz. İsa ne zaman ölmüştü acaba?


*********


Tarih tekerrürden ibârettir derler, “deja vu” derler; zaman ve mekân farklı belki ama aynı kişiler yine sahnedeler! Hz. İsa, Barabba ve Tiberius -Vali Piletus. Yahut da; Keyhüsrev, Alp Er Tunga ve Rüstem. Ya da Hz. Hüseyin ve Yezid v.s.


Alp Er Tunga'ya demişki gûya Şahmaran “hamama girme / tungaya girme”. Aslı ise şu; Şahmaran Alp Er Tunga'yı suyu v.s olmayan bir yerde yaşamaya mecbur bırakmış. Banyo ihtiyacı olacağı dönemde de kurmuş ağını...


*********


Şu anda Hz. İsa'nın, Hz. Zekerriyya'nın, Hz. Yahya'nın, Hz. Ali'nin, Hz. Hüseyin'in ve Alp Er Tunga'nın yaşadığı ve katledildiği yerdeyim. Birinci fasılı geçtim; bir inşaatda çalışan işçilerin kullandığı hamama / banyoya gittim ve izlenmişim. Ve gûya belden aşağım az kıllı / pullu olunca mı ya da sırtımdaki bir özellik mi (ne olduğunu bilmiyorum) Kürt işçiler Ben'i tanıdılar. 21 Mart'da kurban edecekler ama bu yazıdan sonra 21 Mart'ı beklemeyebilirler.


Ya Annen ya Sen diyorlar; ikiniz birden buradan çıkamazsınız diyorlar: İzmir / Çeşme / Alaçatı'dayım.


Saygıyla...

 

Önemli Not: Timur Han bir Moğol, bir Çağatay Türk'üdür. Türkler ŞAH tâbirini kullanmazlar. Şah tâbiri İranlılara / Kürtlere hasdır. Timur Han'ın Şahruh ve Miranşah isimli oğulları yokdur. Tam aksine "Fadlullah-ı Hurufî" Timur Han'ın oğludur. Ve bendeniz O soyun bir devamıyım. Hurufî sayılmasam da...

cancanBey

Mesut ULUKAN

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© 
Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

<>

December 16

Hukukmuş! ...YENİDEN ERGENEKON...

.

TIKLA

Erisin demirler...

 

 

Şike tâbiri çoğunlukla spor musâbakâları için kullanılır değil mi? Şike her musâbakâ için geçerlidir oysa.


Merhûm H. Nihâl ATSIZ ne demişdi; “Din Arap'ın, hukuk sizin, harp TÜRKLÜK'ündür”. Bu bağlamda değerlendirelim musâbakâları. (Din Arap'ın hükmü yanlış olsa da...)


Ha bir de, “ibne hakem” falan sloganı vardır değil mi? Hakemin kararını haksız – hukuksuz bulan seyirci tepki sloganı olarak “ibne hakem” der.


Şimdi; ERGENEKON ile rakip takım arasında bir maç var. ERGENEKON TÜRKLÜK'ü ifade eden, tanımlayan bir kelime, bir destan, bir efsane. Demektir ki ERGENEKON muhâlifi olmak TÜRK ve TÜRKLÜK muhâlifi olmak demek. Ve aynı zamanda da İSLÂM muhâlifi olmak da demektir ki, ASHAB-I KEHF kıssası ERGENEKON'u anlatır, İsavîlik - Musavîlik muhâlifidir bir taraftan da, çünki, YEDİ UYURLAR'da ERGENEKON'u anlatır.


Yukarıdaki, merhum ATSIZ'ın vecizesine dönecek olursak; hukuki olaylar, olgular, iş ve işleyişlerde şike de vardır, “ibne hakemler” de. Bu durumda “..harp TÜRKLÜK”ündür demek yanlış mı olur?


Hakem ya da hakemler peşin kararlılar ve sadece kararlarını hayata geçirebilmek için, realize / tahakkuk edebilmek için gerekli olan formaliteleri tamamlıyorlar. Ya'nî; olmayan faul, ofsayt, penaltı yaratarak “ibnelik” ediyorlar.


Kezâ ERGENEKON takımında imiş gibi davranarak şike yapan futbolcular da var; ne yapmak lâzım bu durumda? Teslim mi olacağız?


Deccal çıktığında “Kehf Sûresi kurtuluşunuzdur” diyor Resûlullah (s.a.v), niye?


*********


Deccallerin / esrarkeşlerin öğrenme metotlarına dikkat edelim bu bölümde; esrarkeşler / cinler / küçük şeytanlar / deccaller kibirli, mağrur oldukları için eğilerek, bükülerek, rica, minnet ederek öğrenmek istedikleri şeyi sormazlar. Yâ ne yaparlar; suçlayarak, eleştirerek, küçümseyerek karşı tarafın savunma mekanizmasını harekete geçirirler ve böylece öğrenirler öğreneceklerini ve aynı zamanda da karşı tarafı demoralize de etmiş olurlar, özgüvenlerini sarsarlar v.b.


Şimdi mahkemelerde, savcılıklarda hesap verenleri zaten düşman olarak görüyorlar ve ama aynı zamanda her birisinin doğru insan, doğru fikirde olduklarını da biliyorlar. Devlet yönetecekler ise, nasıl yapacaklar bunu? Devleti yönetmişleri sanık / zanlı yapıp savunmalarını aldıklarında Devlet olmayı da öğrenmiş oluyorlar.


Bizim sâf, arı, duru gönüllü Komutanlarımız, Devlet Adamlarımız da masumâne biçimde savunma da bulunuyorlar!?!


Adamlar kararını vermiş ya hû? Neyin savunmasını yapıyor – veriyorsun? Adamlar sadece formalite tamamlıyorlar ve aynı zamanda da Devlet olmayı öğreniyorlar; bu kadar mı sâfsınız ya hû?


Savaşın tarafları belli, savaş belli; esrarkeşler ve sûfîan tayfası elbirliği içerisinde medeniyyetin altını oyuyorlar, HAKK ile savaşıyorlar; kör müsünüz? TÜRKLÜK ile, Muhemmedîlerle, İsavîlerle, Musavîlerle savaşıyorlar. Esrar içmeyenlerle, düzgün yaşayanlarlarla, düzgünlükle, doğrulukla savaşıyorlar; kör müsünüz?


Hukuk süreci bitti, artık harp süreci başladı; Yâ istiklâl yâ ölüm!


05.Ocak.2010

cancanBey & Mesut ULUKAN


ERGENEKON Yurd’un adı, Mesut ULUKAN kurdun adı. Hay’din ALLAH, Bism’i’LLAH.

Saygıyla…

 

cancanBey

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

October 08

Suyun beri tarafı

.

TIKLA

Suyun öte tarafı

 

 

Epeydir evde televizyon kurulu olmadığı için T.V’lerde neler var, neler oluyor; bilmiyordum. Geçenlerde bir arkadaşıma uğradığımda T.V kumandasını elime alıp zaping yaparken RUMELİ TV’de “Suyun Ötesi” diye bir programa rastladım!

 

Ayrıca; Sn. Ertuğrul ÖZKÖK’de kendisini suyun ötesinden sanmış galiba! Balkanlarda yaşayanlar kendilerini suyun ötesinden mi saymışlar; bilemiyorum?

 

Suyun ötesi TUNA NEHRİ’nin ötesidir. TUNA NEHRİ’nin berisi, bu tarafı TÜRK MİLLETİ’ne mensupturlar, aramızda mîsâk vardır, ki mîsâkımız doğaldır. Ya’nî kan bağımız ve ya da süt bağımız söz konusudur.

 

Suyun öte tarafı, EGE’nin diğer tarafı değil, MERİÇ NEHRİ’nin diğer tarafı değil; TUNA NEHRİ’nin diğer tarafıdır. Osmanlı’nın Viyana Seferleri’nin gerekçesi de budur.

 *********

 Anacığım’ın durumu tek başına bakabileceğim boyutu aştı; birlikte yeni bir hayat arayışında olacağım; RABB hayırlısını eylesin.

 

Üzerime hakkı geçenler olmuştur, lütfen helâl edin. Benim hakkım herkese helâldir.

 

Ölüme her zamankinden daha yakın hissediyorum kendimi ve belki de böylesi iyidir. RABB hayırlı ömür, hayırlı ölüm lütfetsin…

 

Saygıyla…

 

cancanBey

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

September 17

MHP = Mel'ûn Harâmîler Partisi

.

TIKLA

 

 

Mehdi & Mesih’in çıkmış olması kimleri panikletmiş olabilir dersiniz? Tabii ki deccalleri, şeytanları ve ya’nî  bi’l’umûm uyuşturucu kullanıcılarını, döğmelilerin % 70’ini, façalıların tamamını, sabıkalıları, hırsızları, arsızları, katilleri, tecavüzcüleri, dolandırıcıları panikletmiş olmalıdır değil mi?

 Panikleyen bu kesim siyasi partilerin içerisinde en çok hangisinde bulunmaktadır; MHP’de ya’nî Mel’ûn Haramîler Partisi’nde değil mi? Yahut da kendilerine ÜLKÜCÜ dedikleri câmi’ada değil mi? Ha bir de ÜLKÜCÜLER’den koparak yedek kuvvetlere geçmiş olan ALPERENLER var ve ya’nî BBP var.

 Zannedilmesin ki bahsi geçen Partiler’in, Câmi’alar’ın tamamı deccallerden, uyuşturucu kullanıcılarından ibarettir; değildir. Ancak; her iki Partide de egemen olanlar deccallerdir. Yoksa; gerek MHP’nin ve gerekse de BBP’nin tabanı tertemiz Anadolu insanlarıdır, sâf ve temiz insanlardır; hani “başına vur ekmeğini elinden al” tabirine denk düşen insanlardır.

 Ve fakat; ölüm - kalım kaygısı taşımaktadır deccaller ve bu nedenle de, son atımlık barutlarını harcamak üzere güç birliği, el birliği içerisindedirler ve bütün dikkatleri ile siyâsete motive olmuşlardır şu anda. BBP’de Yalçın TOPÇU ile işlem tamamlanmıştır. Ama büyük deccal, büyük partiye uyacağından MHP’deki 08.Kasım.2009 Kongresi Deccal’e de gebe  olabilir, deccallerin bitişine de.

 Ahmet Reyiz YILMAZ (ARY) isimli zât, kongreye hazırlık çalışmalarında sürekli dinsel motifler işlemektedir, Peygamberler’den, ALLAH’dan dem vurmaktadır; önce mehdiliğini ilân ettirecek, sonra da ilâhlığını ilan edecek ya da ettirecek!...

 Bir politikacıdan, siyaset adamından beklenmesi gereken nedir; güncele ve geleceğe dair siyaset üretmesidir değil mi? Ama; Ahmet Reyiz YILMAZ (ARY) böyle yapmıyor ve hattâ www.ahmetreyizyılmaz.com isimli sitesinde, Mehdi olduğunu imâ eden “Her sıkıntı ve kederde Rab'den bize uzanan bir el muhakkak vardır. Başarı ve kurtuluş için yapmamız gereken, sadece ellerimizi çoğaltıp o eli tutmak değil mi? Adil ve onurlu daha hakça bir yaşam için ellerimizi birleştirmeye var mısınız?” sloganını kullanmakta ve kendisini RABB’den uzanan bir el olarak sunmaktadır. İnanmalı mıyız? İnanmak mı gerekir?

 RABB hakkımızda hayırlısını eylesin. Umarım çabuk uyanır ve uyanıklıkla, sıkıntı oluşturabilecek zeminleri, bertaraf ederiz. 

Ben bu olayda Sn. Devlet BAHÇELİ’nin olayın neresinde olduğunu çok merak ediyorum; Ahmet Reyiz YILMAZ’ın çıkmasını O’mu istedi yoksa bu hareket O’na karşı mı? Bence O'na ve HAKK düzenine karşı bir hareket sözkonusudur ve "DEVLET" Sn. BAHÇELİ'nin yanında olmalıdır. 

 Hâsılı; MHP ve BBP’nin ipi ile kuyuya inilmez; kendinizi, Ülkemiz’i sağlama alalım, maceraya yol açmayalım; buyrun HEPAR’a yâhûd DP’ye ve yâhûd da CHP’ye.

 Saygıyla…

 cancanBey

Mesut ULUKAN

  Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

September 03

Barışmasını bilmeyen kavga etmesin!

.

FIRILDAK

Dudak aşınmaz!

 

 

Ben böylesini görmedim; hem dangalak ve ama hem de çok çok şanslı! Diyorum ki; uyuşturucu haberleri ters etki yaratır ve böylece de uyuşturucu kullanımının artmasına neden olur ve fakat “Adam” buna mukâbil, medyada 2-3 gündür uyuşturucu haberlerine ağırlık veriyor / verdiriyor. Ya hû; bu “Adam”a DECCAL denmez de ne denir?

 Be kardeşim, bilmeyene bildiriyorsun; uyuşturucu diye bir şey var diyorsun, hint keneviri, kokain, eroin v.s var diyorsun. Merak uyandırıyor, ilgi arttırıyorsun ve böylece de yaygınlaşmasını sağlamış oluyorsun.

 Aklı sıra bilinçlendirme kampanyası yapıyor! İyi bilinçlendirmeler!

 Bir şey yapacaksan şunu yap; çatısız ev prototipi geliştir ve bunu yasa ile uygulat. Mevcut çatılı evleri de bu kapsama aldır.

 Ülkemiz’de en yaygın kullanılan uyuşturucu çeşidi hint keneviridir. Ve yetiştirmesi kolaydır; evdeki, gardrobundaki ceketinin kolunda dahi yetiştiriveriyorlarmış. Çatılarda ışıklandırararak, yağmur sularının uygun biçimde içeri akmasını falan sağlayarak v.s yapıyorlarmış. Nasıl engelleyeceksin bunu?

 Tamam; bilinçlendirmek bir yoldur ama riskli bir yoldur; kazanacağın kadarını kaybedebilirsin de.

 Sen eğer gerçekten “DECCAL” filân değil isen, geleceksin bu kardeşine “sen ne diyorsun, ne istiyorsun, ne yapmalıyız?” diyeceksin. Bu kardeşinden faydalanmaya bakacaksın. Ancak; ERGENEKON Da’vâsı’nı kapatmadan, zanlılarını serbest bırakmadan yanıma geleceksen, hiç gelme! Ya da gel kimlerin serbest bırakılmasının gerektiğini ve nedenlerini söyleyeyim, onu da birlikte yapalım…

 Bu bağlamda şuna da değineyim; varoşlar neden varoş sanıyorsunuz? Uyuşturucu kölesi haline geldikleri için varoş; olayın çapı bu.

 Neyse; hatam oldu, olmuştur. Düzeltilemeyecek şeyler değildir ama. Benden faydalanın kardeşim ya da ne hâliniz varsa görün; ALLAH’a vereceğim bir canım var, kaderimde acılı sancılı ölüm varsa, oluverir.

