cancanBey 的个人资料Mehdi & Mesih照片日志列表 工具 帮助

日志


7月26日

3 majisyen: iki mesih ve bir sûfîân.

.

imajination

Yersen!

 

 

Birisi çıkıp ben Mehdi & Mesih’im diyorsa ve buna mukabil bir başkası da “hayır, sen Mehdi & Mesih değilsin” diyorsa, sormak lazım “hayırdır; sen ALLAH’mısın?”

 

Birisini Mehdi & Mesih yapacak olan, ne illüzyondur, ne aldatmak, ne de yanıltmak. Birisini Mehdi & Mesih yapacak olan ALLAH’dır.

 

Birisi Mehdi & Mesih ise zaten öyledir, yapılmışdır, olmuşdur. Majisyenlik ile elde edilebilinecek bir hâl değil bu, olamaz da. Sadece anti – crist, yani deccal bir süreliğine Mehdi & Mesih olarak hüküm sürebilir ki, sürüyor zâten.

 

Anti – Crist ve ya’nî Deccal, Mehdi & Mesih taklîdi ile gidebildiği kadar gidecektir. Bire bir kopyalama metodu ile yürüyor. Mehdi & Mesih’in gerek yazdıklarından ve gerekse de konuşmalarından çıkarımlar yaparak yürüyor. Hem teknolojik donanımı sayesinde ve hasleten de küçük deccallerin (deccal ordusunun) desteği ile tıpkılaşarak yürüyor ama taklîdlerin ömrü ne kadarsa, o kadar gidecek.

 

Mehdi & Mesih yargılamak için dönecekdi dünyaya değil mi? Yargılanacak olanlar kimler? Yargılanacak olanlar, bu yargılamadan kurtulabilir miyiz ya da yargılamayı geciktirebilir miyiz sâ’iki ile hareket ediyorlar.

 

Neyi biliyorsunuz ki; İsrailoğullarının yahudi olduğunu biliyorsunuz ama değil dersem, ne dersiniz? Musevî ile yahudinin ayrı topluluklar olduğunu söylersem, ne dersiniz? İsrail halkının yahudi olmadıklarını, Musevî olduğunu söylesem?

 

Şu kadarını söyleyeyim; Bana inanmamak için argümanlar geliştirmeniz, bahanelere sığınmanız, sadece ve sadece kötülerin, kötülüklerin çıkarınadır; uyuşturucu kullanıcılarının yararınadır. Zaten Benim Mehdi & Mesih olmadığım propagandasını ustalıkla, çaktırmadan yapagelenlenlerde onlardır. Medeniyet tamamen tersyüz edilmedikçe de öldüremeyecekler Ben’i; tersyüz edildiğinde Benimle işleri bitmiş olacak ve ancak o zaman öldürürler. Dedim ya kopya ediliyorum, taklîd ediliyorum. Taklîd edebilmeleri için ise ellerinde tutmaları lâzım. Ellerinde tutabilmeleri için ise, Benim Mehdi & Mesih olmadığım yönünde propaganda yapmaları lâzım.

 

T.C. Devleti’nin yapısı el değiştiriyor, neye delâletdir bu. Böylelikle de medeniyyet el değiştiriyor; tehlikenin farkında mısınız?

 

Sanıyorsunuz ki, dindârlık ile laiklik çatışmasıdır bu. Hayır değil; in ile cin çatışmasıdır bu.

 

Cinlerin mesihine deniyor deccal diye, ama cinlere göre de inlerin mesihidir deccal. İn dediğim insanlardır, cin dediğim ise esrarkeşlerdir. Ve esrarkeşleri sadece esrarkeşler tanıyabilir; cinleri cinler tanıyabilir. İns ve cins’in arasındaki fark Hint keneviri, afyon, kokain v.b gibi narkotiklerin kullanımıdır.

 

Cinlerin mesihi Recep Tayyip ERDOĞAN’dır ve ama Abdullah GÜL’de o kültten gelmedir.

 

Evet; insanlar eşit doğmazlar. Kimisi cinlerden doğar, kimisi inlerden. Ve bu savaş “ARMEGEDDON” ile sonlanacaktır. İstiyorum ki, iş bu kerteye varmasın. Olay bu denli kızışırsa kıyamet saati erkene gelecek. Bu olmasın diye yırtınıyorum.

 

Mesih olmayı falan imparator olmakla karıştırıyorsunuz gâlibâ? Hz. Süleyman dışında zengin olan Nebî, Resûl, Velî var mı? Nebîlik, Resûllük, Velîlik çile ile, eza ile, cefa ile anılır değiller midir?

 

Bakın; Ben bu yaratıcılığım ile, zekâm ile, hayal gücüm ile, sâ’ir hasletlerimle isteyecek olursam zengin de olurum, iktidâr da. Ahlâkımı çöpe atarsam, ALLAH korkusunu, kuldan utanmayı üzerimden sıyırırsam, önümde kimse duramaz, yeryüzünün gelmiş geçmiş en başedilemez adamı olurum.

Yahut; en basitinden Mehdi ve Mesih iki ayrı varlıktır başlığı altında, Recep Tayyip ERDOĞAN’a “tamam ey Recep Tayyip ERDOĞAN, Sen Mehdi’sin, Ben’de Mesih ve Ben Sana bey’at ediyorum” der, çıkarıma, yararıma bakarım; ne diye Ülke’nin Başbakanı ile savaşayım, akıl kârı mı bu?

 

İşsiz, parasız, pulsuz, çulsuz, 43 yaşında ve ama bekâr, 80 yaşındaki hasta Anası ile hayatta bir başlarına kalmış birisi olarak ne demeye koca Başbakanla çarpışayım, siyasi liderlerle, uyuşturucu kullanıcıları ile, şeytanlarla, deccallerle çatışayım; Ben’i deli mi öptü?

 

Başbakan Ben’im gibi adamın ayaklarına halı serer, benden iyisini mi bulacak? Tek başıma dinamik bir muhalefet oluşturdum; Ben’im gibi bir tehlikeden kurtulmak ve üstelik yardımcısı yapmak, isteyebileceği en akıllıca iştir. Yapamaz mıyım? Yapamaz mı idim?

 

Nefsânî düşünsem, uygun olan Başbakan’a yaranmakdır. Ben ne yapıyorum; Başbakanla aşık atıyorum. Deli miyim, Mesih miyim?

 

Bu savaşı kaybedecek olduğumda, en acılı şekilde öldürüleceğimi göze alarak başladım bu savaşa; deli miyim, Mesih miyim?

 

Gidişat değişmez ise olacak olan nedir, biliyor musunuz? Kızdıklarım, karşısında olduklarımın ve “... Ve sonra istemediği halde biatlarını kabul eder. Eğer siz ona yetişirseniz, ona biat  ediniz. Çünkü o yerde de gökte deMehdi'dir. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler - Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 35) hadîsinin işaret ettiği istemediklerimin gâlib olmasını, yine istemeden sağlamış olacağım ve buna mukâbil ise onlar Ben’i ham yapacaklar!..

 

Bana bey’at edenler etmiş ve ama hadîsin işaret ettiği gibi, istemediklerim bey’at etmiştir ki, hadîsin sağlığı konusunda da şüphelerim var. Üstelik bu nasıl bir bey’at ise; hepsi Bana hükmediyor, emrediyor, sürüyor, sürüklüyor, aç bırakıyor, susuz bırakıyor, açık – gizli tehdit ediyor, kılımı dahi gözaltında tutsak ediyor, günah teklif ediyor, eziyor, kişiliksizleştiriyor, onurumu – şerefimi ayaklar altına alıyor!?!

 

Demiştim ya; deccal ordusunun tutsağıyım; Muntazâr demek gözaltında demekdir. Düşüncelerimi, çözümlerimi, çözümlemelerimi, sözlerimi, tavrımı, tutumumu, bakışımı birebir Mesih-i Deccal’e aktarmak adına gözleri, elleri altında tutuluyorum.

 

ALLAH kerimdir.

 

Saygıyla…

 

cancanBey

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi


© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

4月28日

Mehdi ve Mesih aynı kişidir.

.

Mehdi

YASA

 

 

Yarınlarda Anadolu’da gözü olan, aç gözlü, emperyalist milletlerden, devletlerden birileri Ülkemiz’i istîlâ edecek olur ve Ordumuz çaresiz kalır da, iş milis kuvvetlere düşecek olursa diye TÜRKİYE’nin her vilâyetinde, kazasında, bucağında gömülü silahlarımız vardır.

 

Ve bu silahlar ise milis kuvvetlerin kullanımına uygun hafif ve yarı ağır silahlardır.

 

Şimdi; Sen, Sizler tek erk olmak için, kendinize mehdi & mesih gibi ûnvanlar atfederek halîfe ve şeyhulislâm olabilmek adına, Sizlerin karşısında olanları, olabilecekleri alt etmek için bir terör örgütü uydurup, uydurduğunuz terör örgütüne de delâlet etsin diye Yurd’un dört bir yanında, yukarıda belirtilen amaçlar ile gömülmüş silâhları, uluslar arası şerîklerinizin uydu teknolojileri desteği, lojistik desteği ile ortaya çıkararak ne yaptığınızı sanıyorsunuz?

 

Bugünlerde herhangi bir düşman kuvvet girecek olursa Yurdumuz’a, hangi silâhlarla mukavemet edeceğiz? Ve Siz bunun hesabını nasıl vereceksiniz? Gözünüz bu kadar mı karardı?

 

Vay efendim; bu silâhlarla şunları yapacaklardı, bunları yapacaklardı! Medyummusunuz, kâhinmisiniz, falcımısınız?

 

Terör örgütü diye niteleyerek derme, çatma oluşturduğunuz şahıslar hangi eylemi yapıp da üstlenmişler? Böyle terör örgütü mü olur?

 

Terör örgütleri Devletlere karşı oluşan varlıklardır; topladığınız adamlar ise Devlet’i orasından burasından yönetmiş kişiler. Madem bunlar hâ’in idiler de T.C nasıl oldu da ayakta kaldı, gelişti; uluslar arası arenada söz sahibi bir ülke oldu?

 

Bugün dünyanın büyük devletleri T.C. ile yatıp, kalkıyorsa bunları siz mi sağladınız?

 

Siz olmasa idiniz, T.C. şimdilerde tek süper güç ve dünya da T.C. tek kutup olmuş olurdu…

 

Efendim bakın işte günlüklerden bu çıktı, telefon konuşmalarından şu çıktı? Herkes hergün 40 tane hayâl kuruyor ve üstelik aynı hayâli gören ya da kuran binlerce insan var; suç mu bu?

 

Ne malûm o bombaları, mayınları Sizin ya da sizlerin güdümündeki birilerinin patlatmadığı? Nitekim; her bomba ve mayın patlaması oylarınızda patlama yaptı, oylarınızı yükseltti! İçeri aldığınız adamlar oylarınızı yükseltmek için mi patlattılar o bombaları!?!

 

Yoksa bir taşla iki kuş mu vurdunuz? Yâ’nî hem rakiplerinizi ekarte ettiniz ve hem de oylarınızı arttırmış olmadınız mı?

 

*********

 

Adnan OKTAR ise 30 yıllık Mehdi imiş!

 

Diyor ki; “HZ. MEHDİ (A.S.), 1979 YILINDA MEYDANA GELEN INDEPENDENTA GEMİ İNFİLAKI SIRASINDA İSTANBUL'A GELMİŞTİR

Yâ’nî kendisi o tarihte İstanbul’a gitmişmiş ve o günden bugüne Mehdilik görevini ifâ ediyormuş!

30 yıldan beri Mehdi var imiş de neden savaşlar, açlıklar, yoksulluklar, kan, gözyaşı, acı, zûlüm hâkimmiş yeryüzüne ya da en azından Ülkemiz’e?

Oysa; “Mehdi işi sıkı tutacak. (Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 175)” ve “Mehdi hesabını çok seri bir şekilde görecek ve vaadinden dönmeyecektir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 24)” denmiyor mu Hâdis-î Şerîflerde?

E Sen ne menem bir Mehdiymişsin ki 30 yıldır kan, gözyaşı, acı, yoksulluk v.b var?

Çık aradan Adnan OKTAR yahut Mehdi’nin işini kolaylaştıran olarak kal. Karar Sen’in! Mehdi’nin işini zorlaştıranlar, zorlaştırmak isteyenler, Mehdi’ye karşı çıkanlar kimlerdi?

Ha evet; Ben 1979’da İstanbul’a geldim ama Mehdi olduğumu 3-4.Temmuz.2006 gününde öğrendim. Ve evet; 1980’de Köstence’ye, yâ’nî başkent ANKARA’ya geldim ve o günden bugüne kısa ayrılıklar dışında hep burada ikâmet etmekteyim.

Hâdislerde Konstantiniyye diye geçer, Konstantinapolis diye değil. Konstanta Başkent anlamına karşılık gelen eski Grekçe / Rumca bir kelimedir. Kudüs kelimesi Kontanta’nın evrilmiş hâlidir. Her iki kelime de Başkent anlamlarına tekâbûl ederler. Konsülün bulunduğu yerdir Konstanta. Günümüz konsülleri Başkentlerdedirler.

Konsül ise hükûmet kabinesine verilen isim / tanımdır. Ülkemizde her pazartesi günü konsültasyon vazifelerini ifâ eder bakanlar kurulu / hükûmet kabinesi.

*********

Aklımda bir ton söylenecek şeyler var amma çoğu kere unutuyorum.

Ha; değineceğim diğer bir konu ise deccallerdir ki, maddî varlıklar açısından, mevkî, makam açısından yücelmemem için ellerinden geleni ardlarına koymuyorlar. Çünki; yücelirde mevkî, makam elde edersem kendilerinden intikam alacağım zannından hareket ediyorlar!

Deccaller dostummuşcasına davranıyorlar, iyiliğimi isterlermişcesine konuşuyorlar lâfımın geçtiği yerlerde. Öyle sinsice, öyle kahpece tavırlar ortaya koyuyorlar ki… Ama ALLAH’ın hesabı, tuzağı daha kuvvetli ve geçerlidir.

Kaldı ki; Ben ölümü göze almışım. Açlık, yoksulluk neki?

Ayrıca; Mehdi Muntâzâr deyimi “Beklenen Mehdi”ye karşılık değil, “Gözetlenen Mehdi”ye karşılık gelir. Muntâzâr kelimesi nâzâr altında tutulan demektir. Yâ’nî göz altında, gözetim altında demektir.

Oysa Ben gözaltının daha da ilerisi olan el altında durumundayım. Ellerinin altındayım. Bir neviî hapis hayatı yaşamaktayım; aldığım nefesin sayısını ve hattâ nefesimin kokusunu dahi biliyorlar. Her hareketim kontrol altında.

İşsiz olduğum için ve Anacığımın merhum Babam’dan kalan 3 kuruşluk maaşı sadece kira, su, elektrik giderlerine yetmesi (hattâ yetmemesi) nedeni ile parasız, pulsuz geçen hayatım deccallerin kucağına düşmeme neden oluyor. Onlar ne kadar harçlık verirlerse o kadarı ile yapılabilecekleri yapabiliyorum.

İşsiz kalmamı, parasız kalmamı binbir vesile ile sağlayanlarda yine kendileri tabiîki. Ancak bu sûretle gözaltında, elleri altında tutabilirler, tutabiliyorlar. Çok nâçâr kalırlar ise hapse atarlar bir vesile uyduraraktan.

Benim buralarda yazmadığım, yazamadığım ne gerçeklerim, ne sıkıntılarım var oysa. Ama yüce Mevlâ kerîmdir.

Bana bolca hayır dua edin lütfen.

Saygıyla…

cancanBey

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

3月7日

Tersine Dünya!

.

Mehdi&Mesih

Mesut ULUKAN

cancanBey 

 

Sn. Devlet BAHÇELİ’nin 5 kez Genel Merkezdeki kapısından, 3-4 kez de Meclisdeki Makam kapısından geri çevrildim!?!

 

Kendisinin bilgisi dahilinde midir, arzusu hilafına mıdır; bilemem?!?

 

Sonuç olarak Beyefendi ile görüşemiyoruz; hâl böyle olunca da aklıma gelenler sanıyorum makûl görülür / görülmelidir:

 

Acaba; Devlet Bey’e “Gelmek, görüşmek istemiyor; aktif siyaseti, protokoler zeminleri sevmiyor; merak etmeyin durumu iyi; biz O’na «el bebek gül bebek» bakıyoruz…” falan mı diyorlar? Ve hattâ; belki de tarafıma verilmesi için bir şeyler veriliyor da Bana ulaştırılmıyor mu?

 

Bu sorular makûl değil mi?

 

Ben Yunanistan da, İtalya da, İngiltere de ve ya herhangi bir Avrupa ülkesinde olsa idim, ya da Hindistan’da, Çin de olsa idim imparator yaparlardı ya hu Beni.

 

Bir çeşit Ortadoğu ülkesi durumunda olan Ülkemde ise bir lokma ekmeğe muhtaç durumdayım; Siz siz olun sakın olaki ALLAH’dan Peygamberlik, Mehdilik v.b gibi misyonlar üstlenmeyi istemeyin, dilemeyin!?!

 

Denecektir ki; E Sen ALLAH rızası için yapmıyor musun vazifeni, üstlenmedin mi misyonunu; ALLAH ile olan ilişkimden sizlere ne? ALLAH’ın yapması, yapmaması gerekenler ile sizlerin ki aynı şey mi? Siz Mehdi’ye şahid olmuşlar olarak üstünüze düşeni yapmakla mükellef değil misiniz?

 

Adamın biri diyor ki; “Sen’in kader planına bizlerin müdahale etmeye hakkı yok!”. Gel de cevaplama bu acaip, saçma, cacıktan sinsiliği! Hayırdır; ALLAH ne zamandan beri Levh-i Mahfuz’u Sen’in, sizlerin ellerine verdi? Benim kader planımda ne olduğu, ne olmadığını nereden biliyorsunuz? Benim kaderim, Sizin de kaderiniz olmuş olmuyor mu? Benim açlıkla boğuşmamı, Anam ile birlikte zillet çukurunda debelenmemizi seyretmenizin size faturası olmayacak mı, Bana açlık, yoksulluk çektirmenizin, haysiyetimle oynamanızın size faturası kesilmeyecek mi; ALLAH niye seyrettiniz ya da niye acı çektirdiniz demeyecek mi? Kaldı ki; tüm bunlar için Mehdi olmama da gerek yok.

 

Mehdiyim ya da değilim, sonuç olarak bilgimden, ilmimden istifade ettiniz mi, etmediniz mi; ediyor musunuz, etmiyor musunuz? Peki; ilminden, bilgisinden istifade edebilmek için yıllarca tonlarca maaş v.s ödediğiniz adamlara niye ödüyorsunuz bedellerini?

 

Nankörlüğünüzün bedeli olmayacak mıdır; vicdan rahatsızlığınız sizi eritip bitirmez mi (müşrikler hariç)?

 

Ey Recep Tayyip ERDOĞAN; benim bahçemin mahsulünü satarak afra tafra yapmanının, çalım yapmanın, caka satmanın, saltanat sürmenin vicdanında yarattığı bir rahatsızlık yok mu? Ben görüyorum ki var; var diyorsan nefsine köle olmakdan Kendini kurtarıp gereğini yapmak için Sen’i durduran nedir?

 

Ben hiçbir siyasi lidere ulaşabilecek durumda değilim; hepsinin kapısında bir ton çomar var (meslekleri çomarlık değil, davranışları ile çomar oluyorlar). Kapılarındaki çomarlar ya hiç binadan içeri sokmuyor ya da içeri girmişsem de, usülünce savuşturuyor. En gıcık olduğum ise “konu nedir” diye sormaları; sana ne ulan konudan, sen kimsin; senle görüşeceksem senle görüşürüm, lidere bahsedeceğim konuyu sana niye söyleyeyim, senmisin ki lider?

 

*********

 

Tersi-Yüzü mevzuû:

 

Her insanın yanında bir sağduyu, birde solduyu vardır; sağduyusu kendisidir, solduyusu en yakınındaki kişidir. Sekreteler, özel kalem müdürleri, genel sekreterler, genel sekreter yardımcıları, çaycılar, şoförler; kişiinin statüsüne göre solduyusunun makamları, görevleri de değişkendir.

 

Sn. Deniz BAYKAL şanslı imiş ve belki de bu durum Türkiye’nin şansı; Mehmet SEVİGEN gitti. Dikkatli olun Sn. BAYKAL yeni Sevigenler olmasın etrafınızda…

 

Ey kendisinin uyuşturucu kullanmadığını bilen Siyasi Liderler: Kendinize güveniyorsanız parti teşkilâtlarınızdaki tüm herkesi uyuşturucu kullanıcılığı testlerine tabiî tutunuz. M.Y.Kurulu, parti meclisi, yüksek disiplin kurulu, başkanlık divanı, çaycı, şoför, sekreter, aşcı, kaloriferci v.s her kim var ise parti kapısından içeri girerek, bedelli bedelsiz rol alan hepsini uyuşturucu testlerine tabiî tutunuz. Aksi hâlde Ben ya da bir başka faydalı kişiler o kapılardan içeri sittin sene giremezler. Girmesin zaten diyorsanız, onu bilelim!

 

*********

 

GATAkulli mevzuû:

 

Şimdi; «vatandaş!», ola ki bir biçimde beni teste tutacak olurlar da, bu kokainmanmış derlerse diye tedbiren GATAkulli diye bir tabir tutturdu ki, halk inanmasın, asker-ordu zaten «vatandaş!»a karşı, ona da GATAkulli yaptılar desin diye zekice, kurnazca bir tezgâhın peşine düştü ama başarılı oldu da.

 

Gerçi; Ordumuz için farketmez birilerinin ne dediği, ne demediği. Millet «vatandaş!»a GATAkulli yapıldı dese ne olur demese ne olur; as’lolan sonuçtur.

 

«vatandaş!»a GATAkulli yapacak olan T.C. Ordusu’nun ayağının altına paspas olurum Ben. «vatandaş!»ın kokainman olduğunu keşke GATAkullisiz ortaya koyabilseler ama olmuyorsa GATAkulli ile bile olsa yeğdir.

 

*********

 

Demiştim ya; Ben Liderler’e ulaşamıyorum. Geriye tek seçenek kalıyor adresimle, resmimle ortaya çıkmak. Ya herro ya merro!

 

Öldürmeye gelen öldürmeye gelsin, ondurmaya gelen ondurmaya gelsin!?!

 

Buyrun adresim:

Mesut ULUKAN

Atıf Efendi Cd. 34. Sk. No: 52

Yeni Kıbrıs Köyü / Mamak

ANKARA

 

Saygıyla…

 

cancanBey

 

Anasayfada da resmimi göreceksiniz/görüyorsunuz.

Not: Herhangi bir telefon kullanmıyorum. Parasızlıkdan satmıştım, bir daha alamadım.

Önemli NOT: Şayet öldürülecek olur isem, vebalim en başta Devlet BAHÇELİ’de olmakla birlikte Bana bey’at görüntüsü vermiş olan tüm yakın çevremdekiler ve de Hz. Muhammed (s.a.v.) torunu olduğumu bildikleri halde Bana uzak duran Sûfiân takımının üstündedir.

 

Son NOT: DECCAL denilen şahıs ya Devlet BAHÇELİ’dir ya da Recep Tayyip ERDOĞAN ve ya belki de Deniz BAYKAL, yahut bir başkası; ATSIZCILAR.COM’un ardındaki şahıs her kim ise odur DECCAL ve kanımca o şahıs By RTE’dir.

 

Bir son not daha: M.H.P. ve çevresinin kuşatması ya da korumasındayım. Doğrusunu ALLAH biliyor.

 

Anasayfa

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

5月7日

Sûkûnet ve Huşû ve Dikkat...

.

TIKLA

Anonizma

 

 

Deccal (Uyuşturucu kullanıcıları ve bunların en zeki olanı = Recep Tayyip ERDOĞAN "16.06.2009") ile Ebu Sûfîan (sofular ve sofuların esrarkeşi = Fethullah GÜLEN "16.06.2009") anonizması, Mehdi’nin çıkmış olmasının, Mehdi bekleyenlerde oluşturduğu şaşkınlık, sevinçli telaş hâli ve “Mehdi bir şey demeden bir şey yapmayalım” hâlinin husule getirdiği tereddütlerden çok iyi yararlanarak bir hayli mesafe ka’tettiler.

 

Ve fakat; aldıkları bu mesafe özgüven boyutunu aşıp şımarıklığa da yol açtı, yok olmanın eşiğine gelmiş olmalarının oluşturduğu dirence de.

 

İş bu sebepledir ki; “gemi azıya aldılar”.

 

Tepedekilerin hemen tamamı rüzgara yelken açma telaşında olmakla; kuvvetli rüzgarın tesbiti, teşhisi çabası ile savruldu, hedefsiz kaldılar; her gün çeşitli savrukluklarda yeni bir yöneliş ifade eden çeşitli seslenişlerde ya da söylevlerde bulunmaktalar. Hele de “Köşe Yazarları”mız.

 

Kâh istemle, kâh istem dışı oluşan bu savrukluklar “ANONİZMA”ya yaradı ve âdeta karanlıkta taç giyme törenleri yaşandı. Aydınlık oluştuğunda taç kimin başında olacaktır acaba? Mum yakanların mı? Söndürenlerin mi?

 

Karanlıkların kralları, kraliçeleri bilsinler ki; ALLAH nurunu tamamlayacaktır; Benle ya da Bensiz…

 

*********

 

 

Fethullah GÜLEN, elindeki medya aracılığı ile etrafa gözdağı veriyor; güya Batman’da Hüseyin BULUT isminde bir zat çıkmış ve dini sohbetler yapıyormuş ve fakat ağzı küfürlü imiş; ruh halini yansıtıyormuş, sigara tiryakisi imiş, evinde erotik CD’ler çıkmışmış, cemaatindeki genç kızlarla ahlâksız ilişkiler içerisinde imiş. (TIKLA GÖR)

 

Bir gün evvel de; Yeni Şafak gazetesinin 05.05.2008 tarihli yayınında Ali BULAÇ ile Fethullah GÜLEN konulu röportaj yayınlanmış ve anılan röportajda Sn. Ali BULAÇ Müslümanlık kavramını bölümlere ayırıp, “Nazarî Müslümanlık” diye bir mevhum ortaya sürdükten sonra, F. GÜLEN’in “Fiilî Müslüman” olduğuna vurgu yaparak; “Gülen nazari bir Müslüman değil, aynı zamanda söylediklerini hayatında yaşayan bir insan. İbadetlerinde çok dikkatli. Yanında sekiz gün kaldım bu kadar huşû ile namaz kılındığına daha önce hiç şahit olmamıştım. İnsan hayretler içinde kalıyor. Herkesin bir anlayışı olabilir, bunun meşrû olması için asla ve usûle, Kur'an'a ve sünnete uygun olması lazım. Gülen asla ve usûle, Kur'an ve Sünnet'e uygun düşünüyor ve öylece yaşıyor.” demek sureti ile hem sigara içen, hem sinkaflı konuşan, hem de ibadet ve taatlerde F. GÜLEN gibi yaşamayanların eksik Müslüman olduğuna işaret etmekle F. GÜLEN’e bey’at istemekte, etmeyenlerin sonunun ise Hüseyin BULUT gibi olacağını çağrıştırmaktaydılar.

Eline hûşû ölçeri kim verdiyse!?!

 

*********

 

Bak Hocaefendi; fikri mücahadenin, mücadelenin her türlüsüne varım ama bundan kaçınıp Hüseyin BULUT’a yaptığın üzre faul, ofsayt, korner, taç gibi kuraldışılıklarda elbette ki eline su dökememem. Benim etim budum belli; Anası ile hayatta baş başa kalmış, yalnız, kimsesiz, işsiz, parasız ve 43 yaşına henüz girmiş birisiyim; tek dayanağım ALLAH’dır.

 

Eğer; Senin’de tek dayanağın ALLAH olacak ise; bir biçimde fikri mücahede, mücadeleye varım. Ama faul yapmak yok. Yazacağım, yazacaksın; hepsi bu.

 

Eğer; gerçekten HAKK, hakikat arayışında isen bundan hiçbir şekilde gocunmaman gerekir. Maksat, HAKK’a, hakikat’a erişmek sureti ile mevcudatın esenliği olmalıdır. Kişisel esenlikler, mevcudatın çoğunluğunun yeisde olduğu yerde sahici ve kalıcı olamazlar.

 

Ha kezâ; T.C. Başbakanı Recep Tayip ERDOĞAN’ın eline hiç su dökemem; Devlet elindedir; asar da keser de…

 

Benim Sn. Başbakan’a nâçîzâne tavsiyem bu mücahade, mücadeleye hiç girmeyip sonucu beklemesidir. Ve de; TÜRKLÜK’den elini çekmesi, TÜRKLÜK’ü anlamaya çalışmasıdır. TÜRKLER dünyanın çivisidir; Maaz’Allah bir çıkarsa bu çivi dünya batar; yoksa arzunuz bumudur. Şayet değil ise; ANKARALILAŞMALISINIZ.

 

*********

 

Deccal; kendisinin Deccal olduğunu bilmeyebilir; son derece iyi niyetli olmuş olabilir, kalb-î ihlâs ile ALLAH’a hizmet aşkı ile yanıp tutuşuyor olabilir. Ancak; niyetten ziyade vak’a önemlidir.

 

Ortada istiklâl mes’elesi var ise; niyetin önemi nedir. Hergün birileri T.C’ne ders, akıl veriyor, vermeye kalkışıyorsa; istiklâl mes’elesi yok mudur? İpin ucu puştun, puştların eline geçiyorsa; daha dün bizi boğazlayanların ellerine geçiyorsa; istiklâl mes’elesi yok mudur?

 

Dün bizi boğazlayanların, boğazlamak isteyenlerin bugün bize can katmak, hayat katmak istediklerine neye dayanarak inanacağız; geçmiş geleceğin aynası değil midir?

 

*********

 

Şimdilik bu kadar…

 

Saygıyla…

  cancanBey

Yazı Tarihi: 07.May.2009

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

3月2日

Mehdi'ye akıl vermek! Fe'Süphanallah!!!

.

TIKLA

Akıl benden, ekmek sizden!

 

 

Ya Mehdi oluşuma inanmıyorlar, ki o halde kafayı yemişimdir; dostluğun ve yakınlığın gereği tedavi ettirmektir. Yok; dostluk ve yakınlık söz konusu değil de, ortada riya var ise; o halde, riyadan da vazgeçilip, olabildiğince uzaklaşmak aklın ve erdemin gereğidir.

 

Gelin görün ki; dost ve yakın görüntüsü veriliyorken, Mehdiliğime bey’at edilmiş olunduğu görüntüsünün de husule geldiğini fark edemeyecek kadar, sığ akıllılar tarafından bey’at edilmiş olunması mı kahretsin Ben’i, ve ya etrafımda tedavimi ve her türden ihtiyaçlarımı karşılamak yerine, “Mehdi’ye akıl verme; doğruyu gösterme” hastalığına yakalanmış, sığ akıllı dostlar ve yakınların varlığı mı kahretsin? Çıkın işin içinden !?!

 

Yaklaşık 1,5 yıllık bir zaman diliminde burada çeşitli yazılar yazdım ve yazdığım yazılar çarpıcı karakterde yazılardı; burada yazdıklarımı, yakınımda olması koşuluyla sağır sultan bile duyardı. Yakınımdakilerin burada yazdıklarımdan haberdar olmaması mümkün müdür? Haberdarlar ise; ya deli deyip uzaklaşmak, ya deli deyip tedavi ettirmek, ya da Mehdiliğime bey’at etmek gereği oluşmaz mı?

 

Mecburi yakınlarımı kast etmiyorum, ki onlar, kan ve süt bağı olanlardır.

 

*********

 

Adam’a telefon açıyorum; amade vaziyetde! Adam’ın mekânına gidiyorum; amade vaziyetde! Elime bakıyorum; sıfıra sıfır, elde var sıfır!

 

Üstelik; amade hali ile birlikte akıl vermekten de beri durmuyor!!! Yahu kardeşim; bey’at etmişsen şayet, “tak dediğimde şak” diye takman gerekir; gerekmez mi? Yok eğer bey’at etmemişsen, uzaklaşman ya da tedavi ettirmen gerekmez mi?

 

Dördüncü bir şık daha mı var dediniz!?!

 

Şayet, dördüncü bir şık daha var ise; Sen düşmansındır, deccalsindir ve “düşmanından kaçmak istiyorsan, düşmanının burnunun dibinde gezin” prensibi ile hareket ediyorsundur, “pirincin içindeki beyaz taş” prensibinden hareket ediyorsundur.

 

Başka ne düşünmeliyim, başka ne düşünülebilinir bu durumda söyler misiniz?

 

*********

 

Ben diyorum; açım, ev de ekmek, cebimde de ekmek parası yok; o diyor ki; falan, feşmekan. Ve SUPHANALLAH!

 

Dost isen, dostluk yap (ki yaptığın vakidir, müteşekkirim), değilsen de gereğini yap. Bey’at etmişsen; Mehdi’ye bey’at etmişsin, ki ALLAH adınadır bey’atın; şakası yok, onun gereğini yap.

 

Kafayı yemiş bunlar yahu, ben ne diyim bunlara; zamane müslümanları ancak bu kadar olabiliyor demek ki !?!

 

Mehdi’ye akıl vermek ??? Ne demekdir bu yahu? Mehdi demek, zaten doğruyu bilen, gösteren demek değil midir? E Sen, nasıl oluyor da Mehdi’ye akıl veriyorsun? Nasıl oluyor da şüpheye düşüyorsun? Ya varsın, ya yoksun; hangisi?

Ama sakın aç kalmayın ey insanlar, sakın düşmeyin; aç kalmışsanız, düşkünseniz; ALLAH  da olsanız akıl verirler; ekmek vermezler, iş vermezler, aş vermezler, para vermezler, imkân sunmazlar, sadece akıl verirler, sadece eleştirirler. Gri renkde dururlar hep, ne siyaha geçerler ne beyaza ki, akıl verme ve eleştirme zevkinden beri kalmasınlar. Toklar açlardan akıllı oluyorlar ya !?! Açlar akılsızlıktan aç oluyorlar ya !?! Vay gidi vay!!!

 

*********

 

Bazen öyle bir noktaya geliyorum ki; ölüme yürü diyorum cancan, öl ki, yaşam da ölsün. Ne bana, ne size diyesim geliyor bazen. ALLAH affetsin.

 

Saygıyla…

 

cancanBey

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

1月29日

Ne Musa'ya, ne İsa'ya?

.

TIKLA

 

 

Galiba etrafımda lehime konuşan kimse yok, herkes aleyhime konuşuyor olmalı! Çünki hiçbir işim gücüm rast gitmiyor ve dahi Ben’i gören şeytan görmüşe dönüyor; 3 gün evvel yardım etmeye çalışan, 3 gün sonra anlamsız bir biçimde tutum değiştiriyor! Birilerinden hakkımda olumsuz şeyler işitiyor olmalılar.

 

Varsın olsun, ancak; gücüme gidiyor. Kimin umurundaki? Kim, Ben’den nasıl bir zarar görmüş, kime n’apmışım?

 

İyi yollar açıldı da o yollara girmedim mi? Etrafımda hep kötüler oldu ve kötü yollar açtılar ve Ben bilerek ama istemeyerek de olsa o yollara girdim, çünki başka yol yok du? Kötü yollara girip de kimseye kötülük yaptığım söylenemez, kötülüğüm kendimedir. İyi yollar hiç açılmadıki. Şeytanın yolunda bir rahmani olarak gezdim durdum ve böylece de ne “ne İsa’ya yaranabildim ne de Musa’ya” , Şeytanın askerleri zaten Benim kendilerinden olmadığımı bildikleri ve fakat kendilerine oluşturabileceğim tehlikeyi yok etmek ya da asgariye indirmek ve ha’tta Bana verilecek zararın Şeytanın en sevindiği iş olacağı güdüsüyle hareket ettiler. Ya diğerleri; onlar ise; Kalem Sûresi 51. Âyetde bahsedildiği üzre, “Ve gerçekten o küfredenler o zikri  işittikleri zaman az daha seni gözleriyle devireceklerdi; bir de durmuşlar: "O şüphesiz bir deli." diyorlar.

 

Ömrüm, kıskanılmakla geçti, kıskananların maddî, manevî varlıkları Benden fazla olmasına rağmen hep kıskanıldım. Şu an dahi; karnımı doyuracak param yokken, çay param yokken, kiramı ödeyemiyorken, 42 yaşında ve hâlâ bekârken, işsizken, dünyada anasından başka kimsesi yok denecek durumdayken, bazen izmarite muhtaç kalıyorken yine de kıskanılır mı insan? Evet, kıskanılır, üstelik böylesi bir durumda daha şiddetli kıskanılır; her şeye rağmen ayakta ve her şeye rağmen dik olduğum için. ALLAH’a büyük konuşmuş olmayayım ama bilmiyorlar ki; sadece kafadan ibaret kalsam dahi bildiğim doğruya eğri demem. Bu özgüvenle ilgili bir durum, özgüven ise imanın kuvveti ile ilgili.

 

                                            *********

                                                                                         

 

Günümüzde ambargo ve köle kültürü hangi medeniyetlerde görülüyor? Hz. Hüseyin ve taifesine Kerbela’da uygulanan ambargo değil mi idi? Peki Doğu halklarında ambargo kültürü var mıdır? Ambargoyu yakın tarihlerde uygulayagelen devletler doğu devletlerimidir?

 

Diyeceğim o ki; ne bildiğiniz Mekke Mekkedir, ne de bildiğiniz Kerbela Kerbeladır!!! Keşke daha fazlasını yazabilsem!!! Ama arif olana bu kadarı bile fazla.

 

Şu an; Bana da ambargo uygulanıyor, işsiz bırakılıyorum ve göstermelik olarak yapamayacağım işler öneriliyor v.s. Eee 21. yüzyılda Türkiye Cumhuriyeti hudutlarında uygulanabildiği kadar uyguluyorlar ama sonuç alıyorlar ki; yalnızlaştım.

 

Ruhen teslim olacağım güne kadar stratejilerini uygulayacaklar, Ben ise Anam’dan önce ölmemek adına elimden gelen gayreti göstereceğim ama biliyorum ki olmayacak ve Anam’dan önce feci biçimde öldürüleceğim.

 

Ve sonra ;İnsanlarca hor görüldü, yapayalnız bırakıldı. Acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı. İnsanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüldü, ona değer vermedik. (Yeşaya, 53:3)

O baskı görüp eziyet çektiyse de ağzını açmadı. Kesime götürülen kuzu gibi, kırkıcıların önünde sessizce duran koyun gibi açmadı ağzını. (Yeşaya, 53:7)diyerek timsah gözyaşları dökeceksiniz!!!

 

Saygıyla…

cancanBey

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

1月14日

Nerde o, yoğurdun bolluğu?

.

TIKLA

Gemisini kurtaran kaptan!

 

 

Davacısı olduğum bir davam var, mahkemesini kazandım fakat hâlâ temyiz aşamasında!!! Nisan ayında yerel mahkemece sonuçlandırılan dava, yerel mahkeme kaleminden Yargıtay’a Ekim ayında gönderilmiş, Yargıtay’da da halen sonuçlanmış değil ve dahi bu yılın sonuna ve belki de 2009’a sarkacağından dem vuruluyor!!!

 

Ölme eşeğim, yaz gelecek, yonca bitecek!!!

 

Önceleme dilekçesi vermiştim, kabul görmemiş!!! Bugün yine ilgili Daire Başkanı’na ve üye Hâkimlere, 3 kişi bir arada iken yalvardım, yakardım; 5 aydır kiramı ödeyemiyorum dedim, açım, sefilim, perişanım dedim, 1 Mart’a kadar ev sahibinden süre aldım dedim, o tarihe kadar para ödemem ve evden çıkmam gerekir dedim, “aksi halde öldürülürüm” dedim. “Banane canım, öldürürlerse öldürsünler; sebebi benmiyim?” dedi!!! Sebepsiniz diyemedim, sebep değilseniz bile önleyebilme durumunda iken önlemeyerek vebal paylaşmış olacaksınız diyemedim, demedim, çünki lâftan anlayacak insan zaten yukarıdaki sözü etmezdi ve ha’tta iyice gerilerek kazanacağım davayı bile kaybettirirdi!!! Üstelik; önlemesi için kurşunun, bıçağın, palânın önüne geçmesi gerekmiyor, bugüne kadar çoktan sonuçlanması gereken davaya bakması gerekiyor ama herkes suçu birbirinin üstüne atıyor!!!

 

Ne günlere kaldık HAKK?

 

Kıyamet kopacakmış, insanlar firavunların, tiranların, kayzerlerin, titanların kölesi durumuna gelecekmiş, doğa; hayvanı ile, böceği ile, bitkisi ile intikam alacakmış; herkes aklını başına almalıymış. TÜRKLÜK bitiyormuş, İSLÂM bitiyormuş; bunlar biterse cahiliye dönemine dönülürmüş, dünya kan, revan içinde kalırmış, zulüm artarmış!!!

 

Kimi kurtarıyorsun Sen cancan efendi; kendini kurtar canını kurtar, ananı kurtar; kimi kurtarıyorsun? Bu kendilerinin zalimlerini, kendilerinin mazlumlarını mı kurtarıyorsun?

 

*********

 

Bir diğeri de diyor ki; “Mezhepleri kaldırıyorsun ama yerine mezhep ikame et v.s”

 

Nerde o yoğurdun bolluğu ya ? Ben canımın derdinde iken, sizler bir eliniz balda, bir eliniz yağda; İSLÂM satarken, TÜRKLÜK satarken, Hoca Ahmet Yesevî satarken, Ben birde Size mezhep mi kuracağım? Üstelik; mezhep gerekliliği nereden hasıl oluyor onu da anlamış değilken. Sanki; mezhep olmayınca din olmuyor, mezhepsiz olunca kul olunmuyor, Müslüman olunmuyor; illaki şablon lâzım; e tamam şablonda var; KUR’AN.

 

E efendim KUR’AN’da namaz yok v.s yok. Yoksa yoktur!!!

 

Banane kardeşim, banane!!! Beni kim kurtarıyor? Ben ALLAH rızası için, ALLAH sevgisinden daha çok nasiplenmek için elimden geleni yaptım. Bu saatten sonra dünya yanmış, yakılmış, yıkılmış; umrumda değil. Beni kim kurtarıyor; hani akrabalarım, hani dostlarım, Ağabeylerimin dostları neredeler, nerelerdeler? Herkes bi çeşme başını tutmuş, küpünü dolduruyor, çocuk everiyor, torun torba sahibi oluyor. Benim evim yok, işim yok, aşım yok, eşim yok, çocuğum yok, torunum yok, geleceğim meçhul.

 

VE BELKİDE DÜNYANIN EN ACILI ÖLÜMÜ İLE ÖLDÜRÜLECEĞİM, HEM DE NİÇİN BİLİYORMUSUNUZ; SİZLERİ KURTARMAK İÇİN KARŞISINA GEÇTİKLERİM; ÇIKARLARINI ZEDELEDİKLERİM İÇİN. EGE GİDİYORDU, TÜRK-KÜRT SAVAŞININ EŞİĞİNDEN DÖNÜLDÜ. VE SAİRE…

 

*********

 

Bir başkası ise, Kendisini Mehdi, Mesih tayin eder biçimde konumlandırmış. Ve ha’tta diyor ki; “Mehdi’yi aramayın, İSLÂM BİRLİĞİ sağlanmışsa Mehdi vardır, yoksa yoktur!!!

 

Mehdi nasıl yapacak o işi? Mehdi Cumhurbaşkanı mı, Başbakan mı? Ki olmamasına rağmen hamdolsun ALLAH’a ki yine de iç birliği % 90 oranında sağladı bundan sonrası kendiliğinden gelişecek.

 

E peki, Senin derdin ne? Peygamber demiyormuydu ki “Sizden O’na kim yetişirse, kar üzerinde sürünerek dahi olsa gelsin, O’na katılsın.Zira O Mehdi’dir.”. Ve üstelik şemailini tarif etmiş v.s. Niye peki; gidin ve ona omuzdaş olun diye demiş. Ben birliği sağladıktan sonra Sen, sizler Benim yanıma gelseniz n’olur, gelmeseniz n’olur? Haa; gelinmesinin önüne geçmeye çalıştığına göre; Senin DECCAL olduğunu mu düşünmeliyim? Zaten hiç gözüm tutmamıştı Seni!!! Sana diyorum Sana, Harun Yahya / Adnan OKTAR / Adnan Hoca!!!

 

Deccal, Süfyan işbirliği, güçbirliğini de kurdunuz Fethullah efendi ile, oh ne âlâ!!! İkiniz birlikte D.P’ye Süleyman SOYLU’yu Genel Başkan da seçtiniz, üstüne baklava da istermisiniz?

 

Partiler üstü tabiri vardır ya, bu Adnan OKTAR da resuller üstü oluyorlar!!! Vay beee!!! O, şudur diyecek, ya da Mehdi çıkmış diyecek, insanlar Mehdi arayacak, demezse “yandı gülüm keten helva” !!!

 

DEVLET LAİK YA; BENİM HZ. MUHAMMED SOYU, RESULLULLAH’IN TORUNU OLDUĞUMU BİLDİĞİ HALDE AÇIKLAMIYOR, SANKİ; LAİKLİĞİNE HALEL GELECEK!!! AMA REDDETMEYEREK, ZIMNEN KABUL EDİYOR…

 

Sanıyormusunuz ki, burada yazılanlardan DEVLET’in haberi yok? Sanıyormusunuz ki, Ben burada yazılanları DEVLET’e haber vermedim? Sanıyormusunuz ki, olagelen gelişmelerle burada ki yazılanların örtüşmesi birer tesadüf?

 

Burada yazdığım bir çok yazıyı ve sitenin adresini gerek Cumhurbaşkanlığı’na, gerek Genel Kurmay Başkanlığı’na, gerek bir vesile ile Başbakan’a ve gerekse de Parlementerlere e-posta yoluyla gönderdim ve bu yazıyı da göndereceğim. ha’tta MSN messengerımda 4 tane parlementer kayıtlı ama hiç görüşmedik; diyeceğim şu ki; Mehdi değilsem deliyimdir, gereğini yapsınlar yok mehdi isem, hadi mehdilik bir tarafa Peygamber torunu isem, onun gereğini yapsınlar ama Ben Size söyleyeyim ikisini de yapmayacaklar ve Ben yeryüzünün en acılı ölümü ile öldürüleceğim belki (ALLAH bilir).

Kimin umrunda; herkes kesesinin, kasasının, huzurunun, keyfinin derdinde. Mehdi çıkmış kimene, Mesih çıkmış kimene!!! Vur patlasın, çal oynasın.

 

Saygıyla…

 

cancanBey

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

12月26日

Fodulların dünyası.

.

TIKLA

Nefis denen şu mered!

 

 

Bir hasta düşünün; "Hem kel, hem fodul."

Dünya her geçen gün biraz daha cadı kazanına dönüyorken ve hele de Ülkemiz, bölgemiz bundan daha çok nasibini alıyorken, bizim "bulunmaz hint kumaşı" ndan müteşekkil yöneticilerimiz, kaf dağından inmemek adına hâlâ Ben'i görmemezlikten, duymamazlıktan geliyorlar.

Be kardeşim; varsın koltuklar, makamlar altınızda duruversin ama be biraderim dünya elden gidiyorken makam mı kalır elde, koltuk mu?

İlaç elinin altında duruyor ama Ben bu ilacı kullanmadan iyileşeceğim diyen hasta durumundasınız. Hem kelsiniz hem de fodul. Bu ne kibir yahu, bu ne ego, bu ne nefisdir böyle?

İnsan, en azından, şu vatandaş yanımda, yakınımda olsun der. Yahu Ben sizden dünyayı mı istiyorum, Ülkeyi üzerime mi tapulayın diyorum? Herkes gibi, Benim midemin kapasitesi de 3 aşağı 5 yukarı Sizlerinki kadardır. İnsanın

ihtiyaçlar hiyerarşisi

bellidir, ki nefsimi olabildiğince yenebildiğim için, Sizlerin ki kadar talebim de yok. Yaşamak ve yaşatmakdır Benim hiyerarşim. Bi lokma, bi hırka. Gerisi Sizin olsun; Kaf dağlarıda sizin olsun, makamlarda, koltuklarda; Sultan Süleyman'a kalmayanların peşinde mi olacağımı sanıyorsunuz?

Tez elden Benden faydalanın, yoksa gümbürtüye gidiyorsunuz, haberiniz ola.

Saygıyla...

          cancanBey                                          cancanBey

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem

9月18日

Sen utan ey T.C

Herkesin çektiği sıkıntı kendi çapıncadır; herkesinki kendine göre ağırdır. Kim ne kadar anlar başkalarının sıkıntılarını, bilinmez.

"Sen utan T.C." diye başlık attım ki; Bizi emanetine alan Sensin ve bu emanete gereğince sahip çıkmayan da Sensin. Sen, sadece ve sadece Bizlerden yararlanmak için Bizi sahiplenmişsin; aklımızdan, zekâmızdan, ilmimizden v.s hasletlerimizden yararlanmak için. Gerçi onlardan yararlanmayı da bilememişsin çoğu kere.

Ben, Kendimi bildim bileli sıkıntılı, çileli, dertli, gaileli, yoksul, itilmiş, kakılmış ve sürekli hak kaybına uğrayarak hak mücadelesi veren ve yanısıra da Vatanının, Devletinin, insanlığın sorunlarına kafa yoran, çözüm geliştiren ve bulduğu çözümleri hayata geçirmek için didinen bir Ailem oldu. Ve şimdi o aileden Ben ve garip Anacığım kaldık. Durumumuzda gerileme var, ilerleme halen yok. Her geçen gün daha aç, daha sefil, daha perişan hale geliyoruz.

Emanet edildiğimizi sandığım (!) derin görevlilerin oyuncağı konumundayız âdeta, Biz açlıkla, yoksullukla pençeleşiyorken Bizden sorumlu olanların sahte üniversite diplomalısı Bizi idare ediyor aklınca. Salkım yutmaktan fırsat bulamamaktan ötürüdür galiba ha bire talkîn veriyor. E gerçi normal; devekuşunu serçeye emanet edersen olacağı budur ey T.C. !

İşsizim ey T.C. Açım ey T.C. Kiracıyım ey T.C. Cebimde çay param yok ey T.C. Komşuların gıda desteğiyle yaşıyormuş gibi yapıyoruz ey T.C.

SEN UTAN EY TÜRKİYE CUMHURİYETİ: Hz. Muhammed neslini süründürüyorsun. Sahip çıkmayacak idi isen neden aldın emanetine?

Saygıyla...

cancanBey

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

 

6月26日

Mehdi ve Mesih Hk...

.

Messiah

Mehdi ve Mesih

 

 

Ankara 1. No.lı Seçim Çevresi Bağımsız Milletvekili Adayı Mesut ULUKAN İslâm Âlemince hararetle beklenen Mehdi (a.s) ‘dir.

Tıklayarak yazılanların eskiden yeniye doğru, sırası ile tamamının okunmasından sonra sözlerimin doğruluğuna duyacağınız şüphenin yok olduğuna tanık olacaksınız.

 

Saygıyla…

 

cancanBey

Anasayfa

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Directory of General BlogsReligion Blogs - Blog Top SitesDirectory of Philosophy BlogsTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

© Ahir Zaman ( Son Çağ ) & Ashab-ı Kehf & ERGENEKON       

© Deccal  

© Mehdi & Mesih     

© KIYAMET    

© Süfyaniler   

© Bana dair...               

© M.H.P. & Ülkücüler & Milliyetçiler   

© Gazeteci & 301. Md.   

© Fa'iz  

© TÜRK Gücü     

© Dua     

© Gündem