cancanBey 的个人资料Mehdi & Mesih照片日志列表 工具 帮助

日志


5月15日

Aykırılık mutlu etti mi?

.

TIKLA

Domuz Depremi

 

 

ALLAH haram (yasak) demiş ise bir şeylere, hemen tepkili bir şekilde dogmalara mı inanacağız denerek aksi cihete temayül ediliyor. Senin domuz yemenin ya da yememenin ALLAH’a ne yararı olur, ne de zararı; ALLAH ALLAHLIĞINDAN bir şey kaybetmez.

 

Kezâ; sarhoşluk veren her şey haramdır demesi gene senin içindir; KENDİSİ’ne ne bir zararı ne de bir yararı söz konusudur.

 

Ayrıca; bize ak’let demiş, düşün demiş, akıl edin demiş. Biz düşünmemişiz, kestirip atmışız; dogmadır.

 

Domuzu haram kılmış, çünki; Domuz doğal / tabiî bir pulluktur. Evrende var olan her âb’d yek diğerinin tamamlayıcısıdır. Lüzumsuz hiçbir varlık o-la-maz. Var olan her âb’d O’na göre gereklidir ki; El-Mubdî’dir, El-Vâcid’dir, El-Cebbâr ve El-Hâlık’dır. EL-BÂRİ’dir.

 

Pulluk kelimesi zaten domuz kelimesi ile as’lında eş anlamlıdır. Filologlar ve dil tarihçileri bu bilgiye ulaşabilirler. Plog ve Pork kelimelerinin yakınlığı buna işaretdir.

 

ALLAH domuz avını yasaklamıştır ki; yerküre ağaçsız, yeşilsiz kalmasın ve ya’nî; yerküre bronşit olmasın; Maaz’Allah KOAH’a, Tüberküloz’a ve belki de Akciğer Kanseri’ne yakalanmasın.

 

Domuzun burnu pulluk işlevi görür, toprağı eşeler ve doğada bulunan tohumların, çekirdeklerin v.b. eşelediği çukura girmesini sağlar ve sonra da örter ya da örtülmesine zemin hazırlar. Ekilen tohum yeni bir bitki doğumudur. Ya’nî bir neviî nebât ebesidir.

 

Hülâsa: Domuz avı süresiz yasakdır.

 

*********

 

Gelelim sarhoşluk veren her şey haramdır konusuna:

 

ALLAH her ser’in, ya’nî kafanın hoş olmasından memnuniyet duyar; aksi düşünülemez bile. Ancak; kafaya hoşluk veren şeyler doğal olmalıdır: Babası ölmüş birisinin kederli olması doğal iken, bir takım katkı maddeleri ile neş’eli olması da gayrıdoğaldır.

 

Seni sıkan şey, üzen şey, daraltan şey, v.b. gibi şeyler ortadan kaldırılmadıkça / kalkmadıkça neş’eli olma hâline ancak anomali denir.

 

Hele de bu hâl bir takım katkı maddeleri ile oluşuyorsa ve / ve ya doğal ürünün, doğal kimyasının değiştirilmesi ile elde edilen ürünlerle oluşuyorsa sendeki hâlin doğal olduğunu söyleyebilmek için de anormal olmak lâzım.

 

ALLAH’ın istediği doğal / normal olmamızdır. Saatin bir işleyiş şekli vardır ve fakat müdahale ile tersine işletiliyorsa saat, buna akıl elbette hayır diyecektir; alkol v.b. evhama, vesveseye, alınganlığa yol açar. Ayıktım dediğin gündüz saatlerinde de bu hâli yaşar ve fakat fark edemezsin; bu hâl ile de olaylara, kişilere gerçekçi yaklaşamadığın için sorunlar oluşur. V.S.

 

*********

 

Alkol, kumar ve zinâ münafıkların hâllerindendir, uyuşturucu safhası müşrikliğe girer. Uyuşturucunun olduğu yerde bir zaman sonra kan olacaktır. Ve’l-hâsıl her şeyin azı yarar, ortası karar, çoğu zarar denmiş amma alkolün, kumarın, zinânın, uyuşturucunun hiçbir biçimde yararı söz konusu olamaz; ak’ledin.

 

Kumar: Hırslandırır, “harîs” yapar. Alkol: Pimpiriklendirir, “hasîs” yapar. Zinâ: Nesebi bozar; “gayrısahih” yapar.

 

Şeytan: ademe püf yapar, nanik yapar…

 

ALLAH ruh ve beden sağlığımızın yerinde olmasını istiyor. Tek bir uzvun ârazı / arızası bütün vücudun işleyişini bozar. Tek bir kişinin alkolik, kumarbâz, zinâkâr olması bütün insanlığa kelebek etkisi ile bile olsa zarar verir. Ve bunun bedeli de ruhânî / uhrevî katta ağır olur. Kaldı ki; kelebek etkisi değil jet etkisi söz konusudur.

 

Hülâsa: haramdır / yasaktır.

 

Saygıyla…

 

cancanBey

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

10月26日

Dabbe't - ül Arz !

Buraya da uğra, bunu da oku ---> Yoksa sen Ashab-ı Kehf ve Rakim'ın, ayetlerimizden şaşılacak bir olay olduklarını mı sandın?

.

DABBE

Dabbe't - ül arz

Deccal! 

 

Ey insanoğlu, ey Türk Milleti, ey Türkiye, ey T.C Devleti - Hükümeti ; DABBE'T - ül ARZ başladı, hazırmısınız?

Arzın dabbesi başladı, yani; yerin debelenmesi başladı, yani; deb(rem) = deprem başladı. E normal; o kadar çok oynadınız ki arz ile, sanki o YARATAN'ın değil de sizin oyuncağınızmış gibi her tarafıyla oynadınız. Altını üstüne getirdiniz; demirini, bakırını, petrolünü, falanını, filanını nesi varsa bilim şehveti ile üstüne çıkardınız. Domatesi mor yaptınız, patlıcanı beyaz, karpuzu kare yaptınız, kavunu dikdörtgen. Hayvanı cinsel ihtiyaçlarınız için kullandınız. Erkek erkeğe, kadın kadına sapıklıklar yaptınız.

Çok insan ölecek, çoook. Tabii ki üzüleceğim, tabii ki yazık olacak ama haketmediniz mi? Hala dünyanın altını üstüne, üstünü altına getirmiyormusunuz? Ben bu satırları yazarken arz üzerinde kimbilir kaç erkek hemcinsi ile ve kaç kadın da hemcinsi ile ne sapıklıklar yapıyodur, değil mi?

Kimbilir kaç insan hayvanlara, insanlara, nebata, haşerata ne zulümler yapıyodur, değil mi?

Dünyanın çekirdeğini yerinden oynattınız en sonunda!

Dünyanın / Arzın altını üstüne - üstünü altına getirirken nebata, haşerata, hayvanata sordunuz mu peki, onları düşündünüz mü nasıl etkilenecekler diye? Sormadınız tabii; e yarın da onlar sizi düşünmeyecek, intikam peşinde koşacaklar. Daha ne sıkıntılar yaşayacaksın insanoğlu ama hak ettin !

İyiler korkmasın; yüce HAKK (c.c) onları ayıracaktır, koruyacaktır.

Gerisi kendi kazdığı çukura gömülecekmiş, varsın gömülsün.

Halâ demir mi çıkarıyorsunuz? Halâ bakır mı çıkarıyorsunuz? E buyrun, devam edin! Halâ erkek erkeğe, kadın kadına, hayvanlarla cinsel ilişki kuracaksanız ARZ niye DEBRENMESİN Kİ ! Niye silkelenip kendine gelmesin ki?

*********

Buna rağmen; Deccal halâ kaos yaratmanın çabasında, hep nifak sokuyor, yok kürtmüş türkmüş, yok Peygamberler yalancı imiş, yok ALLAH yokmuş, 50 web sayfasında 500 terane !

"HAM YAPACAZ" seni deccal !

 

                                           cancanBey

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

 

Buraya da uğra, bunu da oku ---> Yoksa sen Ashab-ı Kehf ve Rakim'ın, ayetlerimizden şaşılacak bir olay olduklarını mı sandın?

10月20日

Dünya'nın yeni sakinleri!

.

Düşman

Metal

Şeytan 

Yeraltında 

 

ALLAH'dan ya da diğer bir deyişle YARATAN'dan daha akıllı olduğumuzu mu zannediyoruz? YARATAN isteseydi, bizi yeryüzüne saldığında, şimdi kullandığımız otomobilleri de kullanımımıza sunmazmıydı?

 

Hani biz ON'dan akıllıyız ya!!! O'nun düşünemediğini biz düşündük öyle mi?

 

Vay beee!!! O bize "binit" olarak at, deve v.b sundu, biz kalktık "tomofil" yaptık!!! Meğer YARATAN ne akılsızmış! Biz de kalkıp bu akılsız YARATAN'a tapınıyoruz!!!

 

Bizi YARATAN'dan akıllı olduğumuzu mu varsayıyoruz? Oysa YARATAN değiil mi bize kullandığımız aklı veren? Peki YARATAN insanoğluna kendisini yok etsin diye mi verdi bu aklı?

 

 

*********

 

Çıldırmışız resmen, çılgınca demir, bakır v.b tüketiyoruz! Yahu kardeşim; bu otomobillerde, binalarda v.b kullandığımız demirin, bakırın yurdu - vatanı neresi? Yerin altı değil mi?

E peki, bu demir, bakır yerin altında nasıl bulunuyorlar? Yerin üstünde bizim verdiğimiz şekil gibi değil galiba; değil mi? Ya nasıllar; kütle halindeler, değil mi? Bildiğimiz taş, kaya kütlesi halindeler, değil mi?

 

Eeee, biz aldık, ona şekil verdik; kimisi dik duruyor, kimisi yatay. Kimisi halka olmuş,  kimisi marka! Peki kendi doğasına aykırı biçimde durabilmesi için,ona ne lazım? Enerji değil mi? Peki, bu enerjiyi nereden karşılayacak? Canlılardan değil mi?

 

Peki canlılar, demirin, bakırın verildiği şekilde ya da diğer bir deyişle yer üstünde yaşamasını sağlamak için kendisinden verdiği enerji sonrası ne hal alıyor? Tembelleşiyor değil mi?

 

Tembelleştikçe de yeni bir alete, edevata ihtiyaç duyuyor ve yeniden demir, bakır çıkararak yeni bir teknolojik alet geliştiriyor. Öyle ki; uzaktan kumanda aleti ile perde kapatıyor, lambayı açıp - kapıyor. Hani neredeyse kıçlarını da uzaktan kumandalı aletlere yıkattıracaklar. Ne! Yoksa onu da mı yapmaya başladılar?

Öyle ya, tabii; klozet denen bir alet var ve metal aksamlarını altından falan yapmaya başladılar bile, değil mi? Otomatik olarak bir fırça, kıçlarını temizliyor, değil mi? Sonra da, bir aletin ucunda ki tuvalet kağıdı, kıçı siliyor, değil mi? Vay beee!!!

 

*********

 

Demir ve bakır ya da yer altının metalleri yer üstüne çıktıkça daha neler olacak, bekleyin! İnsanlar yataklarından kalkamayacak; yataklarının bir tarafı klozet olacak zaten! Tabletlerle besleneceğiz bir süre; öyle ya, yemek yapmakla kim uğraşacak yahu! Nereden bulacak yemek yapacak enerjiyi insanoğlu?

 

E, bu kadar tembelleşen insan, cinsel ilişki falan kurabilir mi sizce? Yahut kurar da, hamile kalmayı başarabilirse bile o çocuğu 9 ay karnında taşıyabilir mi? Taşır da, doğurursa besleyip büyütebilir mi? Hem zaten, her şey sanal olmadı mı yahu? P.C'ye eklenen yapay penis falan çıkmadı mı? Klavyenin tuşuna basınca ya da mausa tıklayınca, o işi de görüveriyorsun canım, şimdi kim kalkıp da ha babam de babam gidip gelecek kadının üstünde? Hem nerde ben de o enerji? Çocuk mu? Banane canım, kim yaparsa yapsın, zaten ben yapamıyorum ki!!!

 

E, ne olacak? Olacağı belli; insan da, hayvan da, nebat da, haşerat da, velhasıl canlı adına her ne var ise yerini demir, bakır, nikel, krom v.b yerin altında ki metallere yerin üstünü teslim edecek!

 

E, karar sizin, ne de olsa siz YARATAN'dan daha akıllısınız ya!!! Ne yaparsanız, doğru yaparsınız! E, buyrun yapın!!!

 

Saygıyla.

 

cancanBey

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

8月11日

Zülkarneyn

.

Zülkarneyn

Yerçekimi

Dünya 

TARIK

ZÜLKARNEYN; U şeklinde bir mıknatıs düşünün. ZÜLKARNEYN: Arz için, yani dünya için yerçekimi ile musemmâdır. Diğer taraf ise TARIK YILDIZIDIR. TARIK YILDIZININ yerçekimi.

 

İki mıknatıs birbirini iterler ve böylece bir aralık oluşur. Bu mıknatısların biri diğerinden güçlü ise vay halimize!..

 

Dünyada demir ve bakırın artık 1 gram dahi çıkarılmaması lazımdır.

 

Çıkarılması halinde ZÜLKARNEYN’in demir ve bakırla set altına aldığı Yec’üc= kızgın eriyikler tepemizden aşağı akacaktır.

 

Hele bir de TARIK YILDIZININ harekete geçmesi ve arza yaklaşması sözkonusu olursa ki o takdirde de Mec’üc= Tarık’da ki kızgın eriyikler… Tahayyülü, tasvîri bile şiddetli acı veriyor.

 

YETEEEEEEEEEEEEEEEER!!! 1 gram dahi bakır ve demir çıkarmayın artık. Şakası yok. YETEEEEEEEEEEER!!!

“Yazı Tarihi: 11.Ağustos.2006”

*********

Ayrıca; Zülkarneyn “Ruh İkizi” anlamına da tekabûl eder ki, as’lolan manası da budur.

Şöyle ki; “Yin Yang” sembolü ile bize bildirilen iki adet şira / şûrâ (sıra) bulunmaklığıdır. Hayat,  Yang= Beyaz, Yin= Kara şûrâdan oluşan iki tip insanlık arasındaki mücadeleden ibaretdir; tâ ki A’raf Sûresi 19-20-21-22. Âyetlerde belirtilen olayların oluşundan beri.

Yin ve Yang sembollerinde beyaz ve siyahın öbek kısmı (yoğunluğu) ters vaziyettedir ve siyahda beyaz nokta, beyazda ise siyah nokta vardır: Beyaz Âlemin liderliğini Deccalin üstlendiğini simgeler beyazda ki siyah nokta ve üstelik Beyaz Âlemdekiler Deccali yücelttikçe yüceltirler. Buna mukâbil Kara Âlemdeki beyaz nokta ise Mehdi & Mesih’dir! Ve fakat Kara Âlemdekiler Beyaz Âlemin tersine beyaz noktayı en dibe yerleştirmek için üstün gayret sarf ederler!

Siyah adamın beyaza, beyaz adamın siyaha geçmesinin hikmeti hakkında “Şira Kapısı” ile ilgili anlatımlar sizlere bir fikir verecektir. «Tıkla gör»

Kara Âlem, ALLAH’ın Hz. Adem’e yemeyin dediği ağaçtan yiyenlerden oluşmaktadır ki, bu ağaç Himt Keneviri v.b gibi uyuşturucu içerikli ağaçlardır ama hasleten Hint Keneviridir.

Siyahdaki beyaz adam, deccalin adamlarından kaçamadıkça, o’nun mental, zihinsel v.b gibi yetenekleri ile bir çok hasletleri beyazdaki siyah adama sirayet etmektedir.

Ama tüm bunları anlamanız için öncelikle “Ruh İkizi” başlığını okumanız lâzım.

Hâsılı; Beyaz Âlemdeki Siyah Adam Recep Tayyip ERDOĞAN’dır ve buna mukâbil olarak ise Kara Âlemdeki Beyaz Adam ise Mesut ULUKAN’dır, ya’nî bendenizim.

Ve kurtulabilecek miyim ellerinden bilemiyorum ama sanıyorum ki, sizler bunu anlayıp, içselleştirip gereği için harekete geçtiğinizde her şey bitmiş olacak ve Ben dünyanın en acılı ölümünü yaşayacağım / yaşatacaklar.

Not: Bugünki Hürriyet Gazetesi’nde Ahmet Hakan imzası ve “Erdoğan’ın sükûnete kavuşmasının altı nedeni” başlıklı yazısını da yukarıda anlattıklarım bağlamında değerlendirmenizin yerinde olacağı kanısındayım. Çünki; Zülkarneyn’in “Ruh İkizi” olduğunu Recep Tayyip ERDOĞAN’ın imâ etmesi ile birlikte, Benim’de “Yin Yang”ın Zülkarneyn ve “Ruh İkizi” ilişkisini farkettiğimden beri By RTE ile oluşan bu hortumu kesmek için farklı girişimlerim oluyor; suskunluğunun nedenini buraya bağlayabiliriz.

“Yazı Tarihi: 13.Mayıs.2009”

*********

Saygıyla…

cancanBey

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

8月10日

Yec'üc - Mec'üc

.

Enbiya

Yec'üc - Mec'üc 

 

Nerden başlasam, nasıl anlatsam; konuya nasıl girsem pek bir fikrim yok ama yazarken kendiliğinden girivereceğim galiba:

 

Gerçi Ben burada yazacağım da ne olacak, kaç kişi okuyacak ve okuyanların içerisinden kaç kişi yazılanı benimseyecek, destekleyecek ve destekleyip de yazıyı alıp forward edecek mi, yazıyı çoğaltacak mı, diğer lisanlara çevirerek dağıtacak mı?

 

Ama ümitsizliğe yer olmamalı değil mi? Ümitsizlik korkulanı getirir çünki. O halde sen çırp kanatlarını minik serçe; ne kadar mesafe katedersen artık. Gerisi yüceler yücesi MEVLÃ’ya kalmış.

 

*********

 

Ya ALLAH, ya BİSMİLLAH.

 

Ey İnsanoğlu: Dur artık, çünki durmazsan durdurulacaksın. Ve o durduruluş çok acı biçimde olacak. Dağların tepelerinden lavlar ve henüz bilemediğimiz kimbilir neler neler akacak tepemize.

 

O lavları ve bilmediğim ya da bilmediğimiz diğer akacak şeyleri durduranları artık tüketme ki; onların başlıcaları demir ve bakırdırlar.

 

Ve artık tek TANRI’ya inan ki; TANRI çok şefkatlidir.

 

Tek tanrıya inanıyorum diyecekseniz; neden şükretmiyorsunuz? Neden hala ceplerinizdekine, portföylerinizdekine tapıyorsunuz ve onlara ibadet ediyorsunuz?

 

Yoksa portföylerinizdekilerin Siz’i kurtaracağınızı mı sanıyorsunuz? Yoksa onları ALLAH’a rüşvet olarak vermeyi mi düşünüyorsunuz?

 

Diyabet hastalığı gibi sanki; yedikçe şekeriniz yükseliyor, şekeriniz yükseldikçe açlık hissediyor ve yine yiyorsunuz ve yine şekeriniz yükseliyor ve yine açlık hissediyorsunuz ve yine yiyorsunuz ve yine ve yine ve yine ve yine…. Sonra şeker koması. Ya da iç organların bir kısmında büyük yıkımlar ve kısalan bir ömür sonunda acılı, sancılı bir ölüm.

 

Durun artık.

 

(Yazmaya devam edeceğim; şimdilik bu kadar.)

  cancanBey

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

8月7日

İnsanlığın Gafleti

.

cancanBey

KIYAMET & TARIK YILDIZI 

 

Hulki CEVİZOĞLU, Burak ELDEM, Serdar TURGUT, Engin ARDIÇ’a atfen ve anılan kişilerin nezdinde başta Genelkurmay Başkanlığımız olmak üzere Devletimizin ilgili tüm kademelerini konuya duyarlı olmaya çağırıyorum. Ve ayrıca; Burada yazacaklarımı okuyacak olan herkesin, yazacaklarımı diğer dillere çevirerek, insanlık ailesinin diğer tüm fertlerine duyurmaları sanıyorum ki insanın doğasından gelen kaçınılmaz bir görev olacaktır.

***********

02.Nisan.2004 günü Star T.V’de yayınlanan CEVİZKABUĞU isimli programın konusu Burak ELDEM’in kitabı 2012: Marduk’la Randevu idi.

Ve özetle Burak ELDEM; “Orta Amerika’nın gizemli antik uygarlığı Mayalar, şaşırtıcı astronomi bilgileri ve “zamanı izleme gelenekleri”yle, bugün hâlâ bilim adamlarını büyülemeye devam eden, son derece gelişmiş bir takvim sistemini miras bıraktılar bize. Dünyanın ve evrenin tarihini, yinelenen döngülere bağlayan bu ünlü takvime göre, insanlık her biri 5125 yıl dolayında süren dört çağı geride bırakmıştı. İçinde bulunduğumuz, “Beşinci Güneş” olarak adlandırdıkları çağ da, bizim takvimimize göre İ.Ö 3113 yılında başlamıştı ve 2012 sonlarında da büyük depremler ve volkanik patlamalarla sona erecekti.

Astronomi bilgisiyle öne çıkan bir başka eskiçağ uygarlığının, Babil’in yıldız gözlemcileriyse, güneş sistemimizde uzun aralıklarla ortaya çıkan ve dünyaya her yakın geçişinde büyük doğal afetlere yol açan “tanrısal” bir gezegenden söz ediyorlardı kayıtlarında. Bu gezegene Sümerler Nİ.Bİ.RU, Babilliler Marduk, Mısırlılarsa “Milyonlarca Yılın Gezegeni” adını vermişlerdi. Söz konusu gizemli dev gök cismi, bilim adamlarının 1930’lardan beri bulmaya çalıştıkları ünlü “Gezegen X” olabilir miydi?” diye düşünüyor ve soruyordu.

*********

Burak ELDEM’in tesbitleri doğrudur ya da değildir ama görünen bir gerçek var ki; insanlık ne yaptığını ve niçin yaşadığını bilmeksizin büyük bir tüketim çılgınlığıyla ve hatta küresel bir delilikle dünyaya-doğaya ihanet etmekte ve dünyanın-doğanın canını acıtmaktadır, canını bitirmektedir.

 

İnsanların tamamına yakın bölümü, hayatın gerekliliklerini kavramaya yeterli olmayan öğretilerle yetiştirilmekte ve hâliyle de hayatın gerekliliklerinden uzak ve tersine bir yaşam sürdürmekte ve dolayısıyla da hayatın nitelik tarafından bihaber nicelik tarafıyla, öz yerine şekil tarafıyla hemhâl olmaktadırlar.

 

"Nitelik ve Öz" ile uzak ya da yakın ilgisi kalmayan insanlık, yaşamlarının sürdürülebilirliklerini motive etmek maksadı ile benliğine kendisini anlatma ve yaşamlarını anlamlandırma çabalamaları içerisine girmektedir. Bunu ise, "Nitelik ve Öz" kavramlarından bihaber oldukları için "Nicelik ve Şekil" ile yapma gayretinde olmaktadırlar.

 

Oysa ; "Nicelik ve Şekil" değişkendir, tutarlılık arzetmezler. Nicel ve Şek’l değerler insanın kabulü sonrası değer olabilmektedirler, insanın kabulleri ise sosyo-psikolojik fenomenlerle değişkenlik arzederler. Örnek;  altın madeni insanlığın mal v.b alışverişleri sırasında bu alışverişi belgelemek için kullanmaları ve dolayısıyla da satanın elinde daha çok altın madeni bulunması neticesinde satmaklığın-üretimin değerinin şek’li ifadesidir ki, satmaklığın-üretimin değerinin bu şekilde ifade edilmesi tercihi, o dönem insanlarının bulundukları coğrafyada altın madeninin az bulunması ve kolay işlenebilir olması, damgalanabilirliliği gibi nedenlerle oluşmuştur. Bunun yerine bir başka şey ikame edildiğinde de o şeyin kendisi değerli olmayıp şeyin temsil ettiği durumun değeri anlaşılır. Nihayet altın yerine para, çek, senet, kredi kartı v.b kullanımı yaygınlaşmış, altın daha çok süs eşyası olarak kullanıldığı için ve insanlığın şek’li alışkanlıklarını kolay terkedememeleri neticesinde göreceli bir toplumsal statü değerinin ifadesi olarak yer bulabilmiştir günümüzde.

 

Nicel ve şek’l değerlerin değişkenlinin insanın kabullerine göre olmasından, şek"lin gücünü özünden aldığından bihaber bırakılmış insanlık ailesinin son nesilleri yukarıda da bahsettiğim gibi varoluşlarına dayanak aramakta ve haliyle de bunu şek’l ile telafi edebilmektedirler.

 

Yani; artık hayat bir gösteriş haline gelmiştir. Ne kadar çok güç göstergesi sandığın şey sergilersen o kadar muteber ve makbulsun gibi sakat bir hayat görüşü ile davranmaktadır insanoğlu.

 

Buna göre de; gösterişli olmanın dönemlere göre değişkenleri her ne ise, o değişkenleri elinde bulundurmanın çabası, savaşı sürdürülmektedir.

 

Pahası ise "öz"dür. Öz karşılığında şek’l satın alınmaktadır.

Bu durum ise; insanlığı tüketim çılgınlığına sürüklemiş ve çılgınlaşan insanlık gösteriş uğruna dünyanın altını üstüne getirmekte, petrol ve madenleri v.b çılgınca tüketmektedirler.

 

Oysa; petrol, maden v.b, dünyanın iç organları, yaşam unsurları,uzuvlarıdır.

 

Ortalama insanın kan miktarı 5 - 6 kg.dır. Kan ile çalışan bir otomobil olduğunu varsayarsak; otomobili kullanabilmek adına insanın tüm kanını çekip kullanabilmemiz düşünülemez. Ancak, insanın sağlığını, yaşam kalitesini düşürmeyecek ölçüde ve vücudun verilen kanı karşılayabilirliğine uygun miktarda kan alınması düşünülebilinir. Çünki bir insan bir otomobil üretebilir ama bir otomobil bir insan üretemez ve insan otomobil üretebilme yeteneğinin dışında çok daha fazla yeteneklere de sahiptir ve ayrıca bir insanın yok olması bütünden bir parçanın eksilmesi demektir ve böylece bütünün sürdürülebilirliğinin sakat edilmesi demektir. Bütünlüğün bozulması parçalarıda olumsuz etkiler.

 

Dünya denilen organizmadan da, ihtiyaçlarımızı, dünya vucudunun alınanları yerine koyabilmesi-karşılayabilmesi süresinin hesap edilmesi sureti ile almamız, bindiğimiz dalı kesmememiz ve aksine onu güçlendirmemiz anlamına gelir.

 

Oysa; şimdilerde gösteriş ile güçlü olduğunu kanıtlamaya çalışan insanlık, otomobil, televizyon, bulaşık makinesi v.s kullanımında gerekliliklerini doğaya uygunluk yerine statü göstergesi ve konfor olayına indekslemiştir.

 

Gösterişin (şek’l) değişken olduğundan söz etmiştim, buna göre her dönemde bu malzemelerde değişkenlik arzetmekte ve bu insanın bu değişkenliğe ayak uydurması çabalarının bindiğimiz dalı zayıflatmasına yol açması kaçınılmazdır.

 

Konfor; insanın dünyaya geliş amacına aykırı bir fenomendir. Tembel yani fonksiyonunu yerine getirmede yavaşlık gösteren, iş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan kimselerin yarattığı bir olgudur konfor. Marazidir.

 

Nihai konforu hedeflemelidir insanlık ve bu yolda sıkıntı, eza, cefa çekmelidir. Sair konforlar geçici ve marazidir.

 

İnsanın dünyaya geliş amacı zaten nihai konforu elde etmeye çalışmaktır, nihai konfor ise insanlığın bütünselliği ile elde edilip insanlığın bütünselliğinin konforu olacaktır.

 

Yani; insan özünden, öz işinden uzaklaşmış olmakla, varoluş gerçeğinden uzaklaşmış, gurbete düşmüştür. Gurbette olana garip denir; insanlığın şu an yaşadığı garabetin sebebi özünden, öz işinden uzaklaşmış olmalarıdır.

 

Ve bu garabetin kendilerinde yarattığı infi’âlin tedavisi maksadı ile ilaç niyetine çeşitli etkinlikler denemekteler ve fakat her seferinde yanlış ilaç seçimi ya da ilaç yan etkileri nedeniyle yine ve yeni garabetlere kapılmaktalar ve hatta garabetleri derinleşmektedir.

 

Derinleşen garabetleri neticesinde ilaç arama-kullanma ivmeleri de artmaktadır.

 

Hal böyle olunca da, tüketim çılgınlığının boyutları inanılmaz bir şekilde bütünsel intihara varmaktadır.

 

"Nicelik ve Şekil" düşkünü haline gelmiş insanlık, her şeyin daha fazlası bende olsun dürtüsü ile dünyanın nesi var nesi yoksa kullanmaktadırlar, üstelik bunu "Şekil" için yapmaktadırlar.

 

İnsan vücudu her nasıl kendi kendisine yapılan kötü muameleye kendisini yok ederek itiraz ediyorsa, bir parçası olduğumuz dünyanın, evrenin, doğanın da aynı tepkiyi vermesi de sebep-sonuç/sonuç-sebep ilişkisi kurarak beklenilmelidir.

 

Ayrıca ; "Kızılca kıyamet" deyimi ile "Kızıl gezegen Marduk" ilişkisi kurulabileceği gibi yine hurafe olarak kabul edilen "iki erkeğin birbiri ile cinsel ilişki kurması esnasında yer ile gök birbirine değer, sürter, yaklaşır" biçiminde bir deyiş de kıyametin göklerden geleceğinin habercisi sayılabilinir.

 

 

Hz.Muhammed’in şu sözü çok şey anlatıyor aslında; "Herhangi birinizin elinde bir fidan varken, kıyamet kopacak olsa bile onu hemen diksin."

 

Bu ifade ile bize anlatılan, salık verilen; kıyametin gelmemesini ya da gecikmesini istiyorsanız fidan, ağaç dikmemizdir.

 

Çünki dünyanın ağzı ve ciğeri ağaçlardır. Boşuna mı demişler "Ne ekersen onu biçersin" diye? Keza, George ELIOT isimli bir kişi ise "Hiç bir zaman gökten gül yağmaz daha çok gül istersek daha çok fidan dikmemiz gerekir" demiştir.

 

Yani ; Burak ELDEM’in Hermetika felsefesinin Kendisi üzerinde ki etkileri doğrultusunda anladığı gibi 2012"de Marduk’un dünyaya kıyamet koparmak üzere gelmesi Tanrıların mekanı ya da makamında kararlaştırılarak %100 olacağı anlamını çıkarmak doğru değildir.

 

Doğa, evren bize istediğimizi sunar ve fakat tek şartı vardır doğanın bize ; kendisini iyi anlamak ve ona göre davranmak.

Sonuç olarak ; Bu gidişatımızla MARDUK"un ya da diğer bir deyişle KIYAMET"in 2012"de gelebilirliliği oldukça çok yüksektir.

 

Ama hemen bugün bu gidişatımıza dur diyerek, doğaya uygun yaşamaya başlamamızla ve bulabildiğimiz her boş alana fidan dikerek KIYAMET"i erteleyebiliriz.

 

Çünki ALLAH rahman ve rahimdir. Çünki doğanın görevi yaşamak ve yaşatmakdır.

 

Elle tutulabilen, gözle görülebilen olguların tamamı birer enerji kütlesinden ibarettirler. Dünya da bir enerji kütlesidir, Marduk da bir enerji kütlesidir ve bu enerji kütlelerinin birer ayrı parça ve şekil sureti ile bulunmaları, bizim henüz çözemediğimiz bir sisteme tabiidir. Enerji akışkan, geçişken ve değişkendir. Niçin ve hangi şartlarda değiştiğini, aktığını, geçtiğini tam olarak bilmemekteyiz.

Kesin olan bir şey var ise değişken ve geçişkendir.

Ve uzay denen boşlukta bulunan çeşitli gezegen, yıldız, göktaşı v.s’nin birbirlerine çarpmadan ve belli bir yörüngede hareket etmelerinin sırrı sadece enerjilerin birbiri arasında ki ilişkide gizlidir.

 

Marduk’u Dünyamıza yaklaştıracak olan da Dünyanın enerjisini değiştirmemiz ve belki pozitifden negatife çevirmemiz olarak da açıklanabilecek bir değişkenlik sonucunda olacaktır.

 

O halde yapılması gereken Dünya denilen enerji kütlesini özüne döndürmektir, negatif değişkenliğini tekrar pozitife dönüştürmektir.

 

Bunun yapılması halinde uzay varlıkları (gezegenler v.b) arasında bizim göremediğimiz enerji direkleri-kireşleri tekrar güçlenecektir. Dünya ve Marduk arasındaki enerji direği sağlamlaşmış olacak ve Marduk’un Dünyaya yaklaşması önlenecektir.

 

Diğer bir deyişle; Dünya kendisine ihanet eden insanlığı cezalandırmaktan, kendisini yok etmekten vazgeçecek ve kendisini yok etmek üzere davetiye çıkardığı Marduk’a gelme diyecektir.

 

 

Peki ne yaparsak, Dünya denilen enerji kütlesi tekrar saf ve arı hale dönüşebilir;

Yapılması gereken insanlığın topyekûn aynı anda hareket ederek hükümetleri, devletleri tarafından otomobil fabrikalarının kapatılmasını ve otomobil üretimin durdurulmasını sağlamaktır, çünki, dünyada zaten fazlasıyla otomobil bulunmaktadır. Yerine raylı sistemler kurulmasını sağlayarak bundan böyle toplu taşıma araçları ile ulaşımın sağlanması sureti ile petrol tüketimine son verilmelidir.

 

Bir otomobilin üretimi ve kullanımında çeşitli madenler ve yeraltı kaynakları kullanılmaktadır ki, bu kaynaklar dünyanın iç organlarıdırlar ve biz bunları gereklilik adına olmayıp gösteriş ve konfor adına kullanmaktayız.

 

Gereklilikten anlaşılması gereken sağlığın-hayatın idame edilmesini sağlayabilmektir. Yani, biz insanlığı süründürmeden ve üretim kapasitemizin düşmesine engel olmayacak kadar sağlımızı idame ettirecek gereklilikte yeraltı ve yerüstü kaynakları kullanabilmeliyiz.

 

Bunun aksi sadece gösteriş ve konfor içindir.

 

O halde tüm insanlık, aralarında hemen bu konuda iletişime geçmeli ve insanlığın, vatandaşı oldukları devletleri baskı altına almasını sağlamalı ve hemen otomobil üretiminin durmasını sağlamaktan işe başlamamız gerekiyor.

 

Yanısıra; yine insan sağlığının idamesini ve ömrünü arttırıcı etkide olan eşya, emtialar haricinde elektronik ve mekanik eşyaların üretimi sınırlandırılmalıdır.

 

Ve tüm insanlık fidan dikme seferberliğine çıkmalıdır.

 

Gösteriş ve şekil hırsı ile ve gösteriş ve şekil sağlama aracı olan para hırsı ile çabuk zengin olup daha gösterişli (güçlü!) olmak adına tarım ürünlerinde sun’î-fennî gübre kullanımına son verilmelidir. Hormon v.s kullanılmamalıdır.

 

Gösteriş adına tembelliğe hizmet eden mobilya ve türevi emtialarında yine sağlık açısından gereklilikleri dışında kullanımı sonlandırılmalıdır.

 

Ayrıca ısınma gereçlerinin ve yakıtlarında durumu gözden geçirilmelidir.

 

 

«Şimdilik bu kadar, zamanla eklemeler ya da çıkarmalar yapabilirim. Eksik, gedik yazmış olabilirim, bütünlüğünü kuramamış olabilirim ama anlayacağınızdan eminim.» Not: Bu yazı tarafımdan 03.04.2004 tarihinde yazılmıştır.

 

Saygılarımla.

 

cancanBey

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

 

Buraya da uğra, bunu da oku ---> Yoksa sen Ashab-ı Kehf ve Rakim'ın, ayetlerimizden şaşılacak bir olay olduklarını mı sandın?