 Zaten; bu süreç Anam’a mâl oldu ki, kaybedecek artık başka bir şeyim de yok, varsın canım da gitsin. (Anam yaşayan ölü vaziyetinde; et yığını gibi âdetâ)

 “Deccal” değilsen ve şimdi gelmeyeceksen, daha ne zaman geleceksin? Gelmediğin sürece hataya zorlanacağım, sert söylemlere zorlanacağım, çünki sürekli negatif yüklemelere marûzum. Anlatabiliyor muyum?

 Sert söylemler yaptırarak yakınları uzak ediyorlar; onlarda yol bitmez, 1001 çeşit yol denerler; amân ha, bunlar biraraya gelmesin ya da amân ha, Mesut ULUKAN oralara çıkamasın; anlatabiliyor muyum?

 Saygıyla…

 cancanBey

Mesut ULUKAN

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi


© 
Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

September 01

Bak şu konuşana...

.

FIRILDAK

Ağıza bak hele!

 

 

Kavvâda bak kavvâda; şimdi de TÜRKÇÜLÜK’e evrilmeye çalışıyor! Dinci söylem tutmadı, oradan mama kalmadı, şimdi de TÜRKÇÜLÜK yapmaya çalışıyorlar. Lan kavvâdlar! Siz kim TÜRKÇÜLÜK kim?

 

Atsizcilar.com üzerinden TÜRKLÜK’e, TÜRKÇÜLÜK’e antipati oluşturmaya çalışıp, insanları Din’e yöneltmeye çalışarak, Din’e yönelenleri de, Partisi’ne oy potansiyeli hâline getirmeyi hesaplarken, hesap ise tutmayınca…

 

Kavvâd şimdi de TÜRKÇÜLÜK’e oynamaya başladı. Kabâhat On’da, Onlar’da değilki; kabâhat O’na inanıp destek verenlerde? Kabâhat O’nu “Holy One İsrael” zannedenlerde!

 

Bu kavvâddan ne “Holy One” olur ne de cacık; bu kavvâddan sadece DECCAL olur, ya’nî uyuşturucu muptelâsı ve ya’nî ŞEYTAN olur.

 

Menfaati için, çıkarı için her yol mûbâhdır bu kavvâda.

 

*********

 

Bülent ARINÇ denen zât, Oktay VURAL’a “Sen Tillolusun, TÜRKÇÜ olamazsın” →OKU←deyivermiş. Kimin TÜRKÇÜ olup olamayacığına karar verecek olan Ben’im demeye getirmiş; höst bre zındık, destûr de, daha düne kadar ATATÜRK’e Deccal diyeceksin, TÜRKÇÜLÜK yapanlara “Dinde ırkçılık haram” diyerek karşı duracaksın, TÜRK ve TÜRKLÜK için can veren, verecek olanları ERGENEKON katakullisi ile içeri tıkacaksın ve şimdi de utanmadan sıkılmadan TÜRKÇÜ olduğunu mu iddia edeceksin? Kim inanır? Hangi kisveye bürünürseniz bürünün oy alabileceğiniz kesim sadece ve sadece esrarkeşler ile dinle kandırılanlar. Kimi kandıracaksınız?

 

Ben buradan herkesi ama herkesi uyarıyorum; RABB bir gün gücü elime verecek olur ise, By RTE ve şûrekâsına destek olanları dilim dilim doğrarım haberiniz olsun. ATATÜRK’ü mumla ararsınız, hattâ Hûlagû Han’ı mumla ararsınız. Kıyamete 1 gün kala dahi olsa, kıyamet azâbı ile ölmeyi tercih edersiniz; demedi demeyin!

 

Bu kavvâdların hiçbir oyununa gelme Sn. İlker BAŞBUĞ, hemen, derhal eyleme geç ve yönetimi devral! Aksi hâlde “kıyamete 1 gün kala” dahi başa geçecek olur isem ve başa geçtiğimde Sen yaşamayıp soyundan birileri kalmış ise, o cezâyı, ceremeyi onlar çekerler! Bilin bunu.

 

Samimi TÜRK’ün, TÜRKÇÜLÜK’ün tek ölçütü ERGENEKON muammâsıdır. Kim ki ERGENEKON’un yanında saff tutmuş, o bendendir / bizdendir, her kim ki karşısında yer almış o da düşmandır. Bu böyle biline!

 

Sn. Deniz BAYKAL ve CHP açıklıkla, netlikle ERGENEKON’un yanında saff tutmuştur; yoluna ölürüm iç huzuru ile. Sn. DEMİREL, CİNDORUK saff tutmuşlardır; yollarına ölürüm iç huzuru ile. Tek kıstas ERGENEKON saffdaşlığı ya da karşıtlığıdır.

 

TÜRKÇÜ olmuşsun olmamışsın umrumda bile değil; ERGENEKON’cumusun değil misin, buna bakarım.

 

Kefh Sûresi 12. Âyet’de bakın ne diyor yüce HAKK: “Sonra da onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri gayeyi daha iyi hesap etmiş olduğunu bilelim.”

 

Bekledikleri gayeyi kim daha iyi hesap etmiş imiş? Dindârlığı kimselere bırakmayıp, şimdi de yaya kalarak, TÜRKÇÜLÜK davâsını can simidi olarak görüp, bu kisveyi bürünmeye çalışanlar mı? Yemezler!..

 

ERGENEKON’cumusun, değil misin? Çetele tutuldu, artık kaçış yok! Ne o tarafda ne bu tarafda olmamış ve kulağının üzerine yatıp beklemişlerin bir şansı var; bu yazıdan / haberden sonra, ERGENEKON saffında dururlar ise ne âlâ, yoksa “yandı gülüm keten helva”!

 

Kişi özde TÜRK’mü, kanca, soyca TÜRK’mü değil mi, hiç önemli değil! Önemli olan tek şey var; ERGENEKON saffındamısın değil misin?

 

cancanBey

 

Not: Kurtulmasının tek yolu var ve onu yapacak, ya’nî savaş çıkararak zaman kazanacak. Fırsat verme ey TSK. Derhâl yönetime el koy Sn. BAŞBUĞ!

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi


© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

August 29

2oo9

Anacığım'ın dayanacak tâkâti kalmadı ve zaten bu süreç, dünyanın sahibi olmanın bile, yüreğimde kapatamayacağı yara misâli, Annem'in yarısını çaldı Ben'den. Kadıncağız'da hafıza kaybı ve şuur git-gelleri oluştu, omurga çöktü; yaşayan ölü gibi âdetâ; yerini ne doldurabilir?

 

Devlet Hastahaneleri'nin durumu, sağlık sistemi, sağlık çalışanlarının kalitesi, Ben'im hâl-i mecâlim ve buralara sığmayacak bir çok etken sonrasında oluşan durum, en çok Annem'i vurdu. Ve buna sebeb oluşum ya da en azından engel olamayışım / evlâd gibi evlâd olamamak ise, Bana vurdu, vuruyor.

Mehdi olmak, Mesih olmak zor bir hâl vesselâm.

cancanBey

August 28

Ahh ah!

.

Değinmeler 

 

 

 

 

 Geçenlerde, Milliyet Gazetesi’nde Devrim SEVİMAY imzalı Hülya AVŞAR röportajı yayınlandı. İş bu röportajda, Hülya AVŞAR, Babası’nın bankacı olduğundan, Ankara’da bir bankada çalıştığından ve KÜRT olması munâsebeti ile Babası’nın arzusu hilâfına şube değişikliklerinden ve yine Ankara’da bir Devlet Hastahanesi’nde Başhekim’lik yapan Amcası’nın, Kürt olması munâsebeti ile arzusu hilâfına ta’yîn edilişi, yer değiştirmelerinden söz etti.

 

Daha doğrusu Babası ve Amcası, kendilerine bu ta’yînleri, yer değişikliklerini Kürt olmaklıkları ile açıklamış, exejere etmiş; ne Hülya AVŞAR, ne Hülya AVŞAR’ın anılan röportajını yapan Devrim SEVİMAY ve ne de bu röportaj hakkında köşelerinde yorum yapan bi’l-umûm “Kalem Erbâbı”nın aklına şu soruyu sormak gelmemiş ve dememişler ki, “Ankara’da, ‘Başkent Ankara’nın bir Devlet Hastahanesi’nde Başhekim yapılırken Kürt değil mi idi Sen’in Amcan? Irkçılık yapıldığını imâ ediyorsunuz ama Başhekim, banka memuru olmalarını, Ankara’da görevlendirilmelerini ne ile açıklıyorsunuz peki?”

 

Ma’a’l-esef DOĞU’nun karakteridir bu; “ezgin edebiyyâtı” yapmak. Ama gerçektende kendilerini ezgin hissederler ve üstelik hiç sebebsizken de ezgin hissederler. En zenginleri, en mureffehleri dahi ağlamaktan bir an bile vâzgeçemez; huydur bu ve “can çıkmadıkça huy çıkmaz” derler, “insan 7’sinde ne ise 70’inde de odur” derler, “katranı kaynatsan olmazki şeker, cinsine yandığım cinsine çeker” derler, “armut dibine düşer” derler.

 

Türk – Kürt mes’elesinin oluşmasında, Kürt ve diğer Doğu toplumlarının yarattığı sıkıntı bu eziklik duygusu; Türk tarafının yarattığı sıkıntı ise Şah İsmail ile Yavuz’un savaşı sonrasında, Şah İsmail tarafının bitinin kanlanmaması düşüncesi ile Doğu’ya negatif ayrımcılık yapılması, negatif ayrımcılığın Devlet’in genlerine işlemiş olması, sürgün mantığı, sürgün kavramının varlığı ve bu nedenlerle de kurunun yanında Kürt’ün de yanması hâdisesidir.

 

Bunlar ortadan kalktığında bu mes’ele de ortadan kalkmış olur. 

Saygıyla…

 cancanBey

Mesut ULUKAN

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi


© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

August 24

Birisi asılacak ama kim?

.

YenidenErgenekon

Tarihî Fırsat!

 

 

Şimdi; By RTE Mehdi & Mesih taklîdcisi yâ, ya’nî Anti-Crist yâ; Mehdi & Mesih’in Kendisi’ni o tarihde henüz net bir biçimde farkedememiş olduğunu sanarak, Abdullah GÜL kardeşine, Kürt meselesini de çözeceğini anlatmış olmalı ki, Abdullah Gül kardeşide, By RTE’den aldığı gaz ve girdiği hava ile “Kürt meselesinde iyi şeyler olacak” deyiverdi.

 Eeee, taklîdin de biteceği bir yer vardır; www.habervakti.com’a yazdığı bir slogan vardı By RTE’nin “taklîd edilemeyen tek şey cesarettir” diye. By RTE kafayı öylesine taklîd ile bozmuş ki, oralara slogan dahi yapıvermiş. Çocukluğundan beri taklîd edegelmiş anlaşılan; yazılı sınavlarını kopya metodu ile geçmiş ve bakmış ki, işe yarıyor, oluyor; geliştirerek devam etmiş taklîdciliğini, kopyacılığını.

 Neyse; konumuza dönelim; işte bendeniz de, tam bu arada “tamamdır Tayyip efendi, taklîd buraya kadar” noktasına geliverdim. Sanıyordu ki, ne de olsa Mehdi’dir, yufka yüreklidir, memleket sevdalısıdır, savaşılmasına, kan dökülmesine dayanamaz, yüreği götürmez de, bir çırpı da bu meseleyi de hallediverir ve parsasını gene Kendisi toplayıverirdi.

 Mesut ULUKAN tokmağıyla vuracak ama davul By RTE’de olduğu için davulcu olarak o bilinecek ve de bu yolla parsaları hep o toplayacak, ya’nî Mehdi olarak O bilinecek, kabullenilecek. Yok öyle yağma!

 Adam gibi bir adam zaten taklîdci olmaz; sadece taklîdciliği bile, O’nun Mehdi olarak kabul edilmemesi gereğine yeterli iken, üstüne üstlük, bir de uyuşturucu mubtelâsı olması, katmerli kerre herşeyi göze almaya yeterli sebepdir.

 Düşünsenize; şeytanın yeryüzündeki en büyük ve birinci temsilcisi insanlar tarafından Mehdi olarak görülmüş, kabul edilmiş; neler olmaz? Karınız, kızınız, bacınız, varlıklarınız, onurunuz, şerefiniz, canınız size kalır mı? Yoksa köle mi olursunuz, cariye mi olursunuz?

 Hâsılı; Bendeniz’den Kürt meselesine ilişkin ses çıkmayınca apışıp kaldı by RTE ve şûrekâsı. Nasıl çözeceğiz bu meseleyi diye düşünüyorlar, taşınıyorlar, kaşınıyorlar; kafalarını o taşa vuruyorlar, bu taşa vuruyorlar ama nâfile; yok öyle üç kuruşa beş köfte.

 Ne olacaksa olur; çözebilirlerse çözerler, çözemezlerse savaş çıkar ama her savaşın bir de sonu vardır illâki. Ölmez de sağ kalırsam savaşın sonunda ve By RTE’de çıkarsa savaşın sonuna sağlıkla; çok görmek isterim o günü, o anı. Ha ama; yeryüzünün en yalancısı, en hilekârı olduğu için, bir de bakmışsınız ki, savaşa yol açmış, ölümlere yol açmış olmasına rağmen yine de zeytinyağı gibi su üstüne çıkmış By RTE. Ne de olsa “yersen” kurnazlığının doruklarında geziyor Beyefendi!

 Saygıyla…

 cancanBey

Mesut ULUKAN

Anasayfa

 EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi


© 
Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

TUR'AN - İR'AN

.

AlpErTUNGA

Dağ Gibi Yiğit

TUNGA

 

 

Deccal partisi olan MHP’yi iyi gözetleyin, çünki acâ’ib yumurtalar yumurtlayacak; yumurta gibi oğlanlar sunacak ortalığa ve üstelik, çıkaracakları oğlana Mehdi diyecekler!..

 Deccaller kozlarını oynuyorlar, kozları bitince ne oynayacaklar merak ediyorum; çifte telli olabilir mi?

 Yeni bir tane Genel Başkan adaycıkları var; Ahmet Reyiz YILMAZ nâmı ile ma’rûf: nerden çıktı öyle patadanak? MHP gibi partilerde şapadanak, patadanak çıkamaz öyle kimsecikler, çıkmışsa çıkarılmışdır. Kime karşı çıkmış olabilir, Mehdi’ye karşı mı acaba?

 Ben, MHP’ndeki uyuşturucu ile tanışmamış, uzak yakın ilgisi olmamış, tertemiz vatan evlâtlarına diyorum ki; “Kendinizi orada, şuna - buna, şeytanlara kullandırtmayın. Tez elden ilginizi alâkanızı kesin o câmi’adan. Tertemiz MHP’liler sizin yeriniz HEPAR’dır.”

 Mehdi’yi, ya’nî Bendeniz’i koruyormuşcasına kuşatma ve baskı altında tutan MHP’dir. HEPAR ile hiçbir illiyetim bağım yok, sadece ve sadece Sn. Osman PAMUKOĞLU’nun sâfîâne vatanseverliğine ve idealistliğine vurgunum ve ayrıca kadrosunda yine kendisi gibi idealist TÜRKÇÜLER bulunmaktadır ki, örnek Anıl ÇEÇEN Beyefendidir.

 Sn. Osman PAMUKOĞLU’na nâcîzâne tavsiyem Sn. M. Hulki CEVİZOĞLU ve Sn. Cenk TOZKOPARAN Beyefendiler’i de hemen, bir an önce yanına, HEPAR safflarına almasıdır. Yine; Sn. Kazım MİRŞAN, Sn. Halûk TARCAN, Sn. Turgay TÜFEKÇİ gibi isimlere de Danışma Kurulu ya da Politika Belirleme Kurulu gibi bir yapılanma içerisinde yer vermelidir.

 TÜRKİYE ve TÜRKLÜK, artık kamburlarından kurtulmalıdır, vakti gelmiştir. İdeallerin realize edilme vakti gelmiştir. Bu ülke dinci şaklabanlardan da, etnikçi - bölücü şaklabanlardan da ve her türlü şaklabanlığın üretim merkezi konumundaki uyuşturucu ve uyuşturucu mubtelâlarından da artık kurtulmalıdır.

 Bu hedefler sadece TÜRKLÜK’ün hedefleri de değildir; tüm insanlık artık kara belâlarından kurtulmalıdır.

 *********

 Geçenlerde İRAN İslâm Cumhuriyeti’nin, dînî lideri Ali HAMANEY “…Mehdî geliyor, ordularımızı birleştirelim…” ve “…Mehdî’ye ABD ile İsrail karşı çıkabilir, O’nu koruyalım…” kâbilinden bir şeyler söylemişti; gazetelerde manşetdi; Mehdî’ye karşı çıkacak olan ne ABD olur ne de İSRAİL, bi’l’aks Mehdî’ye karşı çıkan ve çıkacak olan İRAN ve bağlamındaki ülkeler olur, Arap’lar olur. Çünki; Mehdî’ye karşı çıkan ve çıkacak olan “uyuşturucu bağlıları”dır. Bahse konu Ülkeler ve kavimler “uyuşturucu bağlıları”nca oluşturulan, yönetilen ülkelerdir. Yüce dinimiz İSLÂM ve diger tüm Peygamber Dinleri bunların ellerinden, dillerinden çekti her ne çekti ise.

 Dinleri deforme, dejenere edenler, Dinleri nefislerine uygun hâle getirenler, Dinleri çıkarları, saltanatları uğruna şekillendirenler en başta sizlersiniz ey Ferisiler ve ey Araplar.

 Ama; Araplar tümü ile bu kapsamda değillerdir; çokçası uyuşturucu illetinden çokdan kurtulmuş ve yahut yanına hiç uğramamış topluluklardan muteşekkildirler. Eğer Ferisilerin yanında saff tutarlarsa da kendileri bilirler!

 *********

 Mücadelem uyuşturucu illetine ve bu illeti insanlığın başına belâ edenlere karşıdır. TÜRKLÜK’ün de, insanlığında kurtulması gereken belâ budur. Kürtler’i de, Arapları’da, Ferisiler’i de, Sadukiler’i de, Soğdanlar’da v.s bu belâdan kurtarmalıyız. Yeryüzündeki tüm kavimleri, tüm insanlığı bu belâdan kurtarmalıyız.

 Hayatı cehenneme çeviren, akı kara yapan, kötülüğü, ahlaksızlığı, günahı, ayıbı üreten bu belâdan ve bu belâya sahip çıkan Devlet ve kavimlerden artık kurtulma zamanıdır.

 Yok öyle yağma; biz yapacağız, siz bozacaksınız, biz üreteceğiz, siz çalacaksınız…

 Şimdilik bu kadar.

 Saygıyla…

 cancanBey

Mesut ULUKAN

 Not: Sanmayın ki, Alp Er Tunga’nın öldürüldüğü günü  bilmiyorum!

Anasayfa

 EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi


© 
Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

August 16

Kavgamda kim yanımda?

.

Kavgam

Kavgam

 

 

Benim tek bir hedefim var; yeryüzünde Deccaliyet’in etkisini yok etmek. Ya’nî; uyuşturucu kullanıcılarının Devlet kademelerinde ve kamusal alanlarda yer almalarının önüne geçmek ve tedrîcen de, uyuşturucu illetini yok etmek.

 Bu başarılabilinecek bir durum mudur; bilinmez. Ancak; başarılamaz ise dünyanın / hayatın sonu yakındır anlamına gelir.

 Şimdi; uyuşturucunun, kullanıcılarının, hâsılı Deccaliyet’in karşısında olmak için ayrıca bir çatı gerekecek ise, bu çatı sadece ve sadece TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ çatısıdır.

 TSK’ni henüz etkisi altına alabilmiş değilller ve dahi almaları en güç, en zor varlıktır TSK. Ama TSK’nin Genelkurmay Merkezi’nde görevlendireceği, görevlendirdiği şahıslar hakkında çok paranoyak davranması şarttır; uyuşturucu kullanıcılığının tesbiti için geliştirilen, geliştirilecek olan test yöntemlerinden mutemâdiyen faydalanması kaçınılmazdır.

 Yanısıra; yine Genelkurmay Merkezi’nde görevli erat ve sivil görevliler yukarıdaki kapsamdadırlar. Genelkurmay Merkezi ve Kuvvet Komutanlıkları, Ordu Komutanlıkları v.b merkezlerinde görevli herkesin her yaptığı yakinen izlenmelidir; eşleri, dostları, akrabaları, hısımlarının içerisinde uyuşturucuya bulaşmış ya da bulaşacak olanların daha sıkı denetimi gerekir.

 Yukarıdan itibaren uyuşturucu kullanmayanların tek çatısı olarak, her ne kadar TSK’ini sunmuş isem de, Sn. Osman PAMUKOĞLU’da sivil çatıdır. Ve fakat; Sn. Osman PAMUKOĞLU Genel Başkanı olduğu HEPAR’ın merkez ve il, ilçe teşkilâtlarında buna ne kadar dikkat edebilecektir bilemiyorum. Şayet mümkün ise; yerinde testler yapabilecekleri donanıma sahip olmalıdırlar.

 Devir artık her anlamda 2’ye bölünmüşlük devridir; ya olacağız ya öleceğiz. Ya bu dünyayı cennet yapacağız ya da cehennem yapacak olanlara yenileceğiz.

 

TÜRKLÜK ve TÜRKÇÜLÜK Deccaliyet’in panzehiridir. Ama Deccaller âdeta bukelemundurlar, TÜRKÇÜ’nün önde gideni de oluverirler. Bilinen TÜRKÇÜLER’e sarılmaktan başkaca çare görünmemektedir ki, bunların başlıcaları ERGENEKON adı ile ma’rûf  dava tutuklusudurlar. CHP ve HEPAR’da da TÜRKÇÜLÜK egemendir.

 *********

 Ne acıdır ki, bugünki Başbakanımız Deccaldir / uyuşturucu kullanıcısıdır. Deccallerin tek derdi rahatlarıdır, keyfleridir. Rahatlık ve keyfi temin etmek için her yol mubâhdır. Yılan gibi kıvrakdırlar. Acımasızdırlar; sadece ama sadece kendi varlıklarıdır önemli olan ve kendi rafahları.

 Deccaller tersden konuşurlar, meselâ; “çalış” demeleri “çalışma” anlamındadır. Çalışmasını istemedikleri birisine çalış derler… Düz değillerdir; tersden sonuç alırlar; etki ve tepki metodunu kullanırlar güdüsel olarak. Hep ve her zaman egoyu / nefsi / kibri muhatap – hedef alırlar.

 Sevdiklerine söverler, sevmediklerine hürmet ederler ya da gıyablarında iyiliğini istermişcesine davranırlar.

 

Sevdiklerini karalayarak, kötüleyerek büyütürler; çok karalanan, kötülenen adama merhamet edenler çıkacaktır çünki v.b.

 *********

 Hâsılı; Başbakanımız mâ’a’l-esef Deccaldir, deccallerin başıdır; ŞEYTAN’dır. Derdi sadece iyi yaşamaktır, başta kalarak, hükmederek rahatının teminidir. Millet, halk, insanlar, hayvanlar, çocuklar, anneler, TÜRKLÜK, Muslimânlık, Hristiyanlık v.s umrunda bile olmaz. Sadece başta nasıl kalırım hesabındadır ama şimdi daha önemli bir hesapları var deccallerin; “Mesut ULUKAN’ı nasıl engelleriz, başa getirmeyiz?”

 Recep Tayyip ERDOĞAN baştan düşecekse bile, en azından Mesut ULUKAN’ı oraya, oralara çıkarmamalıyız telâşındalar. Çünki; Bendeniz oralara çıkacak olursam kendilerini bitiririm endişesi, korkusu taşımaktalar…

 *********

 Deccaller’in ortak fizikî özelliklerinden de söz edeyim; döğmelilerin %70’i, façalıların tamamına yakını deccaldirler / esrarkeşdirler. Ve yeşil gözlülük esrarkeşliğin bir başka versiyonudur ama potansiyel olarak kabul edilmelidirler. Bendenizde yeşil gözlüyüm!

 *********

 Recep Tayyip ERDOĞAN’ı baştan indirmek ölüm haricinde pek mümkün görünmüyor; her yolu kullanacaktır, her kötülüğü yapacaktır, her yol mubâhdır; inmeyecektir.

 İnmesinin gâlibâ tek yolu ölümüdür; ya ölecektir, ya öldürülecektir. Aksi hâlde oradan inmez; Cumhurbaşkanlığı’na kaçar ve ama oralardan ölünceye kadar inmez.

 Normal işleyen demokrasilerde ise, merhum Şemsi DENİZER’in, yine merhum Turgut ÖZAL’ı indirme yönteminden faydalanılırdı ki, o dönemden daha acıklı hâller yaşanmaktadır.

 Halkın acıklı hâlde olduğunu idrâk etmesi lâzım ama medya araçlarını güdüleyebildiği için bu zor ve zaman alıcı görünüyor.

 Sadece ölüsü oradan iner, başka türlü inmez oralardan By ŞEYTAN.

 Saygıyla…

 cancanBey

Mesut ULUKAN

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi


© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

August 12

Dinmiş, Türklükmüş; para var mı para?

.

imparator

Emperyalist ve Faşist

 

 

Çok bildiğiniz için bunlar oldu / oluyor; hâlâ Kürtler şöyle, Kürtler böyle deyip duruyorsunuz…

 Ulan, bir devlet kuruyor ve yönetiyorsunuz ama milletvekillerinizin sıhhî denetimi söz konusu bile değil, uyuşturucu kullanıyor mu kullanmıyor mu, şizofren mi, paranoyak mı; var mı bir denetim?

 M. Mâil BÜYÜKERMAN, Kubilay UYGUN bunlardan sadece dengesiz olanları. Şu an devleti ele geçirmiş uyuşturucu muptelâları ya hû; siz ne diyorsunuz?

 Uyuşturucu kullanıcısı bir başbakanın tek derdi imparator olmaktır, başka da derdi olmaz…

 Uyuşturucu kullancıları emperyalisttirler, faşisttirler ve amaca giden her yol mubâhdır onlar için, asmak ise asmak, kesmek ise kesmek. İmparator lakâbını da çok severler!

 Berber ise berberliğin, terzi ise terziliğin, türkücü ise türkücülüğün, antrenör ise antrenörlüğün, siyasetçi ise siyasetçiliğin imparatoru olmak ve çıkılacak basamak kalmışsa onları çıkmak bildikleri tek şeydir.

 Kürtler’in sabıka kaydının yüksekliği de yine uyuşturucu belası ile alakalıdır. Aslında tüm Ortadoğu’nun, İslâm coğrafyalarının sorunu da budur zaten; uyuşturucu.

 Yoksa; İslâm geriletmez ilerletir ama uyuşturucu illeti İslâm’ı da kemirdi, bitirdi neredeyse.

 Avrupa’da uyuşturucu sorunu bu denli değildi, son yıllarda Ortadoğulular'ın Avrupa’yı zehirlemesi; Ora'yı da belki ileriki yıllarda sıkıntıya sokacaktır.

 Arî ırk demek budur zaten; uyuşturucuya bulaşmamış genler…

 Çok şey var yazılacak söylenecek ama şimdi sırası değil bunun, kimse bilmek işini başkasına bırakmak istemiyor çünki; ah şu egolarınız…

 Düşmanını tanırsan yenersin, tanımazsan yenemezsin; düşman olan şu ırk, bu ırk, şu kavim bu kavim değil; uyuşturucudur.

 Hindistan’ın, İran’ın, vesselam Ortadoğu’nun beyazlar ile farklılığının temelinde uyuşturucu illeti vardır.

*********

Bakın aşağıya nak'lettiğim yazıyı 22.Haziran.2009 günlü Hürriyet Gazetesi'ndeki köşesinde Sn. Rahmi TURAN kaleme almış; çarpıcı:

Hangi yiğit dokunabilir?

ABDÜLLÂTİF Şener "Bütün yolsuzluk dosyalarını biliyorum. Hepsi dokunulmazlıkların arkasında" diyor.


Şener, geçen dönem Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak Tayyip Erdoğan'ın en yakın mesai arkadaşlarından biriydi. AKP'den ayrıldıktan sonra bir süre siyasetten uzak kaldı, akademisyen olarak çalıştı, kafasını dinlendirdi, enerji topladı ve yerel seçimlerden sonra "Türkiye Partisi"ni kurarak yeniden siyasete atıldı.

Alman Die Welt Gazetesi'ne konuşan Abdüllâtif Şener, AKP'nin yolsuzluklarla anılan bir parti haline geldiğini belirterek:

"Meclis'teki tüm dosyaları biliyorum. Ama hepsi dokunulmazlıkların arkasında... Milletvekillerine karşı 300 dosya var. Bunlardan 260'ı AKP ile ilgili!" dedi.

Yanlış okumadınız. Şener'in açıklamasına göre, 260 (iki yüz altmış) AKP milletvekilinin suç dosyası savcıların raflarında duruyor.

Milletvekili dokunulmazlığı kaldırılmadıkça bu siyaset temizlenemez. Peki, raflarda 300 suç dosyası beklerken milletvekili dokunulmazlığı kalkar mı? Kalkmaz!

Bu durumda AKP'ye "Ak Parti" demek doğru mu? Başbakan Erdoğan, AKP diyenlere içerleyip "Partimizin adı Ak Parti'dir, AKP diyenler edepsizdir. AK temizliği ve kalkınmayı ifade ediyor. Söyleyemiyorsan eğer, o zaman iftira ediyorsun" diye kızacağına önce şaibeli milletvekilleri "ak" sıfatını "aklanarak " hak etmeli.

Abdüllâtif Şener, Alman Die Welt Gazetesi'ne ne diyor?

"Meclis'teki 300 suç dosyasından 260'ı AKP milletvekilleri ile ilgili! Ben hepsini biliyorum!"

Şener sıradan bir siyasetçi değil... AKP'nin kuruluşundan son genel seçime kadar önemli görevlerde bulunmuş bir kişi. O zaman bu partiye nasıl "AK" diyeceğiz?

Başbakan Erdoğan bu tabloya bakıp biraz da kendi partisine kızmalı ve dokunulmazlıkları kaldırmak için kolları sıvamalı. Tabii olmayacak duaya "Amin" demek gibi bir şey bu...

* * *

Anayasamıza göre, milletimiz egemenliğini "yetkili kurullar" aracılığıyla kullanır.

Yetkili kurullar ise Yasama, Yürütme ve Yargı'dır.

Bu üç güçten ikisini, Yasama ve Yürütme organlarını, millet oylarıyla bizzat seçer.

Yasama, yani Türkiye Büyük Millet Meclisi, halktan aldığı oylar sonucu işbaşına gelmiştir. Peki, halkımız hangi muhteremleri seçmiştir?

Geçen dönemin Başbakan Yardımcısı Abdüllâtif Şener'in Alman Die Welt Gazetesi' ne yaptığı açıklamaya göre Meclis'te 300 milletvekili için suç dosyası var.

Başka bir iddiaya göre dosya sayısı 300'den de fazla... Peki, suçların cinsi ve mahiyeti ne?

* * *

Milletvekili dokunulmazlığı zırhına büründükleri için haklarındaki dava dosyaları savcılıkların raflarında bekleyen milletvekillerinin oluşturduğu tablo, iddiaya göre şöyle:

3 kişi tecavüzden yatmış.

29 kişi eşine karşı şiddet kullanmakla suçlanmış.

7 kişi sahtekârlık suçundan tutuklanmış.

19 kişi karşılıksız çek yazmaktan suçlu.

117 kişi doğrudan veya dolaylı olarak en az iki işinde iflas etmiş.

84 kişi geçen dönem sarhoş araba kullanmaktan gözaltına alınmış.

74 kişi kötü kredi geçmişi sebebiyle kredi kartı alamıyor.

14 kişi u-y-u-ş-t-u-r-u-c-u-y-l-a ilgili suçlardan tutuklanmış.

8 kişi mağazada hırsızlık yaptığı için tutuklanmış.

21 kişi halen çeşitli davalarda sanık.

Sevgili halkımız... Sahi siz bunları mı seçtiniz?

 ********* 

Saygıyla…

 cancanBey

Mesut ULUKAN

Anasayfa

 EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi


© 
Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

July 26

3 majisyen: iki mesih ve bir sûfîân.

.

imajination

Yersen!

 

 

Birisi çıkıp ben Mehdi & Mesih’im diyorsa ve buna mukabil bir başkası da “hayır, sen Mehdi & Mesih değilsin” diyorsa, sormak lazım “hayırdır; sen ALLAH’mısın?”

 

Birisini Mehdi & Mesih yapacak olan, ne illüzyondur, ne aldatmak, ne de yanıltmak. Birisini Mehdi & Mesih yapacak olan ALLAH’dır.

 

Birisi Mehdi & Mesih ise zaten öyledir, yapılmışdır, olmuşdur. Majisyenlik ile elde edilebilinecek bir hâl değil bu, olamaz da. Sadece anti – crist, yani deccal bir süreliğine Mehdi & Mesih olarak hüküm sürebilir ki, sürüyor zâten.

 

Anti – Crist ve ya’nî Deccal, Mehdi & Mesih taklîdi ile gidebildiği kadar gidecektir. Bire bir kopyalama metodu ile yürüyor. Mehdi & Mesih’in gerek yazdıklarından ve gerekse de konuşmalarından çıkarımlar yaparak yürüyor. Hem teknolojik donanımı sayesinde ve hasleten de küçük deccallerin (deccal ordusunun) desteği ile tıpkılaşarak yürüyor ama taklîdlerin ömrü ne kadarsa, o kadar gidecek.

 

Mehdi & Mesih yargılamak için dönecekdi dünyaya değil mi? Yargılanacak olanlar kimler? Yargılanacak olanlar, bu yargılamadan kurtulabilir miyiz ya da yargılamayı geciktirebilir miyiz sâ’iki ile hareket ediyorlar.

 

Şu kadarını söyleyeyim; Bana inanmamak için argümanlar geliştirmeniz, bahanelere sığınmanız, sadece ve sadece kötülerin, kötülüklerin çıkarınadır; uyuşturucu kullanıcılarının yararınadır. Zaten Benim Mehdi & Mesih olmadığım propagandasını ustalıkla, çaktırmadan yapagelenlenlerde onlardır. Medeniyet tamamen tersyüz edilmedikçe de öldüremeyecekler Ben’i; tersyüz edildiğinde Benimle işleri bitmiş olacak ve ancak o zaman öldürürler. Dedim ya kopya ediliyorum, taklîd ediliyorum. Taklîd edebilmeleri için ise ellerinde tutmaları lâzım. Ellerinde tutabilmeleri için ise, Benim Mehdi & Mesih olmadığım yönünde propaganda yapmaları lâzım.

 

T.C. Devleti’nin yapısı el değiştiriyor, neye delâletdir bu. Böylelikle de medeniyyet el değiştiriyor; tehlikenin farkında mısınız?

 

Sanıyorsunuz ki, dindârlık ile laiklik çatışmasıdır bu. Hayır değil; in ile cin çatışmasıdır bu.

 

Cinlerin mesihine deniyor deccal diye, ama cinlere göre de inlerin mesihidir deccal. İn dediğim insanlardır, cin dediğim ise esrarkeşlerdir. Ve esrarkeşleri sadece esrarkeşler tanıyabilir; cinleri cinler tanıyabilir. İns ve cins’in arasındaki fark Hint keneviri, afyon, kokain v.b gibi narkotiklerin kullanımıdır.

 

Cinlerin mesihi Recep Tayyip ERDOĞAN’dır ve ama Abdullah GÜL’de o kültten gelmedir.

 

Evet; insanlar eşit doğmazlar. Kimisi cinlerden doğar, kimisi inlerden. Ve bu savaş “ARMEGEDDON” ile sonlanacaktır. İstiyorum ki, iş bu kerteye varmasın. Olay bu denli kızışırsa kıyamet saati erkene gelecek. Bu olmasın diye yırtınıyorum.

 

Mesih olmayı falan imparator olmakla karıştırıyorsunuz gâlibâ? Hz. Süleyman dışında zengin olan Nebî, Resûl, Velî var mı? Nebîlik, Resûllük, Velîlik çile ile, eza ile, cefa ile anılır değiller midir?

 

Bakın; Ben bu yaratıcılığım ile, zekâm ile, hayal gücüm ile, sâ’ir hasletlerimle isteyecek olursam zengin de olurum, iktidâr da. Ahlâkımı çöpe atarsam, ALLAH korkusunu, kuldan utanmayı üzerimden sıyırırsam, önümde kimse duramaz, yeryüzünün gelmiş geçmiş en başedilemez adamı olurum.

Yahut; en basitinden Mehdi ve Mesih iki ayrı varlıktır başlığı altında, Recep Tayyip ERDOĞAN’a “tamam ey Recep Tayyip ERDOĞAN, Sen Mehdi’sin, Ben’de Mesih ve Ben Sana bey’at ediyorum” der, çıkarıma, yararıma bakarım; ne diye Ülke’nin Başbakanı ile savaşayım, akıl kârı mı bu?

 

İşsiz, parasız, pulsuz, çulsuz, 43 yaşında ve ama bekâr, 80 yaşındaki hasta Anası ile hayatta bir başlarına kalmış birisi olarak ne demeye koca Başbakanla çarpışayım, siyasi liderlerle, uyuşturucu kullanıcıları ile, şeytanlarla, deccallerle çatışayım; Ben’i deli mi öptü?

 

Başbakan Ben’im gibi adamın ayaklarına halı serer, benden iyisini mi bulacak? Tek başıma dinamik bir muhalefet oluşturdum; Ben’im gibi bir tehlikeden kurtulmak ve üstelik yardımcısı yapmak, isteyebileceği en akıllıca iştir. Yapamaz mıyım? Yapamaz mı idim?

 

Nefsânî düşünsem, uygun olan Başbakan’a yaranmakdır. Ben ne yapıyorum; Başbakanla aşık atıyorum. Deli miyim, Mesih miyim?

 

Bu savaşı kaybedecek olduğumda, en acılı şekilde öldürüleceğimi göze alarak başladım bu savaşa; deli miyim, Mesih miyim?

 

Gidişat değişmez ise olacak olan nedir, biliyor musunuz? Kızdıklarım, karşısında olduklarımın ve “... Ve sonra istemediği halde biatlarını kabul eder. Eğer siz ona yetişirseniz, ona biat  ediniz. Çünkü o yerde de gökte de Mehdi'dir. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler - Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 35) hadîsinin işaret ettiği istemediklerimin gâlib olmasını, yine istemeden sağlamış olacağım ve buna mukâbil ise onlar Ben’i ham yapacaklar!..

 

Bana bey’at edenler etmiş ve ama hadîsin işaret ettiği gibi, istemediklerim bey’at etmiştir ki, hadîsin sağlığı konusunda da şüphelerim var. Üstelik bu nasıl bir bey’at ise; hepsi Bana hükmediyor, emrediyor, sürüyor, sürüklüyor, aç bırakıyor, susuz bırakıyor, açık – gizli tehdit ediyor, kılımı dahi gözaltında tutsak ediyor, günah teklif ediyor, eziyor, kişiliksizleştiriyor, onurumu – şerefimi ayaklar altına alıyor!?!

 

Demiştim ya; deccal ordusunun tutsağıyım; Muntazâr demek gözaltında demekdir. Düşüncelerimi, çözümlerimi, çözümlemelerimi, sözlerimi, tavrımı, tutumumu, bakışımı birebir Mesih-i Deccal’e aktarmak adına gözleri, elleri altında tutuluyorum.

 ALLAH kerimdir.

 Saygıyla…

 cancanBey

Mesut ULUKAN

Anasayfa

 EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi


© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

July 25

İsyânlarım sâhibsiz...

.

Hanîflere

Taklîdim şimdi ne yapacak?

 

 

Gâlibâ, elimden geleni yaptım; eksiğim, yanlışım olmuştur, hiç şüphesiz. Hataya zorlandığım, yanlışa sürüklendiğim oldu, olmuştur. Karşımda saff halinde dizili deccal ordusu var çünki. Esrarkeşler saff halindedir, dünyanın bir ucundaki bir esrarkeş, bir başka ucundaki esrarkeşi tanır ve otomatikman paslaşırlar diğer saffa karşı. Buna mukabil uyuşturucu kullanmayanlar saff hâlinde değillerdir. Kendi aralarında ayrılabildikleri kadar ayrılmışlardır; ayrılabilinecek kadar da ayrılırlar. Onları ayıran ise esrarkeşlerdir.

 Aksilik bu ya; esrarkeşler birbirlerini tanıya da bilirler iken, karşı saffdakiler esrarkeşleri tanıyamazlar ve bu nedenle de etkiye, nifâka, fitneye açıkdırlar. Esrarkeşleri tanıyamadıkları için bir saffda da bulunamazlar, kalamazlar. Meselâ döğmeliler içerisinde esrarkeş olanlar da vardır, olmayan da. Mesela sakallılar içerisinde, bıyıklılar içerisinde, avukatlar, savcılar, hakimler, askerler, polisler, yeşil – mavi – elâ – siyah – kahve gözlüler içerisinde esrarkeş olanlar da vardır olmayan da.

 Bu durumda yapılması mümkün olan tek seçenek var ki, o da, kayıtsız ve şartsız TSK’nın, yani şanlı ve yüce ordumuzun yanında saff tutmak. Ordumuzda da esrarkeşler var ise de parmakla gösterilecek sayıdadırlar. Ordumuz olağan dışı hâllerde damgalı, façalı, döğmeli erâtına karşı takınılacak tutumu da belirlemiş olmalıdır.

 Esrarkeşler şu anda hanîflerden önde gidiyorlar; hanîfler dezavantajlı durumdadırlar. Esrarkeşler Bendeniz’i öyle ya da böyle, bir biçimde kendi aralarında tutabilmek adına ne gerekiyorsa yaptılar, yapıyorlar. Kendilerinden olmayanlara karşı Bendeniz’in Mehdi & Mesih olmadığına iknâ etmiş olmalılar ki, halen aralarında tutsağım.

 Üzgünüm ki, gerek CHP, gerek ise de TSK el’ân imdadıma yetişebilmiş değillerdir. Oysa; Benim yenilgim onların yenilgisi, onların yenilgisi ise Benim yenilgim olacak; iyiler kaybedecek.

 Oysa; gerekli olan tek şey, Benimle yüzyüze görüşmekten ibâret, Benimle irtibâta, temâsa geçmek. Ama yok; olmuyor, olamıyor. Esrarkeşler bizi bir araya getirmemek için neler yapıyorlar ise, başarılı oluyorlar.

 Bu durum ise, iyilerin, medeniyyetin, çağdaşlığın, güzelliğin, naîfliğin, mûnisliğin, ma’sûmiyyetin, hanîfliğin yenilgisine yol açacak.

 Koşar adım iç ve dış çatışmaya sürükleniyor Ülkem’in insanları. Hergün, yeni bir kamplaşma, bloklaşma, cepheleşme oluşuyor ve her bir cephe yek diğerine karşı diş biliyor. Esrarkeşler ise ellerini avuşturuyor bu duruma karşı. İktidârı kucaklarında bulacaklar.

 Çok kan akacak, yaşlı, genç, çoluk – çocuk, kadın – kız demeden alabildiği canı alacak, oluşacağı hissedilen ortam. Umarım hiçbir şey olmaz ama öyle görünmüyor.

 AKP, iktidârdan düşersem yanarım diye düşünüyor ki, isâbetli bir düşünce bu; yanarlar. Çünki, çok can yaktılar; bir sürü adamı haklı – haksız, suçlu – suçsuz cezaevlerine tıktılar, iktidârları boyunca bombalar, mayınlar, silahlar patladı ve çok can kaybı yaşandı. Bunların hesabının sorulacağı korkusu taşımamaları normal olur mu?

 CHP ve tarafdârları en çok canı yanan cephe ve fakat en sâf, en merhametli, en uygar cephe.

 MHP ise çaktırmadan AKP’ye omuzdaş oldu, yol verdi, yön verdi ve zaten cumhuriyet, medeniyet gibi bir kaygıları da yokdu, hiç olmamışdı. Esrarkeşlerin iktidârından başka bir dertleri yok, ya’nî kendilerinin iktidârı. AKP’ye omuzdaş olmalarının sebebi de zaten, Recep Tayyip ERDOĞAN’ın da esrarkeş ya da kokainman oluşudur, ya da Abdullah GÜL’ün.

 Muslimânlık kaygıları falân palavradan ibaret, hiç birisi hanîf muslimânlık falan yaşamıyor. Muslimânlık burada bir araç ve her ne kadar İslâm ile ilgisizler görüntüsünde iseler de ve hattâ kendileri de İslâm’dan uzak duruyorlar iseler de asıl İslâm’a en yakın hâli cumhuriyet kuşakları, tarafdârları, laikler, laiklikciler yaşıyor. Laiklik İslâm, İslâm laiklikdir zaten.

 As’lolan yardımlaşmak, paylaşmak, paslaşmakdır, nezâhettir, zarâfettir, nezâkettir; uygarlığa delâlet eden her ne var ise İslâm’a da delâlet eder.

 Neyse; belki yaşayacağım ve ya belki de ölecek – öldüreleceğim ama şurası kesin ki artık Bendeniz buralara yazı falan yazamayacak ve de yazmayacağım. Yazarak ha’lledebildiğim bir şey yok, tam aksine buraya yazdıklarımın işine gelenlerinin aynını, işine gelmeyenlerinin ise tam zıddını uygulayarak mesâfe elde etti Recep Tayyip ERDOĞAN ve şûrekâsı. Daha fazla, yazarak, onlara istemeden hizmet etme durumundan sıyrılmam gerektiğine kâniyim. Başka türlü olmayacak çünki.

 Durum her açıdan aleyhime işledi, işliyor ve görünüyor. Bu durumdan çıkabilmemin tek yolu TSK’nın, şanlı Ordumuz’un şanlı elini uzatması ve Ben’i karşılarına alıp dinlemeleri olur. Ama bugüne değin buna imkân vermeyenler yine vermeyeceklerdir. Yaşanacaklar yaşanacak; ALLAH hay’ra çevirsin.

 Dediğim gibi; esrarkeş, kokainman v.b değil iseniz şayet, hangi tandanstan, kökenden geldiğinize bakmaksızın TSK’nın yanında saff tutun. Ve yanısıra içerinizde esrarkeş, kokainman v.b gibilerin olacağını ve fitne, nifâk peşinde olacaklarını da bilin. Gözünüzü kapatıp, vesveselere de kulağınızı tıkayıp TSK’nın emrine girin.

 Saygıyla...

 cancanBey

Mesut ULUKAN

Anasayfa

 EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi


© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

July 16

Kutsal olan hayattır.

.

kutsal

KUTSAL

 

 

Geçmişde birilerinden duyduğum ama tam kaynağını bilemediğim bir siyer var ki, Hz. Muhammed’e yakışan, KUR’AN’ın mesajlarına uygun bir davranış olmaklığı ile “KUTSİYET” meselesine ışık tutuyor:

 Sanıyorum; Hz. Muhammed (s.a.v) Taif’den Mekke’ye dönerken, havanın aşırı sıcak olmasının da etkisi ile yorularak, Taif civarlarında bir yerde bir ağacın gölgesine oturup biraz dinlenir. Dinlendikten sonra da kalkıp gider. Gâlibâ, 1 hafta falan sonra tekrar aynı yerden geçtiğinde görür ki, ağaca çaput, bez bağlamalar, ağaç dibinde mum yakmalar, ağacın etrafında dönmeler, ağaca sürtünmeler v.b var; “nedir bu, ne yapıyorsunuz sizler?” diye sorunca, biraz da mahcûb bir edâ ile “Efendim, Siz’in sevdiğiniz ağaç, Siz’e gölge olmuş ağaç saygıdeğerdir, sevgideğerdir, Siz’e sırt vermiş ağaç, yastık olmuş ağaç Siz’e sevgilidir ve düşündük ki Siz’e sevgili olanın ruhu, isteklerimizi geri çevirmez, YARATAN’a dileklerimizin kabûlü için vesile olur…” cevabları ile karşılaşır.

 Hz. Muhammed ki, “yaş kesen baş keser” demiştir, Hz. Muhammed ki “kıyamet koparken dahi elinizde bir fidan varsa onu dikin” demiştir; ibret-i âlem olsun diye o ağacı oracıkta kesmiştir.

 Sadece YARATAN’a tapınılmasını istemiştir; Kendisi’ni her dâ’im bir kul olarak görmüş, göstermiş, tavsîf etmiştir ki, Kendisi’ne tapınılmasın.

 Hz. Muhammed’in resmi yoktur, neden? Kendisi’ne tapınılmaması içindir elbette. Pekiyi; Kendisi’nin resmini men ettiğine göre, sakalını, hırkasını, ayak izini v.b tavsiye eder mi Hz. Muhammed?

 Hz. Muhammed’in, Peygamberliğine başlar başlamaz ilk işi, ilk icrâatı bu tip putlaştırılmış objelere tapınılmasına karşı mucâdele etmek olmamış mıdır? İlk mücadelesi dönemin sûfîanları ile olmamış mıdır?

 Nedir “sûfîan”? Gaibden, görünmezden, bâtından, imândan, ulûhiyyetden para kazanmak, saltanat sağlamak girişimcilerine denmez mi “sûfîan” ? Ulûhiyyeti ticarîleştiren, meta hâline dönüştürenler değil mi idi cehiller, sûfîler?

 Ve işte o zamanın şeytanları ve yahut sonraki bir başka dönemin şeytanları, bu Peygamberimiz’in gûyâ sakalıdır diye kıl tutamını, ayak izidir diye kalıba dökülmüş ayak izi, yayı, kılıcının kabzası v.s diyerek, Peygamberimiz’in arzusu hilâfına ve KUR’AN’ın vizyonu, ruhu hilâfına bir takım emtiâlar ortaya koyagelmişlerdir.

 Emin olunuz ki, ağacı kesen Hz. Peygamber, bu durumu gördüğünde ya kahrından 20 yıl erken ölür ya da hiddetinden ALLAH’a sığınarak 20 kişinin canını alırdı!!!

 *********

Geçenlerde birileri kutsiyet kavramını kullanarak akıllarınca muslîmanlık sergilediler. Kimisi samimi idi, kimisi fırsatçı. Kutsal avlu, dua avlusu falan dediler. Hırka-i Saadet dairesine 60 mt. mesafede şarap mı içilir dediler v.b.

 “Dinime söven bari muslîman olsa” diye güzel bir özdeyiş vardır ve de “biz kırk kişiyiz, kırkımız da birbirimizi biliriz” özdeyişi vardır, “tencere dibin kara, seninki benden kara” özdeyişi vardır. Camiî avlularında, bahçelerinde esrar içmek, şarap içmek oluyor da, mezarlıklarda, kabristanlarda esrar yetiştirmek oluyor da ve bunlara karşı kılınız kımıldamıyor da!... Kim içiyor esrarı, şarabı camiî bahçelerinde, avlularında? Kim yetiştiriyor kabristanlarda hint kenevirlerini?

 Alkol v.b gibi akıl giderici her türden yiyecek, içecek haramdır. Evde de, yolda da, izde de, kapıda da, bacada da, sokakta da, çarşıda da her yerde haramdır.

 61 mt. de serbest 60. metrede yasak, “hop, dur kutsal var” demek de neyin nesi oluyor? İslâm’ın koruyuculuğunu sana kim verdi? ALLAH dinini koruyamıyor mu?

 Sen Din’in emirlerini, öğütleri yerine getir; kendini kurtar. Berisinden sana ne? Herkes kapısının önünü süpürsün?

 Dinî hassasiyetlerine saldırıldığını düşünüyorsan şayet; bu takdirde de, kanun var, nizam var, yasa var, polis var, jandarma var, adliye var, zâbitan var, şikayet merciîleri var.

 Orada koskocaman İlber ORTAYLI var ki, topumuzu cebine 1000 def’a sokup sokup çıkarır.

 *********

 Şimdi; kendisini Anadolulu olarak vasfedenler kendilerine Din’in hâmîsi rolünü biçmişler, oynuyorlar. Adama demezler mi, alkol tüketimi Anadolu’da neden bu kadar yaygın? Kim içiyor peki bu kadar alkolü? Konçerto izleyicisi, dinleyicisi mi tüketiyor bu kadar alkolü? İstatistik bilimi var; çıkarsınlar şu tabloyu da bir görelim hangi vilayetlerde, kazalarda, kasabalarda ne kadar alkol tüketimi var? Turistikleri de ayıralım, turizm mevsimini de ayıralım, öyle yapalım istatistiği. Bir zamanlar Kars, Konya, Kırşehir nüfuslarına oranla şampiyondu alkol tüketiminde; oralarda da mı konçerto, senfoni perestler var dı?

 Ha ama, bir konu da hakları var; diyorlar ki “bu senfoni orkestrası bir kerre de kolbastı çalsın”. % 100.000 kerre katılıyorum bu fikre ve dahi ATATÜRK’ün senfoni orkestrası, opera sanatçıları yetişmesini istemesindeki maksat da zaten bu idi; diyordu ki ATATÜRK “Bizim Halk Müziğimiz, San’at Müziğimiz operaya uyarlansın, senfonik müziğe uyarlansın ve Avrupaya bu müzik nakşedilsin” v.b…

 Topkapı Sarayı’nda konser, konçerto, operet filan sergilenecekse doğasına uyulsun işin ve TÜRK EZGİLERİ çalınsın. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası kuruluş amacına uygun davransın. Senfonik orkestrasyonla, Batı enstrumanları ile mantık dizgelerini Biz’e nakşetsin, buna mukâbil TÜRK ezgileri ile  duygu dizgelerimizi Batı’ya nakşetsin. ATATÜRK’ün hedefi budur.

 Saygıyla…

 cancanBey

Mesut ULUKAN

  Anasayfa

 EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi


© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

June 22

By R.T.E

.

Deccal

Ne buyurdunuz?

 

 

Çabuk olun; ortalık kan gölüne dönecek ve bunun vebâlini kime kaldıramaz / taşıyamaz. Şayet yaşarsam hepinize hesap sorarım /  soracağım.

********* 

Deccal’in Mekke ve Medineye giremeyeceğini içerir ki, bu da İzmir ve tarafımca ma’lûm ama şimdilik kaydıyla mahfûz tutacağım ilçe ve beldesini kast eder. Recep Tayyip ERDOĞAN İzmir’i, sittin sene seçim yapılsa asla ve kat’a alamaz. Dahası, tarafımca ma’lûm olup mahfûz tuttuğum ilçe ve beldeye şahsen / fiziken de giremez, giremedi, giremeyecek.

 

Bir başka hadîs-i şerîf de ise; Deccalin pek bilgin olmayacağı ama kadınlar ile köylüleri (varoşları) kandıracağı bahsedilmektedir; By R.T.E’nin nerelerden oy aldığı ve kadınların kendisine hayranlığı ma’lûmumuzdur ki, esrarkeşlerde şeytan tüyü, ya’nî diğer bir deyişle karizma mevcuttur.

 

Başkaca hadîs-i şerîf ise, Deccal’in nâralarını konu etmiştir ki; By R.T.E’nin nâraları da artık hepimizin ma’lûmudur.

 

Farklı bir hadîste de; Deccal’in güneşi hapsetmesi söz konusudur ki, bu da, gazete ve sâ’ir büyük medya kanallarının, By R.T.E’nin şerrinden ya da sunduğu menfaatlerden ötürü, güdümüne girmesidir.

 

Daha da açıklayabilirim ama inanmak istemeyen her hâl-û kârda inanmayacaktır. Sözün özü; çabuk olun, çünki tahtı, saltanatı, canı için dünyayı birbirine katacak; İran’daki karışıklıkların, Pakistan’ın, Hindistan’da ki bombalama eyleminin, Gürcistan – Osetya – Abhazya karışıklığının, Hamas – İsrail çekişmesinin, ve’l-hâsıl yakın çevremizdeki karışıklıkların tamamında parmağı, dili, nifağı var.

 

A.B.D’yi Ortadoğu’ya çekmeye çalışıyor, İran’ı A.B.D’ye vurdurmak istiyor; tek maksadı varlığının idâmesi ki; iktidârdan düştüğü anda öldürüleceğini düşünerek hareket ediyor.

 

Dünyanın artık sonundayız; By R.T.E karıştırdı ortalığı. Eğer; çabucak uzaklaştırılır ise yerinden ve sonsuza kadar izole edilirse kurtuluş vardır. Yoksa; bu savaş O’nun ve tüm deccallerin ölümü ile sonlanacaktır.

 *********

 Sn. Deniz BAYKAL ve Sn. Devlet BAHÇELİ: Çok yakın çalışma arkadaşlarınızdan esrarkeş olanlar ve yani deccal ordusundan olanlar var; gözleri buğuludur, dumanlıdır, koyu yeşilimsilik vardır ya da koyumsudur ve ama buğuludur. Gözler sürmelidir ve çoğunlukla esmerdirler. Beyaz tenlileri soluk beyazdırlar. Sarı tenliler pembemsilikle grimsilik arasındaki bir tene sahipdirler. Gözleri çoğunlukla buğulu, koyu, dumanlı yeşildir; gözlerin altında bir göz daha var gibidirler; derinliklidir gözleri.

 

Bu durumda, ne kadar faydalı olabilirsiniz bilemiyorum; çok çok güvendiğiniz küçük gruplarla hareket etmelisiniz.

 

Şayet mümkünse; yeni ve temiz bir parti kurmalısınız ya da kurulmuşlardan birine birleşerek geçmelisiniz ama çabuk olmalısınız. Seçeceğiniz, test edeceğiniz kişilerle yeni bir parti elzem gibi görünüyor.

Mevcutlarınıza fazlası ile sızma var; CHP’de kısmen daha az ve MHP’de oldukça fazla sızma var. MHP’deki sızmanın da ötesinde, deccal partisi olmuş.

 

Sn. Osman PAMUKOĞLU’nun Parti’si de tazyîk ve kuşatma altında…

 Çok yeni, yepyeni bir partinin acele kurulması şart ve bu birleşmenizle olabilecektir; veriler Siz’de, en sağlıklı kararı Siz’ler alabilirsiniz. Ben sadece ışık tutuyorum.

Yeni partinin adı da "Cumhuriyetçi Halk Partisi" ya da "Cumhuriyet ve Halk Partisi" olsun, lideri de Sn. Deniz BAYKAL olsun. 

 Saygıyla…

 cancanBey

Mesut ULUKAN

  Anasayfa

 EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi


© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

May 30

Çıkış ne tarafda?

.

Tıkla

İyi seyirler!

 

 

Yaz ha, yaz; yazıyorumda ne oluyor ki? İnsanlar inanmamak için bulabildiğince bahane buluyor, olabildiğince argüman geliştiriyor?!?

 

Ya’nî; Bana inanıldığında kaybınız ne olacak; anlamak mümkün değil?!? Bana inanıp da tarafıma yapabileceğiniz tek iyilik Anacığımı ve Ben’i deccallerin elinden kurtarmanız olabilir ve ama kendinize yapabilecek iyiliğin haddi hesabı yok; Bana inanıp Recep Tayyip ERDOĞAN’ı uyuşturucu testlerine tabiî tutmanız yeterlidir.

 Recep Tayyip ERDOĞAN’ın meşhur “kutsal balyoz” hadisesi vardı hani; neyin nesi idi o olay? Uyuşturucu ile ilgisi olabilir mi? Sara krizi dendi, kan şekerinin düşmesi dendi ama ne olduğu hakkında doyurucu bir bilgi sunuldu mu? Ve o tetkikler elde edilebilinmiş ise, uzman narkotik hekimlerine gösterildi mi?

 

Başbakan, neden Devlet’in sağlık kuruluşlarından kaçarki? Meselâ, şöyle delikanlılar gibi G.A.T.A. ‘da neden bir chek-up’dan geçmez?

 

Başbakan’ın her şeyi gizemli; böyle başbakan mı olur? Devletin’den neyi saklayabilir başbakan? Başbakanların Devlet’ten gizleyebileceği birşeyler olabilir mi?

 

Ama efendim, Devlet R.T.E’yi istemiyor ki, nasıl güvensin; Devlet’le kavgası olan birisi haindir zaten, Devleti’ne güvenmeyen birisi düşmandır, haindir.

 

By R.T.E’yi G.A.T.A’ya chek-up’a zorlayabilecek bir devletde kalmadı zaten ortada; bu hususda muktedir olabilecek tek mercî var, Genel Kurmay Başkanlığı. Ve fakat, maalesef Genel Kurmay Başkanlığımız müthiş bir tereddüte dûçâr vaziyetde. Zaten, tereddüte düşürmek için durmaksızın çabalayanlar var ki, en başta gelen By R.T.E’dir.

 

Ya’nî; bu kadar şaibeli bir başbakanı olacak bir ülkenin, bu kadar gizemli bir başbakanı olacak ya da bir başbakan geldikten sonra ülke tuhaf şeyler yaşayacak; laik - anti laik, sûfî – anti sûfî, Türk – Kürt, Ergenekoncu – Fethullahçı v.b gibi bir sürü çatışma yaşanacak, T.S.K’nın güzide subayları ne idüğü belirsiz, uyduruk bir da’vâ nedeni ile içeri tıkılacak, bilim adamları, sanatçılar, gazeteciler, sendikacılar ve’l-hâsıl vatansever olarak bilindik kim varsa, bugüne değin PKK’ya ve bi’l-umûm iç-dış tehlikelere karşı mücadele eden kim varsa içeri tıkılacak ve fakat zoka yutmuş gibi, afyon yutmuş gibi, ölü toprağı serpilmiş gibi, sinema filmi (kurtlar vadisi) izler gibi, sus-pus olacak Devlet-i Âlî’miz! Olacak şey mi bu?

 

Gerçi; Devlet-i Âlî’mi kaldı ortalıkda? Sadece, Genel Kurmay Başkanlığı var; tek ümit o. Aksi hâlde ise; iş vatandaşa düşecek ki; seyreyleyin gümbürtüyü!

 

Muhalefet partilerinin Sn. Genel Başkanları, âcilen Genel Kurmay Başkan’ı ile aynı anda bir görüşme yapıp bu işi artık bitirmeliler.

 *********

Yâ AKP Milletvekillerine ne demeli; vicdanınız ne diyor ey AKP Milletvekilleri? Vicdanınız bugüne değin sizi hiç yanılttı mı? Gerçi, bu devirde vicdanına danışanlar pek milletvekili olamıyor amma, ha’sbel-kader vicdanına kulak verecekler çıkabilir diyerek, umîdvar olmamız gerek, değil mi?

 

Hâlâ, vatan, vatandaş, hemşehri, akraba sevgisi, kaygısı duyan; hâlâ çocuklarını, torunlarını, doğmamış nesebini (kendini) seven, sorumluluk sahibi, ALLAH ve hesap korkusu, kaygısı, saygısı taşıyan, sine-i millete dönebilecek çapta milletvekilleri vardır değil mi?

 

Onurlu, kişilikli, ilkeli, erdemli olup da parmak kaldırma – indirme kuklasına dönüşmemiş ya da dönüşmüşse de durumundan hicâb duyacak ve bir kerre dahi olsa TÜRK’e, Mûsliman’a, İnsan’a yakışır davranacak birileri vardır değil mi?

 *********

Topyekûn anomali yaşıyoruz yâ hû, R.T.E. Başbakan olduğundan beri; dur diyecek yok mu? Normali özleyen, arayan yok mu?

 

Sıradışılıklar, olağandışılıklar devam mı ededursun? Yoksa; artık normalleşmeliyiz, normalimize dönmeliyiz demenin zamanı gelmedi mi?

 

Ne zaman normalleşelim? Kıyametten sonra mı!?!

 

Neyi bekliyorsunuz? Ne olmalı, ne olacak da, neyi bekliyorsunuz? Mehdi ve Deccal filmini mi izliyorsunuz? Siz seyirci misiniz? Deccal’e ve deccallere dur demeyecek misiniz? Dilsiz şeytan mısınız?

 

Çocuklarınız, torunlarınız, nesebiniz size ne der acaba?

  Saygıyla…

 cancanBey

Mesut ULUKAN

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

 

May 26

Ne 1000 yılı? Hz. İbrahim'den beri...

.

Naylon

Yıkmak kimin harcı?

 

 

MU’yu bilmezsin, ATLANTİS’i bilmezsin, Tahsin MAYATEPEK’i bilmezsin, SÜMERLER’i bilmezsin; bilmez oğlu bilmezsin!

 Tek bir şey bilirsin; imânı nur saçan / zekâ parıltıları sergileyen kişileri kaskasa almayı, kumpasa sokmayı, tuzağa çekmeyi. Ve Onlar’ı kontrol altında tutmayı,sindirmeyi, bastırmayı bilirsin. Ve Onlar’ın fikirlerinin taklîdçiliğini bilirsin.

 Revâcda olan fikir her ne ise, onun bayrakdârlığına soyunursun; kraldan çok kralcı olursun!

 Aslında tek bildiğin kokain, hint keneviri, alkol, kumar, zinâ, fuhuş (gösteriş), hırsızlık, öldürmek, gasp, soygun, hile, tuzak, iftirâ, gıybet, kadın satıcılığı, kadın parası yemek, kadın dövmek ve ama nâmûs kavramını da, dürüstlük kavramını da, fazîleti de kimselere bırakmazsın!

 İSLÂM revaçda ise ümmetçisin, TÜRKÇÜLÜK revâcda ise milliyetçisin; sen ne ayaksın?

 Kurt postuna girip çakallık yaparsın, kuzu postuna girip sırtlanlık yaparsın.

 Hilâfet, şeriat istersin, çünki; A TAKIMLARINIZ’da olduğu gibi düzeni çakallarınızla sağlarsınız ama kendi düzeninizi! Şerîat kurulacak ve bugünün esrarkeşi, kokainmanı, alkoliği, hırsızı, katili, pezevengi yarın şeriat polisi olacak başımıza; Mesih-i DECCAL  ise Halife olacak! Vay; canım benim!

 *********

 Mehdi & Mesih’i 79 yaşındaki Anası ile aç bırakan, işsiz bırakan Siz değilmişsiniz gibi! Etrafa Mehdi & Mesih’i karalayanlar ve O’nun aslında Deccal olduğunu imâ eden sizler değilmişsiniz gibi!

 Mehdi & Mesih’e DECCAL muamelesi çekenler siz değilmişsiniz gibi!

 TÜRKÇÜLÜK, Milliyetçilik kisvesi altında TÜRKÇÜLERİ Silivri’ye tıkanlar siz değilmişsiniz gibi!

 İnternete ses ve görüntü kayıtlarını verenler siz değilmişsiniz gibi! Çaycı, güvenlikçi, müstahdem, şoför, kaloriferci, müracaatçı v.s geri hizmet kadrolarında istihdam ettiğiniz keşlerinizle casusluk yapmıyormuşsunuz gibi!

 Fethullahçılar sizin beyazınız, siz Fethullahçıların siyahı değilmişsiniz gibi!

 *********

 Evet; TENGERE’yi bilmezsiniz, BAY ÜLGEN’i bilmezsiniz, ERLİK HAN’ı bilmezsiniz, KUT’u, İDUK’u, UMAY’ı bilmezsiniz.

 Tüm dinlerin TENGRİCİLİK’den türediğini, evrildiğini bilmezsiniz.

 Lanet olası esrardan, kokainden kafanızı kaldırıp ERLİK HAN’ın güdümünden çıkmazsınız.

 Düşün lan TÜRKLÜĞÜN yakasından; düşün insanlığın yakasından.

Kıskançlık sizde, hased sizde, kem göz, pis nefes sizde; aşağılık duygunuz yüzünden kimsenin başarılı olmasını çekemiyorsunuz; herkesi paçasından aşağı çekiyorsunuz!

 Ala-vera, dala-vera, ali-cengiz oyunu, cingözlük sizde, çünki siz cinsiniz!

 Cinler kendilerini melek sanıyor, iblisi ise ALLAH! Öyle ya; yoğurdum kara diyen olmazmış.

 İyi de; kutsal kitaplar “o ağaç” dan neyi kastediyor; esrarınız / sırrınız olan hint keneviri, kokaini, afyonu v.b kastetmiyor mu?

 *********

 Her köşe başına bir cin / şeytan yerleşmiş, gûnâh tuzakları kurmuş; niye gûnâhkârsın diye suçluyorlar sonra da! Ve sen geldin, biz senin kafana silâh dayamadıkki diyorlar!

 Evet, ey Millet; MHP bir cin partisidir, cinler hemen her partide varlar ama ziyadesi ile MHP’de varlar; ele geçirilmiş bir partidir MHP = Melûn Harâmîler Partisi.

 *********

 ATATÜRK edebiyatı yapıyorsun, Nihâl ATSIZ edebiyatı yapıyorsun; pekiyi; demiyor mu ATATÜRK “Bu rahna yedi bin senelik, en aşağı, bir Türk beşiğidir.” / demiyor mu H. Nihâl ATSIZ “Nuh doğmadan kişnedi ordularımızın atı.” / demiyor mu Harbiye Marşı “Tufanları gösteren tarihlerin yâdıyız.” ?

 *********

Şimdi; Ben bunları yazdım diye Ben’i öldürecek misiniz? Ulan haysiyetimi, onurumu, şerefimi, hürriyetimi, özgürlüğümü, kişiliğimi, şahsiyetimi öldürdünüz be! 79 yaşındaki ANAM’ı süründürüyorsunuz be? Siz verirseniz iki lokma ekmek yiyor yaşıyoruz, vermezseniz açız; bundan öte onursuzluk mu olur?

Gerçi siz zalimler, gaddarlar bundan öte zalimlik, gaddarlıkda bilirsiniz, yaparsınız; onursuzluğun bundan ötelerini de yaşatırsınız; verebileceğiniz kadar ruh acısını da, can acısını da verirsiniz, vereceksinizdir.

 Ölümden öte köy mü var ulan?

 Sergileyin lan bütün pislik hünerlerinizi, linç ettirin beni millete; öldüğümde vücudumda 1000 yara, kemiklerimde 1000 kırık olsun; yeter ki sizin pis yüzünüz, maskelediğiniz pis yüzünüz ortaya çıksın!

 *********

 Ben bu yazıyı boşuna yazmadım; neler yapıyorlar neler, bir bilebilseniz! Ama hep soyutlar, somutlaştırabilinecek olsa da izâfî kalır. Gerçi can kulağıyla dinleyene hepsi somutlaşır. Yeterki can kulağı ile dinleyecek birilerini göndersin ALLAH (âmîn).

 Ne sıkıntılar, azaplar çektiğimi bir Ben bilirim bir de ALLAH; resûller, nebîler, velîler her ne çekmiş ise bunların elinden, dilinden çekmişler.

 ALLAH’a da tuzak, hile kuramazsınız yâ! Mevlâ çok kerimdir; bilmezsiniz.

cancanBey

Mesut ULUKAN

Anasayfa

 EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

 

May 06

Kaş yaparken kaş yapalım!..

.

Kutsal

KUTSAL

 

 

ALLAH hakkında ve de Kutsal Kitaplar / Sözler, Âyetler (Belirtiler) hakkında konuşurken dikkatli olunulmak zorunluluğu kutsiyetin doğasının gereğidir.

 Kutsiyet kavramı dokunulmazlık anlamına da tekabûl eder çünki.

 Tanrı ne faşisttir ne de rüşvetci!!!

 Şunları yaparsanız ya da şunları yapmazsanız size ödül olarak şunu veririm demiyor ALLAH; söylediği şudur; şunları yaparsanız ve / ve ya şunları yapmazsanız gönencinizi / cennetinizi ya da zulletinizi / cehenneminizi sağlamış olursunuz. YARATAN yarattığı her varlığın gönenç içerisinde olmasını arzular.

 Gönençden ve zulletden sadece maddesel ma’nâ çıkarmamak lâzım; ruhsal anlamda da gönenebilir ya da alçalabilirsiniz.

 ALLAH, teâlâdır ve aynı zamanda azze ve celledir.

 ALLAH insanı cemâl ve celâl sıfatından yaratmıştır. Ya’nî insan yin ve yangdan muteşekkildir. Evren ve evrende her ne var ise ALLAH’ın cemâl ile celâl sıfatlarını bünyesinde barındırır.

 Ve ALLAH merhamet sahibi olması nedeni ile yaşamın bu sırrını Nebîler’i ve Resûller’i vesilesi ile bizlere bildirmiş ki, celâl sıfatına yakalanmayalım.

 Celâl sıfatı ile cehennem diye nitelenen, yürekde yanan kor ateş ile sürekli mutsuzluğu, cemâl sıfatı ile de cennet diye nitelenen, yürekte çağlayan serin sular ile sürekli mutluluğu oluşturmuştur ALLAH.

 Şöyle de düşünebiliriz; ikisi de ateşdir ama birisi ısıtıyor, diğeri yakıyor ya da ikisi de ışıkdır ama birisi aydınlatırken diğeri gözleri kamaştırıyor / köreltiyor.

 Yaratırken cenneti ve cehennemi sistemimize yüklüyor; sağımız cennet, solumuz cehennem. Sağduyumuzla davrandığımızda tüm işlerimiz rast gidiyor, solduyumuzla davrandığımızda tüm işlerimiz ters gidiyor.

 KUR’AN’da yapmamız ve yapmamamız doğrultusunda tavsiye ve emredilenleri yerine getirme hâlimize göre vucûd kimyamızda ve anatomik yapıda değişikler oluşuyor. Toprağa verildiğimizde ya da toprakla buluştuğumuzda, TOPRAK vucûd kimyamız ve anatomik yapımıza göre tasnifde bulunuyor…

 Ya’nî hem diri iken ve hem de ölü iken cennet ve cehennem olgularını biz tercih ediyoruz, ancak; karada yaşayan suda ölür, suda yaşayan karada ölür!.. Hem suda hem karada yaşayanlar da var elbette!...

 Şimdi Nebe Sûresi 32-33 ve 34. Âyetler’de yemişlerden, yiyecek ve içecekten söz ediyor; bereketli bahçe ve bağlardan söz ediyor. Kadın, kız nereden çıkıyor? Hepsi aynı ebatda, ölçüde turunçlar (yemiş olan) var deniyor orada…

 Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakütesi Tefsir Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Salih AKDEMİR’i görevlendirin; seçeceği üyeler ile atayacağınız üyeler ayrı ayrı heyet oluştursun ve sonra her iki heyet raporlarını, çevirilerini v.b Salih Hoca’ya takdim etsinler.

 Saygıyla…

 cancanBey

Mesut ULUKAN 

Anasayfa

 EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

 

April 28

Mehdi ve Mesih aynı kişidir.

.

Mehdi

YASA

 

 

Yarınlarda Anadolu’da gözü olan, aç gözlü, emperyalist milletlerden, devletlerden birileri Ülkemiz’i istîlâ edecek olur ve Ordumuz çaresiz kalır da, iş milis kuvvetlere düşecek olursa diye TÜRKİYE’nin her vilâyetinde, kazasında, bucağında gömülü silahlarımız vardır.

 

Ve bu silahlar ise milis kuvvetlerin kullanımına uygun hafif ve yarı ağır silahlardır.

 

Şimdi; Sen, Sizler tek erk olmak için, kendinize mehdi & mesih gibi ûnvanlar atfederek halîfe ve şeyhulislâm olabilmek adına, Sizlerin karşısında olanları, olabilecekleri alt etmek için bir terör örgütü uydurup, uydurduğunuz terör örgütüne de delâlet etsin diye Yurd’un dört bir yanında, yukarıda belirtilen amaçlar ile gömülmüş silâhları, uluslar arası şerîklerinizin uydu teknolojileri desteği, lojistik desteği ile ortaya çıkararak ne yaptığınızı sanıyorsunuz?

 

Bugünlerde herhangi bir düşman kuvvet girecek olursa Yurdumuz’a, hangi silâhlarla mukavemet edeceğiz? Ve Siz bunun hesabını nasıl vereceksiniz? Gözünüz bu kadar mı karardı?

 

Vay efendim; bu silâhlarla şunları yapacaklardı, bunları yapacaklardı! Medyummusunuz, kâhinmisiniz, falcımısınız?

 

Terör örgütü diye niteleyerek derme, çatma oluşturduğunuz şahıslar hangi eylemi yapıp da üstlenmişler? Böyle terör örgütü mü olur?

 

Terör örgütleri Devletlere karşı oluşan varlıklardır; topladığınız adamlar ise Devlet’i orasından burasından yönetmiş kişiler. Madem bunlar hâ’in idiler de T.C nasıl oldu da ayakta kaldı, gelişti; uluslar arası arenada söz sahibi bir ülke oldu?

 

Bugün dünyanın büyük devletleri T.C. ile yatıp, kalkıyorsa bunları siz mi sağladınız?

 

Siz olmasa idiniz, T.C. şimdilerde tek süper güç ve dünya da T.C. tek kutup olmuş olurdu…

 

Efendim bakın işte günlüklerden bu çıktı, telefon konuşmalarından şu çıktı? Herkes hergün 40 tane hayâl kuruyor ve üstelik aynı hayâli gören ya da kuran binlerce insan var; suç mu bu?

 

Ne malûm o bombaları, mayınları Sizin ya da sizlerin güdümündeki birilerinin patlatmadığı? Nitekim; her bomba ve mayın patlaması oylarınızda patlama yaptı, oylarınızı yükseltti! İçeri aldığınız adamlar oylarınızı yükseltmek için mi patlattılar o bombaları!?!

 

Yoksa bir taşla iki kuş mu vurdunuz? Yâ’nî hem rakiplerinizi ekarte ettiniz ve hem de oylarınızı arttırmış olmadınız mı?

 

*********

 

Adnan OKTAR ise 30 yıllık Mehdi imiş!

 

Diyor ki; “HZ. MEHDİ (A.S.), 1979 YILINDA MEYDANA GELEN INDEPENDENTA GEMİ İNFİLAKI SIRASINDA İSTANBUL'A GELMİŞTİR

Yâ’nî kendisi o tarihte İstanbul’a gitmişmiş ve o günden bugüne Mehdilik görevini ifâ ediyormuş!

30 yıldan beri Mehdi var imiş de neden savaşlar, açlıklar, yoksulluklar, kan, gözyaşı, acı, zûlüm hâkimmiş yeryüzüne ya da en azından Ülkemiz’e?

Oysa; “Mehdi işi sıkı tutacak. (Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 175)” ve “Mehdi hesabını çok seri bir şekilde görecek ve vaadinden dönmeyecektir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 24)” denmiyor mu Hâdis-î Şerîflerde?

E Sen ne menem bir Mehdiymişsin ki 30 yıldır kan, gözyaşı, acı, yoksulluk v.b var?

Çık aradan Adnan OKTAR yahut Mehdi’nin işini kolaylaştıran olarak kal. Karar Sen’in! Mehdi’nin işini zorlaştıranlar, zorlaştırmak isteyenler, Mehdi’ye karşı çıkanlar kimlerdi?

Ha evet; Ben 1979’da İstanbul’a geldim ama Mehdi olduğumu 3-4.Temmuz.2006 gününde öğrendim. Ve evet; 1980’de Köstence’ye, yâ’nî başkent ANKARA’ya geldim ve o günden bugüne kısa ayrılıklar dışında hep burada ikâmet etmekteyim.

Hâdislerde Konstantiniyye diye geçer, Konstantinapolis diye değil. Konstanta Başkent anlamına karşılık gelen eski Grekçe / Rumca bir kelimedir. Kudüs kelimesi Kontanta’nın evrilmiş hâlidir. Her iki kelime de Başkent anlamlarına tekâbûl ederler. Konsülün bulunduğu yerdir Konstanta. Günümüz konsülleri Başkentlerdedirler.

Konsül ise hükûmet kabinesine verilen isim / tanımdır. Ülkemizde her pazartesi günü konsültasyon vazifelerini ifâ eder bakanlar kurulu / hükûmet kabinesi.

*********

Aklımda bir ton söylenecek şeyler var amma çoğu kere unutuyorum.

Ha; değineceğim diğer bir konu ise deccallerdir ki, maddî varlıklar açısından, mevkî, makam açısından yücelmemem için ellerinden geleni ardlarına koymuyorlar. Çünki; yücelirde mevkî, makam elde edersem kendilerinden intikam alacağım zannından hareket ediyorlar!

Deccaller dostummuşcasına davranıyorlar, iyiliğimi isterlermişcesine konuşuyorlar lâfımın geçtiği yerlerde. Öyle sinsice, öyle kahpece tavırlar ortaya koyuyorlar ki… Ama ALLAH’ın hesabı, tuzağı daha kuvvetli ve geçerlidir.

Kaldı ki; Ben ölümü göze almışım. Açlık, yoksulluk neki?

Ayrıca; Mehdi Muntâzâr deyimi “Beklenen Mehdi”ye karşılık değil, “Gözetlenen Mehdi”ye karşılık gelir. Muntâzâr kelimesi nâzâr altında tutulan demektir. Yâ’nî göz altında, gözetim altında demektir.

Oysa Ben gözaltının daha da ilerisi olan el altında durumundayım. Ellerinin altındayım. Bir neviî hapis hayatı yaşamaktayım; aldığım nefesin sayısını ve hattâ nefesimin kokusunu dahi biliyorlar. Her hareketim kontrol altında.

İşsiz olduğum için ve Anacığımın merhum Babam’dan kalan 3 kuruşluk maaşı sadece kira, su, elektrik giderlerine yetmesi (hattâ yetmemesi) nedeni ile parasız, pulsuz geçen hayatım deccallerin kucağına düşmeme neden oluyor. Onlar ne kadar harçlık verirlerse o kadarı ile yapılabilecekleri yapabiliyorum.

İşsiz kalmamı, parasız kalmamı binbir vesile ile sağlayanlarda yine kendileri tabiîki. Ancak bu sûretle gözaltında, elleri altında tutabilirler, tutabiliyorlar. Çok nâçâr kalırlar ise hapse atarlar bir vesile uyduraraktan.

Benim buralarda yazmadığım, yazamadığım ne gerçeklerim, ne sıkıntılarım var oysa. Ama yüce Mevlâ kerîmdir.

Bana bolca hayır dua edin lütfen.

Saygıyla…

cancanBey

Mesut ULUKAN 

Anasayfa

 EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

April 27

Yoksula kaşıkla, zengine kepçeyle...

.

Hayırdır?

Hayırdır? 

 

Deniz  Feneri denen kuruluş – vakıf para toplarken “Biz İslâm’ın savunucularıyız, İslâm’ı iktidara getirmek istiyoruz. Bunun için ise T.V. kanalları ve Parti kurmak gerekir ve bunlara da para gerekir; Bize yardımcı olur musunuz?” diyerek mi toplamış bağışları? Yoksa; “Ezgin, bezgin, üzgün, aç, biilac, yoksul, fakir din kardeşlerimize yardım topluyoruz.” diyerek mi toplamış bağışları?

  Elbette 2. şıkdaki söylevleri ile toplamışlar. 1. şık için kimse yardımcı olmaz ve “git Arabistan’dan, İran’dan al bağışlarını” derler. Yahut “ne garantin var kardeşim, nasıl emin olacağız Sizin başarılı olacağınızdan ya da Müslimânlığınızın kuvvetinden” derler, değil mi?

  Bağışları toplarken yalan söyleyip, toplanan bağışları gösterilen amaç dışında kullananlar, acaba vergilerimizi hangi amaçlara matuf kullanıyorlardır?

  Vergileri toplarken hizmet maksadına matuf toplamıyor mu Devlet? E bağışçılara yalan söyleyenler, vergi mükelleflerini, vatandaşı niye aldatmasın?

  Vakıfçılığa zaten önceki yazılarımın birinde değinmiştim; sağolsun bugünki Hürriyet’de Sn. Mehmet Yakup YILMAZ’da değinmiş, okumanızı salık veriyorum.

  *********

  Recep Tayyip ERDOĞAN aman Ben’i iktidârdan indirmeyin, indirirseniz kellemi koparırlar dercesine, kim ne isterse herkese istediğini veriyor ama gücüne göre veriyor. Ya’nî bankalara, işadamlarına, medya sektörüne daha çok veriyor, fakire az veriyor; gücüne göre.

  Hayırdır, kimin parasını dağıtıyorsun Sen? Babanın parasını mı dağıtıyorsun? Benim hizmet almak için vermiş olduğumu vergileri Sen birilerinin gönlünü etmek için dağıtmaya amirmisin?

  Devleti olması gerektiği biçimde yönetseniz bunlara gerek kalır mı idi?

  Bir ton da FON var? Bu ne biçim Devlet’tir yâ hû? Bütçe ne güne duruyor? Nedir bu FON ayağı?

  Fonlar, vakıflar, sandıklar, dernekler v.s. Devlet içinde Devlet misâli! Matruşka bebekler gibiler; dernekden başlıyor, vakıflara, sandıklara, fonlara ve en sonunda da bütçeye dayanıyor Devlet.

  Neyse yâ hû; herkes hak ettiği biçimde yönetilir.

  Saygıyla…

  cancanBey

Mesut ULUKAN 

Anasayfa

 EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

April 22

Başın göğe mi erecek?

.

Halkçılık

HALKÇILIK

 

 

Türkiye’de halklar yok ise, “Halkçılık” ilkesi neden var? Neden ATATÜRK’ün Partisi’nin adı Cumhuriyet Halk Partisi? Neden  “6 Ok” amblemi kullanılmış?

 

Halk kelime anlamı itibâri ile “yaratılmış insanlar” demek değil midir? Halk, Halik, Hulk, Hilkat, Ahlâk v.b gibi kelimeler aynı kökten gelmiyorlar mı?

 

Elbette Türkiye Cumhuriyet’i coğrafyası sadece Kayılar ve Dokuz Oğuzlar’a analık etmedi. Bu coğrafya misafirsever, mazlumsever olmaklığından da, başka farklı sebeplerden de türlü topluluklar üretmiştir / halk etmiştir. Kezâ bu coğrafya bütünü ile sadece TÜRKLER’den müteşekkil değildi, sadece TÜRK doğurmadı.

 

Ama be kardeşim; etkinlik ve edilgenlik nicel nitelikle doğru orantılıdır. Değerce (en azından) hep bir fazlaydık ve bu bize etkinlik sağladı ki, bu ALLAH vergisidir; kıskanmak, komplekse kapılmak yersizdir; varın hesabınızı ALLAH’a sorun.

 

ALLAH yarttığı her olguya çeşitli misyonlar yükleyip, çeşitli roller biçer, biçiyor. Her insanın mutlaka ama mutlaka eksi ve artı yanları vardır; topluluklarda / halklarda da böyledir.

 

TÜRKLER’e siyâset san’atını ve devlet olma v.s vasfını vermiş; bu kabâhat ise, cezasını kesmek istiyorsanız, adres TÜRKLER midir? ALLAH’a ceza kesmeye de kalkışmazsınız gâlibâ değil mi?

 

Sizlerin de; TÜRKLER’de olmayan farklı üstün özellikleriniz var; kıskanmalımıyız? Her bireyde, canlıda, cansızda olduğu gibi topluluklarda / halklarda da birbirini tamamlama özelliği var; bu özelliklerle tamam olabiliyoruz. Sensiz Ben, Bensiz Sen yalnızlık demektir, güçsüzlük demektir. Sizsiz Biz, Bizsiz Siz güçsüzlük demektir, yalnızlık demektir; “sürüden ayrılanı kurt kapar”.

 

Kaldı ki anamız bir, babamız ayrı olsa da. Belki de babamız da birdir; bilebilir miyiz? Hem ne önemi var ki, ne olduğumuzun, kim olduğumuzun, nerden geldiğimizin? Bildik bileli biriz, beraberiz, biziz. Önemli olan nereye gideceğimiz ve ne yapmak istediğimizdir. Ya’nî ideal birliğidir. İnsanın idealleri ise bellidir; onurlu ve gönençli bir hayat. Hak, hukukdur as’l olan.

 

Şimdi TÜRK kelimesine takılmanın anlamı nedir? Ön adın Kürt son adın TÜRK, ön adın Çerkes son adın TÜRK, ön adın şu ya da bu ama son adın TÜRK. Yok TÜRK olmasın da TÜRKİYE olsun demenin âlemi nedir? TÜRK kelimesini Biz Size çok görmüyor da, kıskanmıyor da, adımızı kirletebileceğinizi, lekeleyebileceğinizi pas geçerek sizlere yakıştırıyoruz da daha ne istiyorsunuz?

 

Üstelik biz TÜRK derken bundan etnik ma’nâ da çıkarmıyoruz; TÜRK dediğimizde TÜRKİYE’de, diger TÜRK topraklarında ve hattâ Misâk-ı Millî’de kim varsa onu / onları anlatıyor ve anlıyoruz.

 

TÜRKLÜK bir yasanın adıdır,törenin adıdır, kültürün adıdır, yaşam biçiminin adıdır ve biliniz TÜRKLÜK şerefdir ki, TÜRKSÜZ tarih sayfası bulamazsınız. Hep vardık, çünki TANRI’dan hiç uzaklaşmadık, buyruklarını, öğütlerini savsaklamadık. Bu nedenle de yok olmadık, var kaldık. Sizi de var tutuyorsak bundan neden gocunasınız ki? TÜRK oldunda neyin, neren eksildi?

 

Kaldı ki; seni benleştirmiyoruzki, bizleştiriyoruz. Kürtlüğün bâkî, Çerkesliğin bâkî, Rumluğun, Pomaklığın, Zazalığın, Araplığın gene bâkî. Ya’nî sen Türkleşirken ben de bi tarafdan Kürtleşiyor, Araplaşıyor, Çerkesleşiyor, Pomaklaşıyor, Rumlaşıyor, Zazalaşıyorum ve böylece ortaya tek bir TÜRKLÜK çıkıyor. Çünki sizlerde de binbir faidede, güzelikde hasletler var, neden sırt döneyim.

 

İsimlere takılmanın ma’nâsı nedir; şeytan çok mu fitledi, fiştekledi? Herkes büyüğüne saygı duyacak; bu topraklarda büyük olan TÜRK’dür. Büyüklerde küçüklerine sevgi duyacak, şefkat gösterecek; olayın özü bu. Küçük büyüğünü, büyük küçüğünü tamamlayacak.

 

Parmağın birine baş parmak demişler, birine işaret parmağı, birine orta parmak, birine yüzük parmağı, birine de serçe parmak. Şimdi serçe parmak “ben illâ ki baş parmak olacağım” derse, diyorsa bunda mantık, makûliyyet, meşrûiyyet aranır mı?

 

Bir parmağın eksilmesi o eli güçsüz bırakmaz mı? Herkes TANRI’nın yüklediği misyonuna razı olsun kardeşim ve ama kendini de geliştirsin, mükemmelliyeti de arasın elbette ama bilsin ki serçeden ne yüzük ne orta ne işaret ne de baş parmak olur; olsa olsa biraz daha güçlenerek daha çok işe yarar.  ALLAH’ın istediği de yararlı olmaktır, birlikçi olmaktır. Sen û Ben da’vâsı İblis işidir. Sıyrıl benliğinden de ikilik çıkarma; ne ağzının tadını ne de ağzımızın tadını bozma!

 

Dünya-âhiret kardeşimizsiniz; Âdem’den beri kardeşimizsiniz. Biz hiç kardeşlerimizi ezmedik, üzmedik; oldu ise de bilerek isteyerek olmamıştır. Yok edici, yıkıcı bir kavim olsak şu ân yeryüzünde TÜRK’den başka isim kullanacak halk olmazdı. Kaybettiysek şefkatimizden, merhametimizden kaybettik; daha ne istiyorsunuz? TÜRKİYE CUMHURİYETİ’nin adını dönüştürmeyi mi?

 

Dokuz oğuzlar, Kayılar’dan ayrılmak istiyor. Neden diyoruz; dilimiz farklı diyor yahut burnumuz farklı diyor, yahut gözümüz farklı diyor!?! Üzüm üzüme baka baka kararır ya da ağarırmış; benzeşelim kardeşim. Benzeşmek süre ister, sabır ister ve herşeyden evvel kibrin def edilmesini gerektirir. Ayrılırsan kurta, kuşa kaptırırsın kendini; biz seni, sizi düşünüyoruz.

 

Ayrıca; ayrılmak isteyen hesabı kapatmadan gidemez. Alacaklı ise alacağını alır, verecekli ise vereceğini verir. Alacaklı olanı ALLAH bilir ve alacaklıya yardım eder, güç verir.

 

Cennete de bir yol gider, cehenneme de bir yol gider. ALLAH cennet yolunun birlikten geçtiğini söylemiş. ALLAH’a karşı gelenin cezası ise cehennemmiş. Buyrun ayrılın.

 

Bu CUMHURİYET’e bağlı olan herkese TÜRK denir; Kürt TÜRK'ü, Çerkes TÜRK'ü, Pomak TÜRK'ü, Laz TÜRK'ü, Rum TÜRK'ü, v.s TÜRK'ü. Ben seni TÜRK kabul ediyorum da daha ne istiyorsun?

 

Senden korkuyorumda mı sana TÜRK diyorum? Şerefsizimde mi sana TÜRK diyorum? Herkes sözünün, davranışının nereye gittiğini bilsin ve şeytana uymasın; küçükler büyükleri hep yorarlar ve üzerler ama büyüğe hoşgörmek, affetmek düştüğü için susuyoruz.

 

Konuşma hakkımızı kullanmıyoruz; kullandırtmayın. Sizi seviyoruz, çünki ALLAH’ı seviyoruz. YARATILANI SEVİYORUZ YARATANDAN ÖTÜRÜ. Ancak; sevdiklerim sürekli sevgimi istismâr ederse de YARADAN’a sığınır gereğini yapmaktan kendimi alıkoymam.

Saygıyla…

  cancanBey

Mesut ULUKAN 

Anasayfa

 EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

April 15

Yoksa sen Ashab-ı Kehf ve Rakim'ın, ayetlerimizden şaşılacak bir olay olduklarını mı sandın?

.

Ergenekon

HAKK kazanacak!

 

 

Ey! Kendilerine “Ben mûslimanım” diyenler ve fakat İSLÂM’dan bihaber olanlar, İSLÂM diye ruhbanların kokmuş salatalarını yiyenler, safsatalarını dinleyip “hocalar dini”ne murîd olanlar:

 

Ve ey! Yukarıda sayageldiğim sâ’iklerle İSLÂM’ın altını oyanlar, üstünü yontanlar / kanatlarını kıranlar, tüylerini yolanlar / yolunmuş kuşa çevirenler; İSLÂM’ı yiyemeyeceksiniz artık; sıra İSLÂM’ın sizi yemesine geldi… SAVULUN bre gafiller! SAVULUN bre kafirler!

 

Hadîs derler; işlerine gelen hadîsi kendilerine furkan ederler de, işlerine gelmeyenleri görmezden gelirler.

 

Demiyor mu Hazreti Peygamber, “Ashab-ı Kehf, Mehdi'nin yardımcıları olacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 59)”  ?

 

Benim yardımcılarıma eziyet etmek, onları ERGEN’e / KEHF’e koymak / tıkmakla anti-İslâm hâlinizi, ortaya koyduğunuzu farketmiyor musunuz? Yoksa; umursamıyor da ALLAH’a ve Mehdi’sine ve Mehdi yardımcılarına açık açık savaşmak cur’eti mi sergiliyorsunuz?

 

E peki bu savaştan gâlib çıkmak şansınızın olduğunu nereden çıkarıyorsunuz? ALLAH’a güç yetirebileceğinizi nasıl düşünebiliyorsunuz? Aklınızı mı yitirdiniz?

 

Yoksa şeytan mısınız? Yoksa deccal misiniz?

 

*********

 

Kehf  kelimesi cezaevine tekabûl etmektedir, rakîm ise iddi’â’nâme / da’vâ / dosya ma’nâsını ihtivâ eder. Kehf kuyu ya da kuyu gibi (uçurumluk) yerler için kullanılan bir tabîrdir. Dört etrafı dağlarla, kayalıklarla, dik yamaçlarla çevrili alanlar için kullanılan bir deyimdir. İçinden çıkılamayacak alanlar için kullanılır.

 

Silivri cezaevi ERGENEKON’dur / Kehf’dir.

 

Ergen kelimesi erleşememiş, kıvama gelmemiş, pişmemiş, hâm, çiğ, toy kişilerin bu durumlarını aşmasından sonraki dönemleri için kullanılan bir deyimdir.

 

Ve işte; hâm, çiğ, toy, pişmemiş, kıvama gelmemiş kişilerin ergenleşmesini sağlamak üzere cezaevi, tutukevi, çille hânelere kapatılması eski Türkçe de ERGEN’e koyun anlamına tekabûl eden ERGENE KON’dur.

 

Kıtmir diye adlandırılan ise BOZKURT’dan başka bir şey değildir; Ergenekon da’vâsı ile içeri alınanların ortak değeridir, BOZKURT.

 

*********

 

Kehf Sûresini incelediğimizde, 21. Âyet bize şunları anlatır: Böylece kendilerini haberdâr ettik ki, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve kıyamet gününün şüphesiz bulunduğunu bilsinler. O sırada kavimleri kendi aralarında bunların olayını tartışıyorlardı. Bunun üzerine dediler ki: "Üstlerine bir bina yapın; Rableri onları daha iyi bilir!" Düşmanlarına karşı galip gelenler: "Biz muhakkak bunların üzerine bir mescit yaparız." dediler.

Şimdi; 21. Âyeti birlikte yorumlayalım:

 

Hz. Muhammed’in, “Ahir zamanda ümmetimin başına, sultanlarından şiddetli belalar gelir, öyle ki yerler Müslümanlara dar gelir. O zaman Allah, daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduran benim soyumdan birisini gönderecektir. (Ali bin Hüsameddin Muttaki, Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 12)” demesinden de anlaşılacağı üzere, dar gelen yerlerden kasıt “SİLİVRİ CEZA ve TUTUKEVİ”dir.

 

Böylece kıyamet gününün ve Mehdi’nin çıkmasına dair ALLAH’ın va’dinin hak olduğunun haber verildiği kimseler SİLİVRİ’dekilerdir ve onlar aynı zamanda Hz. Muhammed’in selamladığı kimselerdir.

 

Ve Biz Türk Millet’i yine Âyet’de belirtildiği üz’re, kendi aramızda Ergenekon olayını aylardır tartışıyoruz. Tartışırken de Silivri Cezaevi inşâ halinde idi. İnşâat hızlandırılarak tutuklular buraya nâk’ledildi ve böylece Âyet’in 3. ve 4. aşaması da tamamlanmış oldu.

 

Yine Kehf Sûresi 25. Âyet de ise 300 artı 9’dan söz edilmektedir ki, bu da T.C.K. 309. Md.sine tekabûl ediyor. Ergenekon Da’vâsı’ndan yargılananlar bu madde kapsamınca yargılanıyorlar…

 

 

Not: Şüphe edenler, Âyet’i negatif yorumlamak isteyenler çıkacaktır. Takdîr ALLAH’ındır.

 

*********

 

 

Ve artık; KEHF’in Yiğitlerinin çıkma vakti gelmişdir. Haydin Yâ ALLAH, yâ BİSMİLLAH…

Yazı Tarihi: 15.Nisan.2009

*********

Ben yukarıdaki yazıyı yazdıktan bir süre sonra, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramından hemen önceki cum’a gününde, cum’a namâzı için câmîîde iken, imâm efendi cum’a hutbesinde gençlikten söz ederken sözü Ashab-ı Kehf’in gençlerine getirdi. İçimden güldüm; Kehf Sûresi 10 ve 14. Âyetlerde geçen “Fitye” kelimesi fetâ, fettâh kelimelerinin çoğuludur ki “yiğitler, fatihler” anlamına karşılık gelmektedir. Gençlikle alakası yoktur; yiğitliği gençliğe, gençlere yakıştıran zihinsel alışkanlıkdan olsa gerek, öyle anlaşılmakta, anlaşılmak istenmektedir. Doğrusu “yiğitler, fatihler” demektir.

Ayrıca; Sizden kim Deccal'e yetişirse KEHF SURESİNİN EVVELİNİ ONUN ÜZERİNE OKUSUN, bu surenin sonu Deccal'in fitnesinden kurtuluşunuzdur. (Sünen-i Ebu Davud, 5/121) Hadîs-i Şerif’inden de anlayacağımız üzre Kehf Sûresinin son âyeti: Kehf – 110: De ki: "Ben ancak sizin gibi bir insanım, bana ancak ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyolunuyor, onun için her kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse, güzel bir amel işlesin ve Rabbine yaptığı ibadete hiçbir şirk karıştırmasın!" önerilmiştir ki; "Biz TÜRKLER sizler gibi insanlarız ve Biz TANRI'nın tek olduğunu, evrenin, dünyanın TANRI'nın arenası olduğunu ve bu arenada HAKK dostu olunduğunda, âdil olunduğunda RABB'in sevgisine, iyiliklerine mazhar olunabileceğine inananlarız ve sizlerede bunu öğretmekle yükümlüyüz." diye meâl edebiliriz. Böyle meâl edince de vurgulananın insan hakları olduğu görülecektir. İnsan haklarından faydalanmaya ise en çok yaşlılar ve çocuklar muhtaçtırlar, hapsedilenlerin büyük çoğunluğu yaşlı ve hali ile de hastadırlar. Bu nedenle son âyet salık verilmiştir ki, zaten olabildiğince “insan hakları”nı, kullanmak sûreti ile Deccal’in zulmünden, hapisden kurtulabilmektedirler.

Bu sizin için bir şey ifade eder mi, dilsiz şeytanlığa devam edecek misiniz?

Yoksa hâlâ, inkârcılığınıza devam edecek ve orada yiğit değil gençler denmeketedir mi diyeceksiniz? Yâ ALLAH’ı nasıl kandıracaksınız?

Kehf’in yiğitleridir ERGENEKON tutukluları, Silivridir ERGENEKON. Silivridir Kehf Mağarası.

 Saygıyla…

  09.Haziran.2009

cancanBey

Mesut ULUKAN 

Anasayfa

 EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem