|
|
4月9日
| .
|
|
|
|
|
|
|
Sırada ne var?
|
|
Elinizi vicdanınıza koyunda öyle düşünün; bir TÜRK T.C.K. 301. maddenin kaldırılmasını ya da işlevsizleştirilmesini isteyebilir mi, ister mi?
Keza; bir TÜRK kendisine hakaret edilmesini kabullenebilir mi? Kendisine hakaret edilmesini kabullenmeyen bir TÜRK, sırası ile ailesine, sülalesine, aşireti-oymağına, toplumu-boyuna, hasılı milletine ve yani; kanına, sütüne, atasına, ceddine küfrettirir mi? Hakaret ettirir mi? İstihza ettirir mi?
Karşılığında A.B’ye girmeyi, ha’tta A.B’nin tapusunu verseler bile kendisine hakaret ettirir mi? Karşılığında cenneti va’detseler dahi ettirir mi?
Cennet de kendine saygı ve sevgi duyulmasındadır, en büyük zenginlikler de. Kendisine saygısını, sevgisini yitiren bir birey ya da topluluk için yaşamanın ne anlamı kalır? Niçin yaşayacaktır? Yaşamı anlamsızlaşan birey ya da toplum yokoluşa sürüklenmez mi?
Atasına, ceddine, cinsine, cibilliyetine, tıynetine küsmüş ya da hıyanet etmiş bir bireyi teneşirden başka ne paklar?
*********
Şimdi; düşünebiliyormusunuz, tahayyül edebiliyormusunuz, bir TÜRK’ün, TÜRKLÜĞE hakareti cezasız bırakacak ya da cezayı sürünceme de bırakarak, kişiliğine küsecek biçime sokacak bir yasa düzenlemesini T.B.M.M’ye önerebileceğini?
Sadece bu nedenle bile Recep Tayyip ERDOĞAN’ın TÜRK olmadığı ortaya çıkmaz mı?
Peki; TÜRK olmayan ya da kendisini TÜRK hissetmeyen birisinin TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ne hükümet eden kabinenin başında bulunabilmesi nasıl açıklanabilir?
TÜRKLÜĞE, âdeta kelimesinin, kavramının ötesine geçerek, resmen savaş açmışlığın göstergesi değil midir, 21 Mart’da yani ERGENEKON’dan çıkış gününde, “Ergenekon Terör Örgütü Soruşturması” adını kullanarak birilerini gözaltına almak?
TÜRK olmadığı gibi MÜSLÜMAN da olamaz, “Ergenekon Terör Örgütü Soruşturması” adını kullanarak TÜRKİYE’de bir operasyon yapan kişi. ERGENEKON ile terör kelimeleri nasıl yan yana getirilir? ERGENEKON, KUR’AN-I KERİM’de Kehf Sûresinde bahsi geçen yiğitlerin TÜRKÇE anlatımından başka bir şey değildir; bir TÜRK bunun aksini ispatlamaya çalışabilir mi? Ben MÜSLÜMANIM diyecek, MÜSLÜMANLIK edebiyatı yapacak ve fakat Kehf’in Yiğitlerine savaş açacaksın!?! Kehf’in Yiğitlerine savaş açmak için aptal olmakdan gayrı nasıl bir izah bulunabilir?
*********
Yok eğer, Ben TÜRKLÜĞÜMÜ de, MÜSLÜMANLIĞIMI da kimseye tartıştırmam diyor ise bu Zat-ı Muhterem; Avrupalıların her düşündüğü, her söylediği, her yaptığı, uyguladığı % 100 doğrudur, her istediği % 100 haklıdır hissiyatından kendisini kurtarıp Avrupalıya 301. md.nin gerekliliği ve yerindeliğini izah etmesi gerekmez mi?
Ya da; Ben TÜRKLÜK ve MÜSLÜMANLIK yahut da HAKK mücadelesi veriyorum diyor ise, diyecek ise Bu Muhterem; bir operasyon yapacaksa TÜRKLÜĞÜ çingeneleştirenlere / uyuşturucuya ve DİN'i menfaatlerinin aracı hâline getiren DİNCİ takımına karşı bir operasyon yapması gerekmez mi?
*********
Ne yazayım, ne anlatayım daha yahu; sözün bittiği yeri çoktan aştık. 301. Md.nin Meclise gelmesi bizatihi zuldür; “kızlık bozulduktan sonra, dikilse ne olur, dikilmese ne olur” , “tecavüz edeni, kessen ne olur, kesmesen ne olur?”
Hâlâ, demokratik duruş, demokratik çözümler v.s. ile kendimizi aldatıp duralım; “Atı alan ÜSKÜDAR’ı geçiyor be heyyy!!!”
Ergenekon, 301, yarın C.H.P. operasyonu, sonra ise T.S.K.’ya operasyon ya da C.H.P. ile T.S.K. operasyonu aynı anda…
Ne kadar da demokratik değil mi?
*********
301. Madde TÜRK’ün Namusudur; TÜRK’ün namusuna uzanan ellerde, dillerde kesilmiyorsa…
Saygıyla…
cancanBey
◙ Anasayfa
    
| 4月9日
| .
|
|
|
|
|
|
|
Kimin Savaşı?
Neyin Savaşı?
|
|
“Koyun can derdinde, kasap et derdinde!” misali âdeta gazeteciler için söylenmiş!
E baksanıza; A.B.D – IRAK savaşını kışkırtarak T.V ve gazetelerinde naklen maç yayınlarmışcasına yayınlayan ve maç yorumcuları gibi savaş yorumlayan ve yorumlatan bunlar değil miydi?
Her ALLAH’ın gününde ve her BUSH’u, SADDAM’ı, bakanları, generalleri karşılarında bulduklarında sürekli savaş çığırtkanlığı yapmadı mı bu gazetecilik anlayışı?
BARZANİ’nin cevabı yanlış da, o cevabı vermesini sağlayan soru masum mu yani? ERDOĞAN’ın cevabı sert de, o sertliği getiren soru yumuşak mı yani?
Devletlerin yönetimlerinde bulunanlara her gün “Efendim, it havladı, ne diyorsunuz?” denirse, o yöneticiler bir gün “öldürün şu iti” demezler mi? Yani, döngünün doğal sonucu olmaz mı bu?
Ben ki nefret kelimesinden, duygusundan nefret eden biri iken; nefret ediyorum bu gazetecilerden. Çünki; gazetecilik, dedikoduculuğa, fâsıklığa, fitneciliğe, münâfıklığa tekâbül ediyor da ondan.
Afganistan ve Irak’da zulüm görenlerin, can verenlerin hesabı bilinsin ki sebep olanlardan sorulacak önce; zulmedenlerden ve öldürenlerden değil!!!
Şimdi de TÜRK ile KÜRT’ü birbirine kırdırmak istiyorlar; kardeşi kardeşe kırdırmak istiyorlar, sebep ise, en basit, en masum tarafından bakılırsa; gazetecilik, kışkırtmanın yansımasını toplamaktır.
Gazeteci soruyor, liderler soruyu yumuşak ifade ile geçiştirirse ya da cevaplamazsa liderlik zafiyeti doğar kaygısı ile en erkek tarafından cevaplıyorlar. Sonunu düşünen yok!!! Cezaevleri ve kabristanlar o dolduruşa gelen erkeklerden müteşekkil…
Yâ sabır, yâ ALLAH. Ulan derde düştü insanoğlu bu gazetecilik ile yâ hû!!! Şuna bakın, ne hale gelmiş dünya; fâsıklık, fitnecilik, kışkırtıcılık, dolduruşculuk, münâfıklık meslek olmuş ve adını da gazetecilik, habercilik koymuşlar; LANET OLSUN!!!
Gelelim işin diğer yanına:
Şimdi biz TÜRKLER A.B karşısında komplekse girmiyormuyuz; giriyoruz. Bizi beğenmiyorlar demiyormuyuz; diyoruz. Bizi benimsemiyorlar demiyormuyuz; diyoruz. Onları hayat standardı açısından erişilmez bulmuyormuyuz; buluyoruz. Onların terakkîlerine imrenmiyormuyuz; imreniyoruz. Biz onlara hayranlık duymuyormuyuz; duyuyoruz. KENDİMİZİ ONLARA KABULLENDİRMEYE ÇALIŞMIYORMUYUZ; ÇALIŞIYORUZ.
KÜRT kardeşlerimizde ne kadar TÜRKLEŞMEYE çalışırlarsa çalışsınlar, Biz Onlar’ı A.B’nin Bizi ittiği gibi itiyoruz. A.B Bizi itince n’apıyoruz; “hooop TÜRKLEŞİRİZ ha!” demiyormuyuz; diyoruz. E KÜRT kardeşlerimiz de “hooop KÜRTLEŞİRİZ ha!” deyince niye zıplıyoruz?
Yahu T.C Devlet’i Sen evlâdını kucağına alıp sevmezsen, o evlâd elbette kendisine baba kucağı arayacaktır ve elbette art niyetli kişiler evlâd muamelesi yaparak kandırıp, kötü emellerine alet edecektir bu çocukları. Evladını sen sahiplenmezsen birileri sahiplenir, ne bozuluyorsun ki, ne zıplıyorsun? Sen Babalığını yaptın da evlâdın mı dandik çıktı? Sonra dandik bile olsa evlâd evlâdtır, hangi Baba evlâdından vazgeçer? Kürtler TÜRKLÜĞÜN evlâdıdırlar…
Saygıyla…
cancanBey
◙ Anasayfa
    
| 2月9日
| .
|
|
|
|
|
|
|
Uzatmaları oynuyor!
|
|
Gazeteciliğin, haberciliğin, basın-yayıncılığın, kısacası medyacılığın temel anlayışı budur; “Köpeğin adamı ısırmasının haber değeri yoktur ve fakat adam köpeği ısırmışsa bu haberdir!”
Evet; adam köpeği ısırıyorsa bu haberdir, ancak; bu örnekleme bir başka örnekleme ile tamlanmalı, desteklenmeli idi ki, o da şudur; “Şehrin ahalisinin içme suyunu bir kuyu karşılamaktadır, belediye reisinin evinin içme suyu ise özel bir kuyudandır. Ahalinin kuyusundaki suya her ne olmuş ise, içen delirmeye başlamış ve derken topyekûn delirmişler ve bu deliler sürüsü günün birinde, belediye sarayının önünde hep birlikte toplanarak «…Reisimiz deli, reisimiz istifa, reisimiz deli, reisimiz istifa…» diyerek tempo tutmaya başlamışlar!”
Yani; adamın köpeği ısırması, köpeğin adamı ısırması kadar sıradanlaşmış ise, o hâlde artık köpeğin adamı ısırması haber değeri taşımalıdır:
Gerek yazılı ve gerekse görsel iletgeçlerin haber bültenleri “sıra dışıdır-haber değeri vardır” denilerek gasp, tecavüz, cinayet, kapkaç, hırsızlık, trafik kazası, siyasetçi polemiği, işadamı polemiği, san’atçı polemiği ve sair kara haberler ile doludur. Yani gazetecilere göre dünya aktır dolayısı ile kara olan her şey haber değeri taşımaktadır. Oysa; dünya artık ak değildir ve dolayısı ile de ak haberler yayın değeri taşımaktadır. Dünyanın aklığını yitirip karaya bürünmesi ise gazeteciliğin bu anlayışından kaynaklanmıştır; “Bir adama 40 gün deli dersen deli olurmuş!..” örneğinden de anlaşılacağı üzere kara haber vere vere hepimizi ve dünyayı kararttılar. Ağartacak olanlar ise yine gazetecilerdir; “Kemalettin TUĞCU hikayelerinin kahramanlarının davranışları ve daha fazlası halkımızda da dünyanın çeşitli halklarında da mevcuttur.” İyilik meleği olan onca insan vardır içimizde ve gün içerisinde çeşitli iyilik örneklemeleri sunmaktadırlar ve artık bunlar haber değeri taşımaktadır.
İnsanoğlu, yolda, sokakta kalabalığı görünce duraksayıp ne var diye şöyle bir göz atar, ancak, kalabalıkta dişe dokunur bir şey yoksa hemen gözünü çevirip gitmesine devam eder.
Kavgalar her zaman ilgi çekmiştir, insanoğlu her hâl-û kârda kavga seyretmeye bayılır. Horoz döğüşü, köpek döğüşü, dana döğüşü, deve döğüşü, kör döğüşü, pire döğüşü, adam döğüşü, güreşi, boksu, karateyi, judoyu velhasıl müsabakayı, mücadeleyi, münakaşayı, münazarayı seyreder. İyi ama bir negatif döğüş vardır bir de pozitif döğüş vardır. Millet izlesin de ben para kazanayım diye ülke insanını birbirine kırdırmak, ahlaki çöküntüye sebep olmak, kültürel erozyona sebep olmak, ondan sonra da “acı var mı, acı?” diye sormak da neyin nesi oluyor?
Velhasıl, artık; adamlar köpek oldu, köpekler ise adam oldu. Artık anlayışınızın değişmesi vakti gelip de geçmekte değil midir ey haberci bozuntuları?
Saygıyla…
cancanBey
◙ Anasayfa
    
| 4月4日
| .
|
|
|
|
|
|
|
Savcılar Göreve
|
|
Efendim; 05.Nisan.2006 günlü Posta gazetesinin manşetten verdiği habere göre, İstanbul/Ortaköy'de Reina isimli gece klübünün kaçak yaptığı duvarın bitişiğinde ki tek katlı evin üstüne çökmesi sonucunda 3 vatandaşımız/insan ölmüşmüş ve bunun sebebi ise TÜRK olmakmış; Posta Gazetesine ve haberin yazarına ve haberi yayına sokana ve haberi manşet yapana göre !!!!
Sanırsınız ki Dünya'nın başka yerlerinde bu tip olaylar olmuyor, sanırsınız ki başka milletlerin devletlerinde bu tip olaylar olmuyor ya da TÜRKİYE'ye oranla daha az oluyor. Aslında sanmak eylemi yapmanıza da fırsat vermiyor anılan haber; "ARVASİ ailesi, ne yazık ki TÜRKİYE'de yaşıyor olmanın bedelini ödedi. Ailenin iki kızının da daha önce yine TÜRKİYE'ye has nedenlerle öldüğü ortaya çıktı." demek suretiyle ortaya hüküm koyuyor haberin yazarı Mutlu BOZDAĞ.
Sormak lazım Mutlu BOZDAĞ'a "böyle bir hüküm koymak için hangi verilere başvurdun, hangi istatistiklere, hangi gözlemlere başvurdun?" Ve de demek lazım Mutlu BOZDAĞ'a "Be kapçık ağızlı Murat efendi, madem TÜRK olmak ve TÜRKİYE'de yaşıyor olmak bu denli kötü bir şey, o halde Sen neden burdasın? Gitme imkanın olmadı ise biletini keselim Sen'in, istediğin ve kendini ait hissettiğin memlekete, ne dersin?"
********* Nerede kanı TÜRK, sütü TÜRK Cumhuriyet Savcıları?
Gözümüzün içine baka baka hakaret mi edecek hala bunlar Biz'e?
Sırf bu haber nedeni ile bir ceza verilmez ise ve en ağır ceza verilmez ise bu zibidilere hakkımı helal etmiyorum bu Savcılar'a, bu Adalet'e.
Hakk'a tapan milletlere hakmış istiklal. "Hade ey büyük TÜRK SAVCILARI, Hak yolunda yürüyelim yayan. Yıldırımdan, tipiden, kasırgadan yılmayan tunç yürekli TÜRK SAVCILARI."
cancanBey
◙ Anasayfa
    
|
|