cancanBey 的个人资料Mehdi & Mesih照片日志列表 工具 帮助

日志


4月23日

Kısır döngü!

.

TIKLA

Buyrun

Sırat Köprüsü 

 

Devlet kelime anlamı olarak “evlatları olan”dır. Yani, “Baba”dır. Peki Babalığın asgari kuralları nelerdir:

 

Baba:

 

Alan mıdır, veren midir?

Söven, döven midir? Sayan, seven midir?

Aç bırakan mıdır? Doyuran mıdır?

Sokağa atan mıdır? Eve alan mıdır?

Cahilliğe terk eden midir? Eğiten midir?

 

Bu örnekler çoğaltılabilinir; Babaya da, insana da iyi olmak, yararlı olmak, olumcul olmak, verimcil olmak, insancıl olmak, yapıcı olmak, kolaylaştıran olmak yakışır. Ha’tta; Esmâ’ül Hüsna’da bildirilen hasletlerin olabildiğince fazlasına sahip olmaya çalışmak yakışır, Baba’ya da, insana da, Devlet’e de.

 

Peki; gerek Bizim Devletimiz ve gerek ise de diğer Devletler yukarıda bahsi geçen özelliklerde midirler?

 

Elbette; hayat bir tekâmül sürecidir; sürekli iyiyi, doğruyu, güzeli aramak, yaşayan bir olgudur. Eksiklikler hep olacaktır ama olmamalıdır!!!

 

*********

 

Devlet; veren olması gerekirken, neden hep alandır? Vergi toplar ve topladığı vergilerle baraj yapar ve de o barajlardan ürettiği elektriği yine ve yeni bir bedel mukabilinde verir.

 

Topladığı vergi ile köprü yapar ve fakat köprüden geçirmek için yine ve yeniden para ister-alır.

 

Topladığı vergi ile yol yapar ve fakat ondan da geçmek için yeni, yine bir bedel ister.

 

Otobüs alır ve fakat binebilmek için bilet ister. Ve saire, ve saire, ve saire.

 

Ulan, onları zaten benim, babamın, anamın, dedemin, büyükdedemin, ninemin, ağabeyimin, ablamın, teyzemin, dayımın, amcamın parasıyla yapmadın mı? Zaten sahibi ben değil miyim?

Daha ne parası vereceğim ben sana?

 

Benim param ile gölet yapar, yaptığı göletde biriken suyu bana satar. Ha’tta; iyi suyu şişeler ve daha fazla bedeli mukabilinde oraya, buraya satar. Kötü suyu da çeşmeden satar.

 

Ulan, o suyun, toprağın, havanın bedelini zaten kanımızla ödemedik mi? Vergilerimizle ödemedik mi? Gerektiğinde ölmek üzere hepimiz askerlik yapmıyor muyuz?

 

*********

 

Bir atasözü var, der ki “akarsu kir tutmaz” , yok arkadaş, artık akarsularda kir tutuyor, mızrak artık çuvala sığmıyor:

 

Vergi denen mefhum bir akarsu durumunda ve sürekli aktığı için, içinde ne akıyor belli olmuyordu, debisi ölçülmüyordu, ama artık vergi denen mefhum lağım içeren kanalizasyon konumunda.

 

Nereye gidiyor bu paralar beyler, hanımlar? Ne bitmez hırsızımız varmış bizim yahu! Hırsızlıktan doysa fare doyardı, hırsızın doyduğu görülmüş mü hiç? Vergi vereceğiz çalacaklar, bir daha isteyecekler, vereceğiz yine çalacaklar ve bir daha isteyecekler. Yetmeyecek, bilet parası isteyecekler, geçiş parası isteyecekler, su parası isteyecekler, elektrik parası isteyecekler. Ulan, zaten vermedik mi biz bunların paralarını, bedellerini?

 

Ulan zaten bu baraj benim değil mi? Bu elektrik benim değil mi? Bu su benim değil mi? Kimin malını kime satıyorsunuz yahu?

 

*********

 

Bir yerde mal havuzu birikirse, hırsızı da birikir. Sisteme bakın; hırsızların adı bankacı, hırsızlığın adı bankacılık olmuş. Ha bire çalıyorlar…

 

*********

 

ALLAH fırsat verirse; bu konuya devam edeceğim. Son diyeceğim şu ki; bunları sorduğum için Bana deli diyecekseniz, bunları sormayıp ha bire veren sizler ve çalan sizler akıllı mı oluyorsunuz?

 

Saygıyla…

 

cancanBey

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

10月17日

Bahşiş

.

PARA

Hayat Bedava!

Ahiret Parayla! 

 

Hayat için ucuz ya da pahalı deyimini kullanmak ne kadar doğrudur; bunu birlikte bir düşünelim :

 

Hayat yüce YARATAN’ın bize bah’şi değil midir? Öyle ya; toprak bize verdikleri karşılığında bizden para mı istemektedir?

 

Ya da gerek binek olarak, gerek ise de etinden, sütünden, kürkünden, derisinden, kuvvetinden istifade ettiğimiz hayvanlar bizden para mı istemektedirler?

 

Bulutlar, yağmurlar, yıldırımlar, sis, kar, dağ, taş bizden para mı istemektedirler?

 

Hava, su, ateş bizden para mı istemektedir?

 

Güneş, ay, yıldızlar bizden para mı istemektedir?

 

Örnekler çoğaltılabilinir. Ama verilecek cevap hepsi için aynıdır galiba, yani; “HAYIR”

 

Peki bizden ne istemektedirler?

 

Emek ve hoşnutluk.

 

Peki bu “para” neyin nesi?

 

“PARA”, az emek ile çok emek arasında ki farkın timsali, yani; herhangi birimizin toprakdan, sudan, rüzgardan, güneşden, aydan, yıldızlardan, bulutlardan, yıldırımdan, kasırgadan, hayvanlardan,  çiçekden, böcekden, ottan, ağaçlardan, denizden daha çok faydalanmak adına harcadığı beden ve kafa gücünün birim değeridir.

 

Misal : Birimiz toprağa üç ay emek sarfederek 3 birim ürün almış, bir diğerimiz ise bir ay emek verip bir birim ürün aldık. Her birim ürün birimizi bir ay yaşatacaktır. Bu durumda bir ay çalışıp bir birim ürün alan kişi bir ay yaşayabilecektir ama yaradılış gereği daha fazla yaşamak istemektedir ve bu nedenle de elinde üç birim olan kişiden kendisini bir süre daha yaşatmasına yarayacak olan ürünü istemektedir. Elinde üç birimi olan kişi, bunun karşılığında isteyenden  emeğinin karşılığı olarak bir birim yaşamsal ürün almalıdır ama yoktur.

Bu durumda ihtiyacı olan kişi kazanacağı bir aylık ömür zarfında emeğinin karşılığı ödeyeceğini bildirecektir. Ve bu belgelendirilecektir. İş bu belgenin adı “PARA”dır.

Ve kazanılan bir aylık ömürde, daha önce bir aylık dilimde bir birim elde edecek kadar emek sarfetmiş olan kişi bu kez iki, hatta üç birimlik emek sarfetmek durumundadır. Eğer o ölecek olursa, yakınları bu birimi iade etmek durumundadırlar.

 

Gelelim konunun özüne:

 

Peki, bu iki kişi arasında ki emek farkı nereden doğmuştur? Birisi “karınca”, diğeri “ağustos böceği” olduğu için mi? ALLAH vergisi olarak birinin yek diğerinden fizikçe daha elverişli olmasından mı?

Ve saire.

 

Çoğaltılacak her örnek özünde birdir. Çünki, sonuç olarak birisi mazurdur. Bir biçimde mazurdur. Yapmamışlık, yapamamışlıktır. Gerek fiziki olarak, gerekse de akli olarak mazeret söz konusudur.

 

Birinin yapmak adına, yek diğerinin ise yapmamak adına mazereti vardır. Ve iki durumda YARATAN’ın eseridir.

 

Peki; YARATAN bunu niçin tesis etmiş olabilir? Olumlu mazereti olanın, olumsuz mazereti olanı ezmesi, sömürmesi için midir?

 

Yoksa olumlu mazereti olanı denemek için midir?

 

Güçlü güçsüzü ezebilir; büyük küçüğü ezer ama büyük yaşlanınca da küçük büyüyecek ve güçsüzleşen yaşlıyı ezebilecektir. (Döngü)

 

Bugün elverişli iklimlere, topraklara, araziye sahip olabilirsiniz ama yarın bir çöl fırtınası ve bir kuraklık ya da bir başka sebep ile elinizdekilerden yoksun kalabilirsiniz. Sigorta şirketinizde aynı afet sonrası sizinle aynı yoksunluğa maruz kalabilir. Mahkemelerinizde, belgelerinizde…

 

(Yine yoruldum)

. Saygıyla…

cancanBey

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem