|
|
8月24日
| .
|
|
|
|
|
|
|
Dağ Gibi Yiğit
TUNGA
|
|
Deccal partisi olan MHP’yi iyi gözetleyin, çünki acâ’ib yumurtalar yumurtlayacak; yumurta gibi oğlanlar sunacak ortalığa ve üstelik, çıkaracakları oğlana Mehdi diyecekler!..
Deccaller kozlarını oynuyorlar, kozları bitince ne oynayacaklar merak ediyorum; çifte telli olabilir mi?
Yeni bir tane Genel Başkan adaycıkları var; Ahmet Reyiz YILMAZ nâmı ile ma’rûf: nerden çıktı öyle patadanak? MHP gibi partilerde şapadanak, patadanak çıkamaz öyle kimsecikler, çıkmışsa çıkarılmışdır. Kime karşı çıkmış olabilir, Mehdi’ye karşı mı acaba?
Ben, MHP’ndeki uyuşturucu ile tanışmamış, uzak yakın ilgisi olmamış, tertemiz vatan evlâtlarına diyorum ki; “Kendinizi orada, şuna - buna, şeytanlara kullandırtmayın. Tez elden ilginizi alâkanızı kesin o câmi’adan. Tertemiz MHP’liler sizin yeriniz HEPAR’dır.”
Mehdi’yi, ya’nî Bendeniz’i koruyormuşcasına kuşatma ve baskı altında tutan MHP’dir. Ve ama CHP’lilerin zaten Mehdilik, Mesihlik gibi müesseselere inancı yoktur. HEPAR ile hiçbir illiyetim bağım yok, sadece ve sadece Sn. Osman PAMUKOĞLU’nun sâfîâne vatanseverliğine ve idealistliğine vurgunum ve ayrıca kadrosunda yine kendisi gibi idealist TÜRKÇÜLER bulunmaktadır ki, örnek Anıl ÇEÇEN Beyefendidir.
Sn. Osman PAMUKOĞLU’na nâcîzâne tavsiyem Sn. M. Hulki CEVİZOĞLU ve Sn. Cenk TOZKOPARAN Beyefendiler’i de hemen, bir an önce yanına, HEPAR safflarına almasıdır. Yine; Sn. Kazım MİRŞAN, Sn. Halûk TARCAN, Sn. Turgay TÜFEKÇİ gibi isimlere de Danışma Kurulu ya da Politika Belirleme Kurulu gibi bir yapılanma içerisinde yer vermelidir.
TÜRKİYE ve TÜRKLÜK, artık kamburlarından kurtulmalıdır, vakti gelmiştir. İdeallerin realize edilme vakti gelmiştir. Bu ülke dinci şaklabanlardan da, etnikçi - bölücü şaklabanlardan da ve her türlü şaklabanlığın üretim merkezi konumundaki uyuşturucu ve uyuşturucu mubtelâlarından da artık kurtulmalıdır.
Bu hedefler sadece TÜRKLÜK’ün hedefleri de değildir; tüm insanlık artık kara belâlarından kurtulmalıdır.
*********
Geçenlerde İRAN İslâm Cumhuriyeti’nin, dînî lideri Ali HAMANEY “…Mehdî geliyor, ordularımızı birleştirelim…” ve “…Mehdî’ye ABD ile İsrail karşı çıkabilir, O’nu koruyalım…” kâbilinden bir şeyler söylemişti; gazetelerde manşetdi; Mehdî’ye karşı çıkacak olan ne ABD olur ne de İSRAİL, bi’l’aks Mehdî’ye karşı çıkan ve çıkacak olan İRAN ve bağlamındaki ülkeler olur, Arap’lar olur. Çünki; Mehdî’ye karşı çıkan ve çıkacak olan “uyuşturucu bağlıları”dır. Bahse konu Ülkeler ve kavimler “uyuşturucu bağlıları”nca oluşturulan, yönetilen ülkelerdir. Yüce dinimiz İSLÂM ve diger tüm Peygamber Dinleri bunların ellerinden, dillerinden çekti her ne çekti ise.
Dinleri deforme, dejenere edenler, Dinleri nefislerine uygun hâle getirenler, Dinleri çıkarları, saltanatları uğruna şekillendirenler en başta sizlersiniz ey Ferisiler ve ey Araplar.
Ama; Araplar tümü ile bu kapsamda değillerdir; çokçası uyuşturucu illetinden çokdan kurtulmuş ve yahut yanına hiç uğramamış topluluklardan muteşekkildirler. Eğer Ferisilerin yanında saff tutarlarsa da kendileri bilirler!
*********
Mücadelem uyuşturucu illetine ve bu illeti insanlığın başına belâ edenlere karşıdır. TÜRKLÜK’ün de, insanlığında kurtulması gereken belâ budur. Kürtler’i de, Arapları’da, Ferisiler’i de, Sadukiler’i de, Soğdanlar’da v.s bu belâdan kurtarmalıyız. Yeryüzündeki tüm kavimleri, tüm insanlığı bu belâdan kurtarmalıyız.
Hayatı cehenneme çeviren, akı kara yapan, kötülüğü, ahlaksızlığı, günahı, ayıbı üreten bu belâdan ve bu belâya sahip çıkan Devlet ve kavimlerden artık kurtulma zamanıdır.
Yok öyle yağma; biz yapacağız, siz bozacaksınız, biz üreteceğiz, siz çalacaksınız…
Şimdilik bu kadar.
Saygıyla…
cancanBey
Not: Sanmayın ki, Alp Er Tunga’nın öldürüldüğü günü bilmiyorum!
◙ Anasayfa
    
|
7月25日
| .
|
|
|
|
|
|
|
Taklîdim şimdi ne yapacak?
|
|
Gâlibâ, elimden geleni yaptım; eksiğim, yanlışım olmuştur, hiç şüphesiz. Hataya zorlandığım, yanlışa sürüklendiğim oldu, olmuştur. Karşımda saff halinde dizili deccal ordusu var çünki. Esrarkeşler saff halindedir, dünyanın bir ucundaki bir esrarkeş, bir başka ucundaki esrarkeşi tanır ve otomatikman paslaşırlar diğer saffa karşı. Buna mukabil uyuşturucu kullanmayanlar saff hâlinde değillerdir. Kendi aralarında ayrılabildikleri kadar ayrılmışlardır; ayrılabilinecek kadar da ayrılırlar. Onları ayıran ise esrarkeşlerdir.
Aksilik bu ya; esrarkeşler birbirlerini tanıya da bilirler iken, karşı saffdakiler esrarkeşleri tanıyamazlar ve bu nedenle de etkiye, nifâka, fitneye açıkdırlar. Esrarkeşleri tanıyamadıkları için bir saffda da bulunamazlar, kalamazlar. Meselâ döğmeliler içerisinde esrarkeş olanlar da vardır, olmayan da. Mesela sakallılar içerisinde, bıyıklılar içerisinde, avukatlar, savcılar, hakimler, askerler, polisler, yeşil – mavi – elâ – siyah – kahve gözlüler içerisinde esrarkeş olanlar da vardır olmayan da.
Bu durumda yapılması mümkün olan tek seçenek var ki, o da, kayıtsız ve şartsız TSK’nın, yani şanlı ve yüce ordumuzun yanında saff tutmak. Ordumuzda da esrarkeşler var ise de parmakla gösterilecek sayıdadırlar. Ordumuz olağan dışı hâllerde damgalı, façalı, döğmeli erâtına karşı takınılacak tutumu da belirlemiş olmalıdır.
Esrarkeşler şu anda hanîflerden önde gidiyorlar; hanîfler dezavantajlı durumdadırlar. Esrarkeşler Bendeniz’i öyle ya da böyle, bir biçimde kendi aralarında tutabilmek adına ne gerekiyorsa yaptılar, yapıyorlar. Kendilerinden olmayanlara karşı Bendeniz’in Mehdi & Mesih olmadığına iknâ etmiş olmalılar ki, halen aralarında tutsağım.
Üzgünüm ki, gerek CHP, gerek ise de TSK el’ân imdadıma yetişebilmiş değillerdir. Oysa; Benim yenilgim onların yenilgisi, onların yenilgisi ise Benim yenilgim olacak; iyiler kaybedecek.
Oysa; gerekli olan tek şey, Benimle yüzyüze görüşmekten ibâret, Benimle irtibâta, temâsa geçmek. Ama yok; olmuyor, olamıyor. Esrarkeşler bizi bir araya getirmemek için neler yapıyorlar ise, başarılı oluyorlar.
Bu durum ise, iyilerin, medeniyyetin, çağdaşlığın, güzelliğin, naîfliğin, mûnisliğin, ma’sûmiyyetin, hanîfliğin yenilgisine yol açacak.
Koşar adım iç ve dış çatışmaya sürükleniyor Ülkem’in insanları. Hergün, yeni bir kamplaşma, bloklaşma, cepheleşme oluşuyor ve her bir cephe yek diğerine karşı diş biliyor. Esrarkeşler ise ellerini avuşturuyor bu duruma karşı. İktidârı kucaklarında bulacaklar.
Çok kan akacak, yaşlı, genç, çoluk – çocuk, kadın – kız demeden alabildiği canı alacak, oluşacağı hissedilen ortam. Umarım hiçbir şey olmaz ama öyle görünmüyor.
AKP, iktidârdan düşersem yanarım diye düşünüyor ki, isâbetli bir düşünce bu; yanarlar. Çünki, çok can yaktılar; bir sürü adamı haklı – haksız, suçlu – suçsuz cezaevlerine tıktılar, iktidârları boyunca bombalar, mayınlar, silahlar patladı ve çok can kaybı yaşandı. Bunların hesabının sorulacağı korkusu taşımamaları normal olur mu?
CHP ve tarafdârları en çok canı yanan cephe ve fakat en sâf, en merhametli, en uygar cephe.
MHP ise çaktırmadan AKP’ye omuzdaş oldu, yol verdi, yön verdi ve zaten cumhuriyet, medeniyet gibi bir kaygıları da yokdu, hiç olmamışdı. Esrarkeşlerin iktidârından başka bir dertleri yok, ya’nî kendilerinin iktidârı. AKP’ye omuzdaş olmalarının sebebi de zaten, Recep Tayyip ERDOĞAN’ın da esrarkeş ya da kokainman oluşudur, ya da Abdullah GÜL’ün.
Muslimânlık kaygıları falân palavradan ibaret, hiç birisi hanîf muslimânlık falan yaşamıyor. Muslimânlık burada bir araç ve her ne kadar İslâm ile ilgisizler görüntüsünde iseler de ve hattâ kendileri de İslâm’dan uzak duruyorlar iseler de asıl İslâm’a en yakın hâli cumhuriyet kuşakları, tarafdârları, laikler, laiklikciler yaşıyor. Laiklik İslâm, İslâm laiklikdir zaten.
As’lolan yardımlaşmak, paylaşmak, paslaşmakdır, nezâhettir, zarâfettir, nezâkettir; uygarlığa delâlet eden her ne var ise İslâm’a da delâlet eder.
Neyse; belki yaşayacağım ve ya belki de ölecek – öldüreleceğim ama şurası kesin ki artık Bendeniz buralara yazı falan yazamayacak ve de yazmayacağım. Yazarak ha’lledebildiğim bir şey yok, tam aksine buraya yazdıklarımın işine gelenlerinin aynını, işine gelmeyenlerinin ise tam zıddını uygulayarak mesâfe elde etti Recep Tayyip ERDOĞAN ve şûrekâsı. Daha fazla, yazarak, onlara istemeden hizmet etme durumundan sıyrılmam gerektiğine kâniyim. Başka türlü olmayacak çünki.
Durum her açıdan aleyhime işledi, işliyor ve görünüyor. Bu durumdan çıkabilmemin tek yolu TSK’nın, şanlı Ordumuz’un şanlı elini uzatması ve Ben’i karşılarına alıp dinlemeleri olur. Ama bugüne değin buna imkân vermeyenler yine vermeyeceklerdir. Yaşanacaklar yaşanacak; ALLAH hay’ra çevirsin.
Dediğim gibi; esrarkeş, kokainman v.b değil iseniz şayet, hangi tandanstan, kökenden geldiğinize bakmaksızın TSK’nın yanında saff tutun. Ve yanısıra içerinizde esrarkeş, kokainman v.b gibilerin olacağını ve fitne, nifâk peşinde olacaklarını da bilin. Gözünüzü kapatıp, vesveselere de kulağınızı tıkayıp TSK’nın emrine girin.
Saygıyla...
cancanBey
◙ Anasayfa
    
| 12月27日
| .
|
|
|
|
|
|
|
Bulacaksın da ne olacaksın?
|
|
Anlaşılan o ki; ortalık karışacak: E, tabîî ki yazık olacak. Ama yapılacak çok şey de yok; egolar coşmuş, benlikler ön almış; herkes kendisine, kendisini isbât çabasında.
Meğer ne kadar çok aşağılık duygusunda imişiz; herkes isbât peşinde kendisini; kime; kendisine! Ben yaptım, becerdim, oldum diyecek ya!!! Breh breh breh!
Ne oldun peki sen? Seni yendim diyecek ya; yendin de ne oldun? Hiiiç; yendim bu yetmez mi? Yâ hû yendin de ne oldun? Diyecek ki galip oldum; galip oldun da ne oldun?
Ulan ALLAH olacak değilsiniz ya, olabilecek değilsiniz ya! Neyin peşindesiniz? Kardeş kardeş yaşayın işte; rahatlık mı depdi sizi? Kiminiz Kürt diyorsunuz, kiminiz Türk, kiminiz İslâm, kiminiz Laiklik, kiminiz Che Guevera, kiminiz Çatlı, kiminiz ateist, kiminiz paganist, kiminiz satanist, kiminiz şaman, kiminiz yaman, kiminiz Atsızcı, kiminiz Türkeşçi, kiminiz demokratik sol, kiminiz sosyal demokrat, kiminiz tutucu, kiminiz devrimci; çeşit çeşit kokuda çiçeklersiniz, böceklersiniz; birbirinizi sonra çok özlersiniz; demedi demeyin!!!
Herkes kılıçlarını çekmiş, bileyliyor. İlahî kıvılcımı bekliyorlar; kıvılcım çaktı mı, “anında görüntü olacak” gibisiniz âdeta; buradan öyle görünüyor, başka yerlerden farklı mı görünüyor, bilmem. Bana öyle geliyor ki; 2009 yılında petrol karşılığında kan isteyecek dünya gezegeni sizden ve olabildiğince de alacak ama yazık olacak.
Döğmeli (damgalı/façalı), döğmesiz (damgasız/façasız) mücadelesi yaşanacak nihayetinde; bakalım döğmeliler mi galip gelecek döğmesizler mi?
İnşa’ALLAH yanılırım da hiçbir şey olmaz ve kardeş kardeş geçinip, gülüp oynarsınız. Bence böyle yapın.
Ben egemen olacağım diyor her grup; egemen olunca ne olacaksın, mareşal mi? Mareşal olunca ne oluyor; ölmüyor musun? Kral olunca, şah olunca, padişah olunca, sultan, han, bey, ece, leydi, prenses olunca ölmüyor musunuz?
Altın soslu som balığı yiyen ile, soğan ekmek yiyenlerin kıçından farklı şeyler mi çıkıyor ve bu çıkan şeyler aynı kanalizasyonda kardeş kardeş gezinmiyorlar mı? Birbirine üstünlük mü taslıyorlar orada! İkisi de bok sonuçda ve buluşacakları yer kanalizasyon. Kral ile soytarısı toprak olmuyor mu; biri killi, biri humuslu toprak mı oluyor? Sonuçda toprak olmuyor musunuz? NEYİN PEŞİNDESİNİZ ULAN?
Biri ben kıllıyım diye övünüyor biri kılsızım diye, biri yeşil gözlüyüm diye, biri mavi gözlüyüm diye, biri esmerim diye, biri beyazım diye; soğuk ve karlı dağlar yaşayanlarını kıllı yapar, göl, dere, bağ, bahçe, orman civarı yaşayanların gözü yeşil olur, deniz etrafında yaşayanların gözü mavi olur, güneşi az gören memleket insanları beyaz tenli ya da sarışın olur ve saire; övünecekseniz yararlılığınızla övünün, bütüne kattığınız artı değerlerle öğünün; hanginiz bir fidan dikti?
*********
Şu internet kahpeliğine de bir son verin: fikirler özgür olsun; âmennâ. Ama fikrin sahibinide bilelim ki sağlıklı değerlendirme imkânımız olsun ve böylece kimse kalleşlik, kahpelik yapamasın; kuyuya taşı atanın kendisi çıkarsın taşı, bizi uğraştırmasın – kan dökmesin.
Sanal Türkiye %90 civarında gecekondulaşmış, âdeta; kimin hangi arsaya hangi zamanda hangi evi kondurduğu belli değil. Pat diye birileri bir isimle site açmış; veriyor, veriştiriyor; freni patlamış, ayarı kaçmış; şizofren midir, paranoyak mıdır, keş midir, alkolik midir, in midir, cin midir; belli değil?!?
Sanal coğrafyamızı bilelim ve bu coğrafya da “Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü” olsun. Devlet kavramı sanaldır, zihinseldir. Zihinde var olmayan gerçekde var olamaz. Sanal âlem Devlet’i ele geçiriyor; geçirsin mi?
Niye “sanal / mevhum” olsun ki, biz paranoyak mıyız, şizofren miyiz?
Türkiye’den “.tr” uzantısı olmayan sitelere erişim olmamalı ki, ak koyun kara koyun belli olsun: adıyla, sanıyla internetin tapu dairesine gidip sitesini kursun yüreği varsa ve kuracakken de sağlık raporu falan aransın ve de yılda 1 kez raporunu ibrâz etsin.
Öyle kafasına göre bir mahlas / rumuz alıp girememeli IRC serverlara, bloglara, e-posta servislerine falan.
Marketing yayın yapan sosyal ağlar falan, P.T.T ya da benzeri kurumların birine distributorlük versin ve ücreti karşılığında üye olunabilsin bu tip hizmet sunularına.
“Ben yaptım oldu” demek var mı yâ hû? Medeniyet diyeceksiniz ve fakat buna mukâbil her şey kuralsızlık kuralına tabîî olacak; olur mu? Din demek kural demek, yasa demek; kural yapan ve yaptıkları kurallara tabîî olanlara Medenî deniyor; kurallılığa da Me”DİN”e / şehir deniyor.
Kurallar, bütünü gözeterek, sürdürülebilirliliği gözeterek yapılır; bütünün sürdürülebilirliliği. Mevcud durumda ise bütünsel delilik, paranoya, şizofreni sonrasında, bütünsel intihar gelir; belki de CERN bunun adıdır!!!
Neyse; âriflere târif gerekmez.
ALLAH yâr ve yardımcımız olsun.
Saygıyla…
cancanBey
◙ Anasayfa
    
| 10月5日
| .
|
|
|
|
|
|
|
Durma Vur
|
|
Durma, Avrupa, durma, kibrini arttır!
TÜRKLÜĞÜN başına hakaret yağdır!
Uyuyan bu kavme bu zillet azdır,
Vur, eski kölesi, uyandır O'nu!
Bırakma uyusun, uyandır O'nu!
Bu Yurd'un haznesi O'nun elinde;
Fakat anahtarı senin belinde,
Kalmış aç ve garip, kendi ilinde;
Vur, eski kölesi, uyandır O'nu!
Bırakma uyusun, uyandır O'nu!
Zorla O'nu, yeni revişe girsin,
Gemi yapsın, alış - verişe girsin,
Fabrikalar açsın, her işe girsin;
Vur, eski kölesi, uyandır O'nu!
Bırakma uyusun, uyandır O'nu!
Sıkıştır ki ordu, donanma yapsın,
Garp'te ne terakki görürse kapsın,
TÜRKLÜĞÜ tanısın; TANRI'ya tapsın,
Vur, eski kölesi, uyandır O'nu!
Bırakma uyusun, uyandır O'nu!
Zannetme, yaptığın hoşa gitmiyor,
Terakkimiz koşa koşa gitmiyor,
Emin ol, emeğin boşa gitmiyor;
Vur, eski kölesi, uyandır O'nu!
Bırakma uyusun, uyandır O'nu!
Ziya GÖKALP
◙ Anasayfa
    
|
| .
|
|
|
|
|
|
|
«Türk Gücü»'ne
|
|
Yüce TANRI'm niçin Ben'i içli yarattın ?
Yahut neden kaygısızlar içine attın ?
Derdim yokken niçin Bana derman arattın ?
Ben, derdimi gösterdiğin dermanda buldum.
Verdin Bana tılsımlı bir sır kutusu,
Açtım, o dem hayâlimin kaçtı uykusu;
Başkalaştı benliğimin bütün duygusu;
Ayılınca, Kendimi bir hicranda buldum.
Fısıldadın kulağıma derinden derin
Çok nükteler; anlamadı aklım hiç birin.
Rûhumda mı, semada mı, nerdedir yerin ?
Ne zeminde SEN'i, ne zamanda buldum.
Varlık nedir sormaksızın, yaşanmaz mıydı ?
Bu sırrını fâş etseydin ruh kanmaz mıydı ?
Gönül uyur olsaydı hiç uyanmaz mıydı ?
Gözlerimi bir dağılmaz dumanda buldum.
Yıldızlara baktım, SEN'den haber görmedim;
SEN'i arar iken bilsen neler görmedim;
Yeri kat kat süzdüm, SEN'den eser görmedim;
Bir vicdanda SEN'i, bir de KUR'AN'da buldum.
Hakikatın yüzündeki siyah duvağı
Açamadım, tutamadım kaçan arağı,
Teslimlikte, ferâgatte gördüm ferağı;
Aman talep edip, onu îmanda buldum.
Hayat yolu uçurumlu, dağlık, kayalık;
İradede azimsizlik, güçte yayalık;
Vicdanımda ne kuvvet var derken, mayalık,
Bu kuvveti canda değil, cânanda buldum.
Cânan kim, o bir, gözlere görünmez peri,
Bir Ay'dır ki gönüllerde parlar izleri;
Gök yüzünde arar iken Ben o dilberi,
Onu gökte değil; yerde, TURAN'da buldum.
Ziya GÖKALP
◙ Anasayfa
    
| 5月3日
| .
|
|
|
|
|
|
|
HAKK'a rehberdir Bozkurt.
|
|
Bugün 3 Mayıs, yani TÜRKÇÜLER günü. Türkiye’de gözü olanların titrediği gün. Şeytan’ın titrediği gün. Zalimin titrediği gün. Arsızın, hırsızın, katilin, soysuzun, kötülerin ve hatta kötülüklerin titrediği gün.
TÜRKÇÜLÜK dendiğinde titreyenlere, irkilenlere hem acıdığımız ve hem de güldüğümüz gün.
HAKK’ın erleri TÜRKLER’in günü bugün. HAKK’ın ayetlerini, emirlerini, yasaklarını kanlarına, genlerine, D.N.A’larına işlediği kulları, yani TÜRK’ün günü bugün.
TÜRK’ün herhangi bir kutsal denilen kitabı okumasına gereksinimi yok, o kitaplarda yazılmış ve hatta yazılmamış her ne var ise HAKK’a dair, bilinmelidir ki TÜRK’ün kanında yazılıdır.
Son zamanlarda TÜRKÇÜLÜK dendiğinde hemen bir karşı çıkış ve ırkçılığın, kavmiyetçiliğin, soyculuğun KUR’AN ve Hz. Muhammed (S.A.S) tarafından men edildiği falan söylenir oldu ama her nedense sadece TÜRKÇÜLÜK lafı açıldığında söylenir oldu, yani ve sair ırkların ırkçılığı serbest ama TÜRK’ün ırkçılığı yasak!
Bakın KUR’AN soyculuk üzerine neler demiş;
AHZÂB SURESİ: 6-Peygamber, mü'minler nazarında kendi canlarından daha önce gelir; hanımları da analarınızdır. Akraba da Allah'ın Kitab'ına göre birbirlerine, öteki mü'minlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarımıza uygun bir vasiyet yapmanız müstesnadır. O Kitapta yazılı bulunuyor.
NİSA SURESİ: 7. Ana-baba ve akrabanın geriye bıraktığından erkeklere bir pay vardır. Ana-baba ve akrabanın geriye bıraktığından –varlıktan da, borçdan da- farz kılınmış bir nasip olarak kadınlara da bir pay vardır.
8-Miras taksimi yapılırken uzak akraba, yetimler ve yoksullar da orada hazır bulunuyorlarsa, hem onlara ondan bir miktar verin, hem de gönül alıcı sözler söyleyin.
33. Ana-babanın ve akrabanın geriye bıraktıkları malların hepsi için mirasçılar belirledik. Yeminlerinizin/anlaşmalarınızın akde bağladığı kimselere gelince, onların paylarını da kendilerine verin! Allah her şeyi dikkatli bir tanık olarak gözetlemektedir.
36. Allah'a ibadet edin. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetim ve öksüzlere, çaresizlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa, size bağımlı olanlara iyi ve güzel davranın. Allah, kasılıp böbürlenen şımarıkları sevmez.
TEVBE SURESİ: 10. Bir mümin hakkında onlar ne bir yemine/akrabalık bağına saygı gösterirler ne de bir antlaşmaya. Onlar düşmanlık dolu, azmış kişilerin ta kendileridir.
NÛR SURESİ: 22-Bir de içinizden nimet ve varlık sahibi kişiler, yakınlarına, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vergisini vermekte kusur etmesinler, affetsinler, kusurlarına aldırmasınlar! Allah'ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah, bağışlayandır, merhamet sahibidir.
ŞÛRA SURESİ: 23. Allah'ın, iman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara müjdelediği, işte budur. De ki: "Ben, buna karşılık sizden, yakın akrabamı/Ehlibeytimi sevmeniz dışında bir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik/güzellik üretirse onun için, o ürettiğine bir güzellik daha ekleriz. Çünkü Allah Gafûr'dur, çok affeder; Şekûr'dur, iyiliğe karşılık verir/teşekkür eder.
İSRA SURESİ: 26. Akrabaya hakkını ver! Çaresize, yolda kalana da. Fakat saçıp savurma!
RÛM SURESİ:38. O halde, akrabaya hakkını ver. Yoksula, yolda kalmışa da. Allah'ın yüzünü isteyenler için bu daha hayırlıdır. İşte böyleleridir, kurtuluşa erenler.
FURKAN SURESİ: 54. Sudan bir insan yaratıp, onu nesep ve sıhriyet akrabaları halinde oluşturan O'dur. Rabbin çok güçlüdür.
ENFÂL SURESİ: 75. Sonradan inanarak hicret edip de sizinle birlikte cihada katılanlar da sizdendir. Kan akrabaları ise, Allah'ın Kitabı'na göre birbirlerine daha yakın dostturlar. Allah herşeyi bilir.
BAKARA SURESİ: 83. İsrailoğullarından şöyle bir söz de almıştık: Allah'tan başkasına ibadet etmeyin, anne-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik ve güzellikle davranın. İnsanlara güzeli ve güzelliği söyleyin. Namazı/duayı yerine getirin, zekâtı verin. Bütün bunlardan sonra siz, pek azınız müstesna, sırt çevirdiniz. Hâlâ da yüz çevirip duruyorsunuz.
177. Yüzlerinizi doğu ve batı yönüne çevirmeniz hayırda erginlik/dürüstlük değildir. Hayırda erginlik/dürüstlük o kişinin hakkıdır ki, Allah'a, âhiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır; akrabaya, yetimlere, çaresizlere, yolda kalmışa, yoksullara, özgürlüğüne kavuşmak gayretinde olanlara malı seve seve verir, namazı/duayı yerine getirir,zekâtı öder. Böyleleri söz verdiklerinde ahitlerine vefalıdırlar; bolluk ve bereket zamanı kadar, zorluk, sıkıntı ve şiddet zamanında da sabırlıdırlar. İşte bunlardır özüyle sözü bir olanlar. İşte bunlardır takva sahipleri.
180. İçinizden birine ölüm geldiğinde, eğer bir hayır bırakacaksa, üzerinize yazılan şudur: Ana-babaya, akrabaya, örfe uygun vasiyette bulunmak. Takva sahipleri üstüne bir hak olarak...
NAHL SURESİ: 90. Şu bir gerçek ki Allah; adaleti, iyi ve güzel davranmayı, akrabaya vermeyi emreder. Tüm pisliklerden/edepsizliklerden, kötülükten, azgınlık-doymazlık ve kıskançlıktan yasaklar. Düşünüp ibret alırsınız ümidiyle size öğüt veriyor.
ŞUARA SURESİ: 214. En yakın akraba ve hısımlarını uyar.
*********
Bakın Hz. Muhammed (S.A.S) ünlü Veda Hutbesinde ne demiş;
"İNSANLAR! Allah Teala her hak sahibine hakkını vermiştir.Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur.Çocuk kimin nikahında doğmuşsa ona aittir.Zina edenin çocuğa sahip olma hakki yoktur.Babasınınkinden başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına bağlılık öne süren nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hakk, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder."
*********
Bu, KUR’AN’ın ve Hz. Muhammed’in sözlerinden sonra hala İslâm’a atıfta bulunarak, İslâm’a dayanarak soyculuğun karşısında olan var mı? Var ise soyunu söylemeyi de unutmasın.
*********
Unutulmasın ki; İNSANLIĞIN REFAHI TÜRK’ÜN SAĞLAYACAĞI NİZAM İLE KOŞUTTUR.
cancanBey
◙ Anasayfa
    
|
|